Irmak Toprağa Sarıldı Ben Aşka
Eda Bildek

Irmak Toprağa Sarıldı Ben Aşka

Göğe bak dedi Meczup, ay her şeye şahit. Değil mi ki, gökyüzünün yörüngesi altında yeryüzünün bağrından filizlenen her acıya da her sevince de Allah şahit.  Hem o her şeye muktedir olandır, gönlünü sarıp sarmalayacak olandır.  Sonra günlerdir yazmadığımı hatırlattı bana, yazmaktan kaçtığımı. Söze söz eklemek ikbali verilmiş olsa da bana, yüreğimi söze yüklemek maharetinde değildim o vakit. Ne acıma selamet dileyecek kadar ermiştim ne sevincimin kanatlarından yükselecek kadar tasasız. O vakit kaldırdım bakışlarımı Meczup’a, akıp gittim gözlerinin ışığından kendi aksime bir sükûnet, taşın dahi kalbini yerle yeksan edecek bir kör sessizlik abandı üzerimize.  Aramızda uçup giden bakışmaların gölgesinde bir bayrak gibi dalgalandı cümleleri:

“Aşk sana yüzünü gösterdiğinde izle onu. Yolları çetin ve sarp olsa da. Ve kanatları seni kucakladığında ram ol ona. Onun kanatları arasında gizli kılıcı vardır, o kılıç seni yaralayacak olsa da gönlünü ver ona. Şimal rüzgârının nefesi gönül bağını tarumar etse de dönme aşk yemininden. Zira aşkın yolu dikenlidir. Nasıl ayaklarını yerden kesip göğün yedi kat ötesine yükselip varlığını nasıl seni sevgiliyle taçlandıracaksa öyle de yedi kat yerin dibindeki zindana atacaktır. Sevgilinin bir sözüne hasret bırakacaktır. Ve dahi çarmıha gerecektir. Hem isyan etme nasıl serpilmeniz içinse öyle de budanmanız içindir.

Nasıl ki sevgilinin çehresi ile bir güneş gibi köklerinize hayat bahşedecekse yine o gözlerin yokluğuyla köklerinize kadar sirayet edip seni sarsacaktır. Aşkın yolu öyle dümdüz değildir, bil ki seçilmiş olmayanın nasibi de değildir.”

Tüm bunları söylerken Meczup ay şahittir. Kalbimde ayın şahitliğine şahittir. Gönlümden kanatlanan kuşların söylediği şarkılara da, ciğerlerime dolan sevgilinin kokusuna da secdem şahittir. Secdemin şahitliğine de Mevla’m şahittir. Yine de söz işte; çıldırtan, kanatan. Hem acılarını kıyaslayan onca insanın arasında aşığın hali bir başkadır.  Aşığın yüreği merhamet üzerinedir. O, sararıp dökülen yaprağa da, kuruyup savrulan dallara da; kanayıp duran gönül yaralarına da iç geçirendir. Böylece ay ışığının gölgesinde taş duvara yasladığım başımı, üşüyüp duran varlığımı sarstı Meczup dedi ki:

“Sil gözünün yaşını seni elekten geçirir aşk, yumuşayınca kadar göğsün yoğurur. Ve daha sonra kendi kutsal ateşine, Allah’ın kutsal sofrasına ekmek olasınız diye pişirir. Hem bilesin ağlamak hafifletir. Gözden akan sevgilinin dudaklarına kıvrılması gibidir, aşkın yaşı. Hiçbir şey vermez sana kendinden gayrı ve hiçbir şey almaz senden kendinden gayrı. Aşk sahip olmaz, ne de sahip olunabilir; zira aşk kâfidir aşka.”

O söyleyip durdu, içli bir şarkı gibi. Doğru ya, derdi aşk olanın aşka gönlü olanın çilesi de güzeldi. Hem dünya aşksız çekilir gibi değildir. Halep tarumar olurken, İslam coğrafyaları kan gölüne dönerken; Irmak tertemiz varlığıyla toprağa akıp karışırken yeryüzü katlanılır gibi değildi. Aşk bunca yaranın içinde soylu bir direnişti. Tam böyle bir uyanışın tefekküründeyken kalbim, araladı dudaklarını Meczup, gitmeye hazırlanırken kurumuş bir gülü avuçlarıma bıraktı. Gülün kavruk kokusu, sevgilinin avucumdaki kokusuna karışırken dedi ki:

“Aşkın bir arzusu yoktur, kendini gerçekleştirmekten başka. Fakat aşkın kimyasının kaçınılmazıdır, var olduğu gönlün içinde arzular inşa etmek. Öyleyse tek arzun sevgili ile bir olmak olsun. Aşk ile bir olan iki gönül tekliğe ulaşır. O vakit aynel yakın olur aşka. Allah’ı bulur. Onu bulan başka ne ister. Zira layık olursanız aşka, o sizin seyrinizi değiştirir. Ve işte o noktada deki ‘Ben Allah’ın kalbindeyim’.”

Meczup dönüp gitti karanlıkların arasından. Irmak, bir çiçek gibi ekildi toprağa. Halep’in gönlünden bir kan ırmağı aktı. Öylece birbirini tanımayan nice kalp bin ah etti gecenin sükûnetinde ben aşka sarıldım. Üşürsen, kalbimde küllerin hâlâ sıcak. Ne de olsa, ben aşkın toprağındanım. Ve aşka yeminliyim. Hem aşka seçilmiş olanın başka seçimi olamaz buna da şahidim. İnan bana başını kaldır ve göğe bak ayda şahit. Ekim’de şahit. Sen benim şarkımsın, başkasının dili sana dönmez. Gönlü de seni sevmeye yetmez.

Hem yaşamak için ırmak toprağa sarıldı, ben aşka. Neticede ikimizde çalınmış yarınların bahtında Hakka sarıldık.

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...