Fethullah Gülen’in İnanç  Ve  Psikolojisi...
Hazım Koral

Fethullah Gülen’in İnanç Ve Psikolojisi...

Aynı kültür ve inanç havzasında yetişen ve yaşayan insanların üç aşağı, beş yukarı aynı değer ve zihniyete sahip olmaları şaşılacak bir durum değildir aslında. Zira insanlar söz konusu havzada aynı kaynaktan beslenmektedirler. İster medrese tahsili görmüş olsunlar, ister imam hatip veya ilahiyat mezunu olsunlar insanların hâlet-i ruhiyelerindeki durum ve mentalite pek değişmez.  Ancak kayıt ve gelenek dışı kaynaklardan beslenilirse insanlardaki durum ve perspektif değişebilir. Açık bir şekilde ifade edecek olursak başta Anadolu olmak İslâm coğrafyasının büyük bir kesimine hâlâ Emevî zihniyeti hâkimdir.

Bilindiği gibi Emevîler iktidara geldiklerinde halkı itaat ve zapt-u rapt altına almak için son derece baskıcı ve zalimane politikalar uygulamışlar ve halkın büyük bir kesiminin din anlayışını da değiştirmeyi başarmışlardır. Otoriteye itaat adına sindirdikleri halkı “edilgen” ve sürü gibi “güdülebilir” bir duruma sokmuşlardır. Üstelik bunu yaparken tahrif ettikleri dini kriterlerin argümanlarını kullanmışlardır. “Fasık da olsa, zalim de olsa otoriteye itaat edin” anlayışı o dönemde neş’vü nema bulmuştur. Fethullah Gülen’in 40 yıldan beri günümüze kadar süre gelen vaaz, demeç ve yazılarına baktığımızda bu zihniyeti ve bu psikolojiyi görmüş oluyoruz.

Bugüne kadar ve özellikle 12 Eylül ve 28 Şubat askerî darbelerinde Fethullah Gülen ihtilâlcilere şapka çıkarıp meth-ü senalarda bulunmuştu. Bu düşünce Fethullah Gülen’de evrilerek ABD ve Siyonist İsrail’e de tebdil edilmiş oldu. Çünkü psikolojisi buna müsaitti. Öte yandan yine din anlayışının kendisine tevdi ettiği bir misyon da söz konusuydu. Bu misyon lokal otoritenin mevcut seküler yapısını değiştirip dini yasalara geçişini sağlayacak girişimlerde bulunmak. 40 yıldan beri böyle bir amaç güttükleri de bir gerçek. Ayrıca “hilâfet” olgusuna bakışları da (kendileri açısından) böyle bir çabayı zorunlu kılmaktadır.

Bu minvâl üzere olan düşüncelerinde mütevellit  AK Parti ile koalisyona girdikten sonra kendisinde kısmî iktidar gücü oluşmaya başladı. İşte bu noktada bizzat Muâviye gibi iktidar his ve duygularına kapılarak nicedir plânladıklarını tahakkuk ettirme girişiminde bulundular. İlk denemeyi 17 – 25 Aralık sürecinde yaptılar ancak bilindiği üzere muvaffak olamadılar. Yenilen güreşe doymazmış misali ikinci raunt olarak Yüksek Askeri Şura toplantısı öncesi işi aceleye getirerek 15 Temmuz’da tabiri caiz ise “altın vuruş” yaparak darbe girişiminde bulundular. Ancak yine bilindiği üzere bunda da başarılı olamayıp, halkımızın feraseti karşısında rezil-i rüsvay oldular.

Eğer başarsaydılar hiç kuşkusuz Fethullah Gülen “halife” sıfatı ile Türkiye’ye gelmiş olacaktı. Ancak bu olmadı. Zahiren olaya baktığımızda ve sathi bir tahlil yaptığımızda sanki “ironik” bir durum ortaya çıkmaktadır. Zira Türkiye’deki halkın büyük çoğunluğu Ehl-i Sünnet inancına sahiptir ve ideallerinde “hilafet” düzeni kurmak vardır. Peki nasıl oluyor da aynı ideali taşıyan Cemaat’e ihtilâl girişiminden dolayı tepkisel tavır koyuluyor? Biz bunu Fethullah Gülen’in ABD ve Siyonist İsrail’i otorite kabul edip, onların dümen suyunda ümmetin vahdetini zedeleyecek nitelikteki İran düşmanlığında görüyoruz. Halkımız bu noktada Fethullah Gülen’i ciddiye almadı ve onun darbe girişimine tepkisel bir tavır koydu.

Araştırmacı Yazar Muntazar Musavî Fethullah Gülen’le ilgili Rast Haber’deki köşesinde şöyle bir açıklamada bulunuyor: “Bir şahsiyeti hele hele topluma mal olmuş bir kişiliği tanımanın en doğru ve ideal yolu, onun kendi sözleri ve eserleridir. Bu metotla tanımak istediğimiz şahsiyetin; dünya görüşü, idealleri, olayları okuma biçimi; dini, siyasi ve kültürel olarak durduğu yeri, seçtiği taraf başta olmak üzere tam bir profilini çizmek mümkündür.”

“Amerika ve İsrail güdümündeki FETÖ / PDY (Fethullahçı Terör Örgütü / Paralel Devlet Yapılanması)’nın 15 Temmuz’da giriştiği darbe kalkışmasının oluşturduğu gerek ulusal ve gerekse uluslararası etki ve tartışma ortamı genişleyerek ilerliyor.”

“Bu ortamda merak edilmesi, cevaplaması gereken sorulardan biri de: “Kimdir bu Fethullah Gülen? Nasıl bir ruh dünyası var ve neyin peşinde?” sorusudur. Zira gerek kalkışmanın ve gerekse bundan sonra yaşanacak gelişmelerin doğru analizi için Fethullah Gülen’i doğru tanımalıyız.”

“Fethullah Gülen’i de tanımanın da en ideal ve en doğru yöntemi tabi ki onun sözleri ve eserlerine yönelmektir. Onu kendi dilinden tanımaktır. Bizde O’na yönelip kulak verelim. Bakalım hangi konu da neler söylemiş.”

Büyük şeytan ABD için söyledikleri: “Amerika’ya dünya da ihtiyaç vardır. Amerika, şu andaki konum ve gücüyle bütün dünyaya kumanda edebilir. Amerikan demokrasisinin yumuşak havası herkesi barındırabiliyor. Bütün dünyada yapılacak işler buradan idare edilebilir. Amerika’dan habersiz iş yapmak uygun değildir. Bizim dünyanın dört bir yanında açtığımız okullarda böyledir… Amerika’ya düşman olmak/karşı olmak doğru değildir, yarar getirmez! Amerika’nın bize burada bulunma hakkı vermesi bile büyük bir nimettir!”

İşgalci Siyonist İsrail için söyledikleri: “İsrail meşru otoritedir! İsrail hükümetinden izin almaksızın Gazze’ye yardım götürme teşebbüsü bile doğru değildir. Filistin için İsrail’den izin almaksızın yapılan bir aktivite sırasında ölen kişi şehit değildir!”

Günümüz Haçlıların lideri Papa için söyledikleri: “Pek muhterem Papa cenapları, tarafınızdan başlatılan ve devam etmekte olan Dinler arası Diyalog için Papalık Konseyi (PCID) misyonunun bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz. Bu misyonun tahakkuk edişini görmeyi arzu ediyoruz. En aciz bir şekilde hatta biraz cüretle, bu pek kıymetli hizmetinizi icra etme yolunda en mütevazı yardımlarımızı sunmak için size geldik.”

Müslüman İran Halkı için söyledikleri: “Dünyada İranlılarla yıldızı barışmayan (onların düşmanı olan) bir insan varsa o da benim! İran, fitneler tarihidir. İran, ihtilaller tarihidir. İslam’ı zorla kabullenmişler (iman etmemişlerdir)!.. İranlıların normal düşünmesi mümkün değildir!.. Türkiye ile İran’ın dini bir değildir!”

Bütün dünya Müslümanlarına izzet ve şeref bahşeden ve anti emperyalist halkların imrendiği İslam İnkılabı için: “İran’daki hareketin halkına faydası ne oldu bilemem, ama diğer Müslümanları töhmet altında bıraktılar… Müslümanlık adına İran’daki hareket zararlı olmuştur!?.”

Rahmetli İmâm Humeynî için söyledikleri:“Humeyni samimi değildir. Humeyni çok büyütüldü ve kendisine büyük bir kredi verildi. Ancak O, bunların hiçbirini değerlendiremedi. İslam Devrimi çok zararlı olmuştur!?. Keşke İslam Devrimi olmasaydı!?. Ben Humeyni olmak istemem. Zaten onun gibi siyasal İslam’a dair hedeflerimde yok!”

Ehl-i Beyt muhibbi Şiîler için söyledikleri: “Şiiler bir tepki cemaatidir. Zorla Müslüman olmuşlardır!?. Ben Şiilik’ten endişe ederim. Şia, Fars Aleviliğidir. Müslümanlığa karşı kin ve nefretini Hz. Ali’ye de yansıtır, Ali’yi kendi mitolojilerindeki Zaloğlu Rüstem haline getirmişlerdir. Mübalağa zihnî bir yalandır. Doğru olandan yalan insan haline dönüşmüştür!.. (Yani Şiilik zihni bir mübalağadır!?.)”

12 Eylül Darbesi için söyledikleri:  “Asker tam zamanında yetişmese bütün millet olarak inkisar içinde ağlamaktan başka çaremiz kalmayacaktı. Ümidimizin tükendiği yerde, Hızır gibi imdadımıza yetişen Mehmetçiğe bir kere daha selam duruyoruz. Kenan Evren Cennetliktir. Kucaklayan ve kutsal kurtarıcı bir melektir.”

İslâm’a darbe vurmak ve Milli Görüş’ü iktidardan düşürmek için, omuzu demirliler tarafından Sincan sokaklarında tanklara cirit attırılarak yapılan Post Modern 28 Şubat Darbesi için söyledikleri: “Milli Güvenlik Kurulu’nun milletimizin güvenliğini için müdahale etmesi meşrudur. Müdahale etmediğimiz zaman tarih önünde suçlu oluruz mülahazasıyla hareket ediliyorsa meseleyi böyle algılıyorsa bana göre onlar masumdurlar. Eğer işin içinde bir hata varsa bu içtihat hatasıdır. Hatta fakihlerin mülahazasıyla da yaklaşılabilir, içtihattaki hatalar bir sevap kazandırır, isabet olursa iki sevap kazandırır mülahazası!?.”

Millet vekili seçilmiş olan Merve Kavakçı’ya başörtüsünden dolayı “Bu kadına haddini bildirin, burası rejime meydan okuma yeri değildir” deyip yargısız infaza girişen ve savcıları göreve davet eden biri olarak ve ayrıca politik hayatı boyunca dinî değerlere savaş açan Bülent Ecevit için: “Siyasî tarihimizin önemli ve müstesna simalarından Sayın Bülent Ecevit, hep inandığı gibi yaşadı ve inançlarından asla taviz vermedi… Ahirette şefaat edeceğim ilk kişi Ecevit’tir!..”

Kendi hezeyan ve halisinasyonları için söyledikleri:  “Ben Allah’la görüşüyorum. Allah bana dedi ki; Ben kâinatı Muhammed Mustafa (s.a.a) için yarattım, senin için devam ettiriyorum!.. Ben İsa Mesih’im. İsa Mesih (a.s)’in ahir zamanda ki dönüşü bir anne babadan doğal yollarla olacak. İşte O, benim!.. Ben (kâinat idaresinin kendisine bırakıldığı) Kutbul Aktab’ım. Ben kızdım mı, dışarıda fırtına olur kasırga çıkar!..”

Fırka-i Naciye olarak gördüğü Cemaati için söyledikleri: Hz. Peygamber (s.a.a) tevarüs edip bu memleketin işlerini bizlere tevdi etti!.. Ben rüya âleminde insanların cehenneme gitmelerine engel olmak istiyordum. Her ne kadar gayret gösterdimse de insanları engelleyemedim. Ancak sizi temin ederim; ben onlara baktım, bu Cemaat’ten tek bir kişi bile yoktu!..

Cemaat’in izleyeceği strateji için söyledikleri: Sistemi avucunuzun içine alacağınız ana kadar kendinizi belli etmeyin, takiyye yapın!.. Diyalog, barış ve hoşgörü adına birisi “La ilahe illallah” derse Allah’ın hatırı için alıp başınıza koyun. Bunun için kelime-i şehadetin ikinci kısmının (Muhammedün Resulullah) söylenmesine gerek yoktur!..

Kendisini kutsamak adına Kâbe’de ki sinekler için söyledikleri: İnsanlar Kâbe’nin etrafını çok kirletiyorlardı. Ve bu sebeple de ortalık sinek kaynıyordu. Buna rağmen sinekler beni ısırmazdı!..

Türkiye hükümeti ve Cemaat karşıtı herkes için söyledikleri: “Allah’ım onları hezimete uğrat!  Onları sars! Birliklerini boz! Onları paramparça et! Onları birbirlerine musallat et! Onlara karşı bize yardım et! Onları birbirlerine kırdır! Onlara karşı bize yardım et! Güçlerini birbirlerine karşı kullandır! Onlara karşı bize yardım et!”

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...