Hira’dan Esen Rüzgar
Hatice ATASOY

Hira’dan Esen Rüzgar

Bitip tükenmek bilmeyen hayallerimin değişmeyen tek adresi: Mekke-Medine… Her gidenin ardından sessizce ağlamak ve bir gün inşallah diye umut etmekten başka bir şey gelmezdi elimden. Bu günlerde üç arkadaşımı yolcu ettim kutsal topraklara. Buruk bir sevinç kapladı yüreğimi. Biliyordum benim gözlerimle de bakacaklardı, benim ellerimle de dua edeceklerdi. Benim için de af dileyeceklerdi.

İlk gün aramadıklarında hüzünlendim. Acaba sahiden oraya gidince herkes unutuluyor mu düşüncesi içimi sızlattı. Ama hemen ertesi gün ve daha sonra her gün aramaları, oranın havasını buraya taşımaya çalışmaları inanılmaz bir mutluluktu. “Şimdi Ravza’dayız, senin içinde namaz kılıyoruz, şimdi Cennetül Baki’deyiz sana da dua ediyoruz” diyorlardı ağlayarak… Hatice anneye, can parçası Fatıma’ya selam göndermemek olmazdı…

“Uhud’un eteklerinden arıyoruz birazdan okçular tepesinde olacağız… İşte Resulullah’ın sığındığı mağara tam karşımızda” derken sanki elimi uzatsam dokunacak kadar yakın oluyordum. Ve o coşkuyu, heyecanı an be an yaşamak tarifi imkânsız bir güzelliğe dönüşüyordu bende. Bizde sık sık okçular tepesini boş bırakıyoruz ne olur dua edin de, Rabbim bizi de bağışlasın diyerek Peygambere itaatin zorunluluğunu bir kez daha konuşmamız gerektiğini sorguluyordum kendi dünyamda.

“ Şimdi Uhud şehitliğinde Hz. Hamza’nın yanındayız” Bir bakın hala kılıç seslerini duyabiliyor musunuz? ”Uhud bir dağ ama o bizi sever bizde onu” demişti efendimiz. Uhud içinde birçok şehidi barındırıyordu nasıl sevilmezdi. Mus’ab bin Umeyr oracıkta uçmuştu cennete, Hz Hamza‘nın ciğeri orada sökülmüştü. Belki hala kurumamıştı kanı… Hanzala Uhud’un eteklerinde Rabbine melekler eşliğinde gülümsemiş, Abdullah bin Cahş’ın duası orada şehadetle taçlanmıştı…

Hacer, Kuba’ya ulaştığında “işte karşımda Kuba Mescidi hadi ilk selamı sen ver Ona” dedi sanki oradaymış gibi selam verdim. Peygamberimizin hicret sırasında konakladığı yerde yaptığı ilk iş mescid inşa etmekti şimdi yanı başımızdaki mescitlerimizi boş bırakır olduk... Bizim ilklerimizi düşündüm ve Türkiyeli Müslümanların tekrar mescitlerine dönmeleri için dua istedim Hacer’den… Ve Kuba’da Esad bin Zürare’nin yokluğunu hissederek neden gelmedi diyen Peygamberin ümmetleri, yitik evlatlarını neden hiç aramazlar acaba diye hayıflandım.

Mekke’ye geçecekleri gün yürek yangınları başlamış, yetim çocuklar gibi mahzun olmuşlardı. Rabbim bu ne büyük bir sevgi seliydi ki daha ayrılmadan sevgilin hasreti yakıyordu, yanındayken özlem duymak denilen buydu anladım…

“Veee şimdi karşımızda Kabe olanca sadeliği ve olanca ihtişamıyla” diyecekler ve susacaklardı ve bende o sessiz anlatımlarını yüreğimle hissedecektim…

Şimdi Hira’dan ılık ılık rüzgar esiyor hüzünden üşümüş yüreğimin en derin yerlerine… Hasretindeydim ya, Resulullah’ın kokusunu duyurmaya çalışıyor can arkadaşım hıçkırıklarla… Vee birlikte Alak suresini okuyoruz, okumalarımız biraz daha netleşsin diye. Ve Hira mağarasından İslam dünyasının içinde bulunduğu içler acısı durum için dua ediyor ve yapılması gerekenleri tefekkür etme zorunluluğunu bir kez daha konuşuyoruz.

Gece üç telefon çalıyor uzun uzun, koşuyorum Mekke’den tehecütte kaldırıyor arkadaşım hadi birlikte namaz kılıp aynı duayı edelim diye. O Kabe’ye dokunurken ben titriyorum burada, o öperken Hacerül Esvedi “Peygamber öptüğü için seni öpüyorum” diyen Hz. Ömer’e de selam gönderiyorum…

Akabeye çıkarsanız biatlarımızı gözden geçirmeyi ihmal etmeyin. Safa Merve susuz İsmaillere su aramanın koşusuna dönerse şayet çöl sıcak olsun kavrulsun dudakları zemzem yetişir buna inancım sonsuz diyorum… Hz. Hacer’in teslimiyeti bir kez konuşulmalı Kadınlar gününde, tüm servetini Allah yoluna adayan ve boykotu yaşayan Hz. Hatice’de, Mekke sokaklarında Kureyş’in efendimizin üzerine attığı pislikleri temizleyen Fatıma’da…

Şeytanın sütunlarına bakarken Rabbimizle aramıza set olan her şeyi yıkmak için bir taş atın içinizden… Ve doyasıya yaşayın her anını değerlendirin diyorum fısıltı halinde…

Daha dönmedi arkadaşlarım eminin geldiklerinde anlatacakları çok fazla şeyler olacak bu telefon sinyalleriyle bana yansıyan ve sürekli” burada olmalıydın” sözlerine binaen karalanmış satırlardı… Beni orada onlara unutturmayana Hamdolsun, inanın ben de sizi unutturmadım…

Rabbim kabul etmeyeceği duayı hayal ettirmezmiş inşallah bir gün ben de isteyen sizlerde orada, oracıkta Allah’ın evinde konuk olmanın güzelliğini yaşayacağız yeter ki yürekten istemesini bilelim selam ve dua ile…

Bu yazı 09.03.2012 tarihinde anteppress.com’da yayınlanmıştı…

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...