Neden Nefret
Huriye Meral Değirmenci

Neden Nefret

Düşünüyorum, düşünüyorum, işin içinden çıkamıyorum. 

Anlamaya çalışıyorum, anlayamıyorum. 

Batıl ideolojilere sahip, bozguncu, zâlim, hadsiz kâfirlere hissetmediğimiz nefreti ve kini, neden biz, ( Müslümanlık iddiasında bulunanlar) birbirimize hissediyoruz. 

Rab olan Allah bize birliği tavsiye ederken, bizler, cemaat, camia, mezhep, tarikat, oluşum, fraksiyon klikler şeklinde bölünüp parçalanıyoruz. 

Aynı tarikat ve aynı mezhep içinde bile onlarca parçaya bölünmüşüz. Bununla da kalmayıp en doğru yol benim yolum iddiasındayız.

Üstünlük yalnızca takva iledir ve takvayı ölçecek, bunu takdir edecek olan da yalnızca yüce yaratan iken, bu nasıl bir akıl tutulması, nasıl bir aymazlıktır ki, biz Rab adına karar yetkisini elimize alıp, insanları yargılıyoruz. 

İlk sözüm, en başta, öz'e ulaşma, sevgi'yle var olma, egoyu, yani nefsi yok edip yekdiğerini önceleme sistemi olması gereken tasavvuf ve tarikat mensupları, bunca kindarlığı, nobranlığı, hadsizliği, aldıkları yada almaları gereken tarikat terbiyesiyle  nasıl  bağdaştırabiliyorlar. 

Tasavvufi terbiye, sövene dilsiz, dövene elsiz olun derken, günümüz de var olan tarikat müridleri, kendilerinden olmadığını iddia ettikleri din kardeşlerine karşı nasıl bu kadar öfke, nefret ve kin dolu olabilmektedirler. 

Şimdilik sözle ifade ettikleri duygularını ellerine fırsat geçtiğinde bu kardeşlerin kendi fikirlerine uymayan müslim yada gayrı müslim insanlara revâ görecekleri muamelatı düşünmek bile istemiyorum. 

Ve tasavvuf diye dayatılan hint mistisizmini, ortaçağ karanlık din anlayışını, yada Yunan felsefesini reddedeyim derken İslam’ın İrfan'i, kalb'i ve ruh'i boyutunu yok sayan İslam’ı yalnızca muamelat dini haline getiren kül ile beraber tüm köz ve özüde silip süpürüp yok sayan rasyonalistler, size sesleniyorum, İslam asla mistik bir oluşum değildir. Bu konuda haklısınız, fakat bu size tasavvuf ehli kardeşlerinizi tekfir etme, aşağılama, hor görme, dışlama hakkı vermez. Yargılama hakkı Allah'a aittir, size değil. Bize de değil.  

İslam yalnızca aklı ve mantığı da öncelemez. İslam da kalp ve ruha yani duygulara da yer vardır.  

Allah (cc) bizleri ya insanlıkta eş, yada dinde kardeş yapmışken bu tahammülsüzlük nedendir. 

Allah (cc) "Mü'min'ler ancak kardeştirler" ve Peygamber'imiz,  "İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe İman etmiş olmazsınız " derken, bizler acaba neyin peşindeyiz. Derdim kimseye dîni vaaz vermek değildir. Ama gördüğüm şu ki, bizde bu içsel husumet varken dış düşmana hiç ama hiç ihtiyacımız yoktur. 

Bizi dıştan yenemeyeceğini anlayan dış düşman şimdi bu oyunun peşindedir. Aklı olan uyanık olsun, uyanık dursun. Aklını kullanmayan, nefsinin, öfkesinin peşinden gidense asla tasavvuf ehli olduğunu iddia etmesin. Müsamaha ve hoşgörü öncelikle kardeşimize kardeşliğimize olmalı değil mi. Ve bizim birbirimizden başka ne dostumuz nede gidecek kapımız vardır. Ortadoğu daki halkların durumuna düşmemek için haydi şimdi selamı yayma ve gülümseme zamanı.

Vesselam. 

 

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Cihan Aktaş yazdı: Toplumsal cinsiyet ve aile
Cihan Aktaş yazdı: Toplumsal cinsiyet ve aile
Esenyurt’ta Vahdet Rüzgarı Esti..
Esenyurt’ta Vahdet Rüzgarı Esti..