Ölüm...
Hatice ATASOY

Ölüm...

"Ağzınızın tadını bozan ölümü sıkça hatırlayınız.."

Ölüm… Yine ürperdi içim, mahzunlaştım... Başkasının ölümü üzerine çok şey konuşabiliriz ya bizim ölümümüz nasıl olacak? Çok mu uzağımızda sanki? Neden gündemimizde yok kendi ölümümüz? Başımı iki elimin arasına alıp düşünüyorum… Kendi ölümümü, kabrimi, Münker- Nekir’i ve karanlık bir çukurda tek başıma kalışımı. Çocuklarımın  mezarımın başındaki hıçkırıklarını.  Annemin yürek yakan sızılarını…

Azrail meleği geldi izin istiyorum bir beş dakika versen sevdiklerimle helalleşsem, bir telefon açsam “hayır” diyor “vakit tamam” meğer saniyeler, saliseler dünyaya aitmiş…

Nerede sevdiklerim, o uğruna gözyaşı döktüklerim, nerede onlar için Rabbimi üzdüklerim. Kimse yok işte. Korkuyorlar benden. Biraz önce ölmemem için dua edenler, bir bir terk ediyorlar beni…

Hani hep derdim ya: O dostum olsun benim; diğer dostlar hep geçici. Bakın işte herkes, bir an önce kabrime koymak için yarışıyorlar adeta… Ya dostum ALLAH değilse, Peygambere ümmet olamamışsam ne olacak? Tutunacak dalı olmayan ben, ne yapacağım şimdi? Kaldım mı yapayalnız? Daha şimdiden başladı keş kelerim… “Filanı dost edinmeseydim, filanın peşinden gitmeseydim.” Ellerime bakıyorum bomboş, dünyaya ait yanımda hiç bir şey yok. Bitmeyecek sandığım ömür sermayemi, nasılda heba etmişim. Defterim tutuşturulurken titriyorum adeta, benden istenen yalnızca kulluktu, samimiyetti, ihlastı… Off şeytan, off nefsim, nasılda yenik düşmüşüm size.

Küçük günahlardan bir şey olmaz ALLAH affeder diyerek, beni kandıran fısıltılarım, bak gör nasılda birikmiş dağ gibi!”  Ben aslında namaz kılanlardandım.” diye sessizce mırıldanıyorum ama olmamış işte, ya riyayı karıştırmışım ya da içini boşaltmışım. Dünyada almışım yaptığım iyiliklerin bir kısmının karşılığını; çünkü Allah’tan alacağım diye Allahın eline bırakırcasına vermemişim. İşte işimin başımdan aşkın olduğu an! İşte korkularımın ayyuka çıktığı zaman!

“Ben Rabbimi çok severdim.” diyorum, sessizce fısıltılarım devam ediyor. Sevgi bedel ister, hem iyi bakayım sevgime, gerçekten en çok sevdiğim o muydu? Kıskanç olduğunu bildiğim halde neden Onunla arama başkalarını yerleştirdim, tercih ederken neden Rabbimi değil de menfaatimi ön plana koydum? Dünyalıklar uğruna yaptığım çabalarım, neden ahiret için yoktu? Dünya da birileri unutunca nasıl da üzülürdüm ya şimdi Allah unutursa beni.

Onun bana verdikleri karşısında o kadar acizleştim ki… Küçüldüm, küçüldüm, yok olsaydım keşke dedim. Hiç doğmamış, hiç dünyaya gelmemiş olsaydım. Bile bile, sahibimin kapısından kovulmak ne kadar zormuş, derdimi dinleyecek kimsem de yok, halimi arz edecek de. İşte yapayalnızım. Şimdi dövünme vakti, şimdi gözyaşlarımın bittiği an!
Bakıyorum, ellerim şahitlik yapmaya başlıyor, ayaklarım, gözlerim, kulağım, Aman Allah’ım tüm ayıplarım, kusurlarım ortada… Hani o çok gizlediklerim, kimse duymasın diyerek hasır altı ettiklerim, özellerim, hepsi hepsi bir bir ortaya konuluyor… Utanıyorum, soğuk soğuk terliyorum . Ne kadar fırsatlar verilmiş tevbe etmem için, ama ben daha zamanı var diye ertelemişim ya da hatada ısrar etmişim, yüzüm yok ki Rahman’a. Affet diyemiyorum, defterim açılmış çünkü, meğer nelerde yapmışım.

Kimseyi görmek istemiyorum, kimsenin yüzüne bakacak halim yok… Peygamber (as) geçiyor bir ara yanımdan… Bakıyorum, son bir şansım olur mu diye; ama alemlere rahmet olarak gönderilen bir peygamber hayır tanımıyor bile beni? Ben O’nun ahlâkını kuşandım mı sanki sünnetini yaşamak için ne yaptım, niye sahip çıksın ki bana?

Düşüncelere dalmışken bir ses yankılanıyor kulağımda” Halâ zamanın var; çünkü halâ yaşıyorsun. ” Ürperiyorum, eveett yaşıyorum ve tevbe için zamanım var diye seviniyorum.

Haydi, kalk ve şükret çünkü hala ölmedin!

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...