Cemaatin Yöntemi
Mehmet Deveci

Cemaatin Yöntemi

Darbe girişimi şahadet için iyi bir fırsattı.

İçimizdeki seçkinler bu fırsatı ne güzel değerlendirdi.

Vay ki kısmet değilmiş.

Peki darbeciler? Bu soruyu daha önce de sormuştum: Dertleri neydi bunların. Dünya nimetlerinin hepsinden faydalanan; dolgun maaş, devletin her imkânı vs önlerindeyken dertleri neydi ki bu halkı öldürdüler? Dertleri yoktu.

Derdi olan adam öldürür mü? Derdi olan adam ölür, ölür!

Bunların sorunu bir beyinlerinin olmaması. Zekalarını, beyinlerini, imkanlarını sahiplerine teslim etmeleri. Sahip oldukları nimetleri Allah'tan bilmeyip sahiplerinden bildiler. Sahipleri şimdiye kadar kendilerine verdiklerinin karşılığında "hizmet" istediler. Ve yine onlara dünyalık vaat ettiler. Vay ki dünyayı vaat ettiler.

Bir de saf grubu var. Dini ve cemaati bunlardan öğrenenler grubu. Onların derslerinde, yurtlarında pişenler, İslami öğretileri onlardan öğrenenler tayfası. Her cemaat müntesibi gibi onlar da hakikatin kendi cemaati olduğunu düşünüyorlardı. Arada gördükleri soru işaretlerini kendilerince çözüp, liderlerine sorgusuz sualsiz bağlılıklarına devam ediyorlardı. Allah birçok ayette inananlara: "Düşünün, akledin." der. Kimisi bazı şeylerden huylandı ve ayrıldı. Kimisi sorgulayamadı bile. Çünkü bir çarkın içerisindeydiler ve o çark onların sorgulamasına engeldi. Bir kısmı ise yani halkın en fazla gördüğü; camide namaz kılan, dershanede çocuklara sahiplik eden, yurtlarda öğrencilere öğreticilik yapanlar ise zaten yukarı ile bağları çok kopuktu. Direk hoca efendiye bağlıydılar. Onun vaazları, onun sohbetleri her şeylerine tatmin edici bir cevaptı.

 

Kimisi onların iş yerlerinde, kurumlarında çalışıyor, rızıklarını oradan temin ediyorlardı. Ne yani durup dururken oradan ayrılacaklar mıydı? Zaten mesai çıkışı haftalık sohbetlerde manevi boşlukları yeterince dolduruluyordu. Daha yukarılarda neler olduğu ise gizem yüklü hikâyelerle kendilerine anlatılıp uyutuluyorlardı. Hoca efendinin neden Amerika'da yaşadığı, dünyadaki hiç bir Müslümana müsamaha göstermeyen bir devletin onu neden koruyup kolladığını hiç düşünmüyorlardı.

Dünyanın dört bir yanında hizmet aşkı ile çalışanların cemaat için yaptığı fedakârlıklar sürekli dillendirilip teşvik edici sohbet olarak kullanılıyordu.

Beddua olayında kafaları karışanlar olmuştu. İçlerinden birine sormuştum o sıra. Bu bedduayı başka kime yaptı? Çocuk öldüren devletleri otorite olarak kabul edip bağlılıklarını gösterip, 28 Şubat Generallerine el pençe divan durup eyvallah ederken bu bedduayı başka kime yaptı?

Peki, demiştim ardından: Tüm bu olaylarda sence cemaatin hiç mi bir suçu yok! Hadi bana bir tane yanlışını söyle!

Düşündü arkadaş. Eminim ilk defa o zaman düşündü bu sorunun cevabını. Onu da vardır elbette diye geçiştirdi.

Ümmetin en zeki çocuklarını tam otuz yıldır bu oluşum beyinsizleştirdi. Onların sorgulama, akletme, düşünme yetisini ellerinden aldı. Kayıtsız biat ile kendine bağladı. İhtiyacı olan her şeyi (din, para, makam, mevki) müntesiplerine verdi.  Eğitilmiş birer köle yaptı. Beyinleri iğdiş edilmiş zeki köleler olarak envanterinde kayıtlı tuttu. Bu ümmete verdiği en büyük zarar da budur bu oluşumun.

Genel Kurmay Başkanı’nın yaverinin savunmasını okumuştum.  Mesleğe girmesinde soruları vererek yardım etmişler. Ona namaz kılmasını öğretmişler. Kendini gizle diye de uyarmışlar. Etliye sütlüye karışma, kendini gizle. Zaman geçtikçe de gerekli atamasını, terfisini de en güzel şekilde ayarlamışlar. En son Genel Kurmay Başkanlığı Yaverliğine kadar da gelmiş. Bu zamana kadar ondan hiçbir şey talep etmemişler. Ve gün gelmiş Genel Kurmay’ı dinlemek için odasına bir alet koymasını istemişler. Güvenlik açısından(!) Hem de. E o da bu kadar iyiliğini gördüğü ağabeylerinin isteğini sorgulamamış bile.  “Namazını ima yolu ile kıl, etliye sütlüye karışma, sana verilen emirleri yerine getir”  diyen ağabeyleri hiçbir şey istememişler ondan. Ta ki son güne kadar saklamışlar onu. O kadar hizmetlerinin karşılığını da son gün istemişler. Ee sana akletmeyi, sorgulamayı öğretmeyen namazın ne faydası olacak ki, değil mi?

O da sanıyor ki bu adamlar ne güzel ağabeyler. Bana namazı öğretip ilgilendiler. E bir kere de kendilerine “hizmet” etmemi istediler. Ki onu da yapmak sevap(!) sonuçta.

 

Allah uyansınlar diye bir sürü şey gösterdi cemaat üyelerine:

Beddua seansları

Mit Tırları olayı

Cemaatten ayrılanların itirafları

17-25 Aralık darbe girişimi.

Tüm bu ilahi uyarılardan sonra hala onların arasında bulunanlar, dernek, sendikalarında bulunmaya devam edenler  “safmışım, anlayamamışım” demesinler.  Tercihlerinin sonuçlarına adam gibi katlansınlar. Çünkü hepsi rüzgârın tersine döneceğine o kadar inanıyorlardı ki.  

Olay ne bir parti ne de Bir Tayyip Erdoğan meselesi. Ordumuzu zayıflatmak, yıpratmak kastı ile memleket meselesi. Vatan, bayrak, ümmet meselesi…

Geri planda kimlerin olduğu ise zaten ortada.

Benim Rabbim, güzel Rabbim hep söyledi:

Hiç aklınızı kullanmayacak mısınız, düşünmeyecek misiniz?

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Yıldız Ramazanoğlu Yazdı: Hz. Fatıma'nın Günümüze Düşen Işığı...
Yıldız Ramazanoğlu Yazdı: Hz. Fatıma'nın Günümüze Düşen Işığı...
Serdar Duman Yazdı: Türkiye Sekülerleşiyor mu?
Serdar Duman Yazdı: Türkiye Sekülerleşiyor mu?