Hoşca Kal Umudum
Hatice ATASOY

Hoşca Kal Umudum

On günü geçti aramızdan ayrılıp ebedi aleme yolcu edeli. Şubat ayının soğuk ayazına inat, gülümseyen bir güneş ve ılık bir bahar havasında veda ettin bizlere.

Yokluğun çok koyuyor be ablam, hasret şimdiden oylum oylum dolup taşıyor sinelerde. Ayrılık türküsü sızlatıyor içimi, hüzün yağıyor yürek başkentimin her bir parçasına. Bir gül misali sararıp solan bedenin canlanıyor gözümde ve bir de son anlarda getirdiğin canhıraş tekbirler. Oysa ne çok şey vardı biriktirdiğimiz, yazmakla bitmeyecek. Artık sen de, anılar defterinde kaldın şimdi.

Tam üç yıla serilmiş ağır bir imtihan. Hastane odalarından, koridorlardan ne çok haykırışlarımız olmuştu sessizce. Kaç sabah namazını uyanık karşıladık, ne dualar döküldü seher vakitlerinde dillerimizden, birbirimizden saklı tuttuğumuz. Ne zordu "Kanser" adına alışmak, ne zordu.  “Bu çok sinsi ve çabuk dağılan türden, iyileşmesini beklemeyin” sözünü duymak ve bunu senden hep saklamak.

Ağır iki ameliyat ve arkasından gelen bitip tükenmek bilmeyen kemoterapi günleri. Haftalar boyu kollarına enjekte edilen, her damlası ile vücudunda ağır tahribat yapan zehir karşısındaki acizliğimiz ve senin hiç bitmeyen umudun. Ablam benim, adeta hastalığınla dalga geçmen, boyutunu bilmene rağmen pes etmemen, ne güzeldi.

"Çoklu organ kaybı yaşıyor" dedikleri anlarda bile morarmış kolların, sararmış vücudun, kütük gibi şişen bacakların, bir yudum suyu bile kabul etmeyen midenle nasıl da Allah’a şükrediyor, nasılda geleceğe umut dolu sözler sarfedebiliyordun .Bu Allah’a teslimiyetin çok bariz bir göstergesiydi ablam. Şükretmeyi unutmuş, ufacık bir sınanmada feryadü figan eden bize, Müslümanlara ne anlamlı bir mesajdı.

Kanser olmayan hiçbir organın kalmamıştı son zamanlarda. Onca acıyı omuzlarken gözlerimin içine bakarak "Senin umudun var mı?" demiştin ya hani abla. “Senin hastalığın çok sahtekâr. Ne ona güveniyorum ne de bu ilâçlara ama Rabbim dilerse iyileşirsin” demiştim. Sende, "Evet, bende yalnızca Rabbimden şifa bekliyorum" demiştin.

Yaşamında ölümünde hayırlı olanını istedik abla, senin için hayırlı olan ölümmüş .Ondan gelmiştik ve Ona gidecektik. Azrail sana nasıl geldi bilmiyorum  ama ölümünden bir gün önce ara ara duvarlara boş gözlerle bakarken yüzüne yayılan tebessümler, bilinç kaybı yaşadığın anlarda bile dilinden düşürmediğin tekbirler ve dua ayetleri, kendini Medine’de Ravza'da hissetmen yarına dair umudumuz oldu.

"Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz" hakikatinin sende tecellisine şahit eyledi Rabbim bir kez daha. Kılamadığın namazlarını bir teheccüt vaktinde eda etmende bunun bir parçasıydı

"Babam bana Kur’an okuyor mu?" demiştin ya, bir hafta boyunca koridorlarda hep okuyordu. Hem yüreğine, hem de bedenine şifa olsun diye. Son anında yarım kalmıştı okunan ayetler, belki sen tamamladın.

Kaç gündür yokluğuna alışmaya çalışsam da, olmuyor be ablam. İçimde bir şeyler kopuyor, her yerde senin hatıraların var. Birlikte okuduğumuz kitaplar, dinlediğimiz ezgiler, öksüz kaldılar şimdi.

Ölümü ilk kez bu kadar yakından tanıdım ve bana soğuk gelmedi. Sadece özlem birikti hepsi bu. Bir süre ayrı kalacağız ve her sabah belli saatlerde çalan telefonumdan, sevgi dolu sesini duyamayacağım ama sen, en emin olanın yanında güvende ve huzurlusun. Acıların dindi ve bu umut beni diri tutacak İnşaallah.

Çok canın yandığı zamanlar içimden “Allah’ım ne olur yardım et. Nasıl ki çöl ortasında, Hz.Hacer’e yardım etmişsen, Sevr eteklerinden Resul’e nasıl uzanmışsa yardım elin, bize de uzat” diye fısıldarken,  senin "Hamd olsun sana Rabbim" deyişini duymak nasılda utandırıyordu beni. Bir bardak çay içsen nasıl mutlu oluyorduk abla. Acaba her gün rahat rahat yemeğini yiyenler hiç bunun için şükrettiler mi? Hiç su içebiliyoruz ve o midemizde kalıyor diye şükrettik mi?

Vedaları hele de hastane vedalarını sevmem ben ablam. Sana hiç veda etmedim ama her fırsatta ettiğin dualara adım karıştı biliyorum. Son gün  boğazımda düğümlense de hıçkırıklar,dua istedim senden. Nefes alıp vermekte bile zorlanırken, Allah’a kulluğu şiar edinmiş o güzel yüreğini öptüm ya abla, bu da bir mutluluk benim için.

“Ben ölürsem annem ne yapar nasıl dayanır “ diyordun ya. İçindeki imanla sabırla direniyor abla, çok zor olsa da. Ailemizin diğer fertleri de. Hep ders ortamlarında anlattığımız sabrı yaşıyoruz şimdi.

Senin heyben doluydu ablam. Onları sabırla, hamdla, şükürle,nafilelerle süsleyip donattın. Geride bıraktığın herkes buna şahit. Biz, hepimiz çok razıydık senden Rabbim'de razı olsun. Mekânın cennet olsun canım ablam. Seni hiç unutmayacağız.


Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...