Siyasetin Karanlığından Edebiyatın Aydınlığına.
Zeynep Haşemi

Siyasetin Karanlığından Edebiyatın Aydınlığına.

Siyasi ve gündeme dair yazılara kısmen ara verip rotayı edebi yazılara, çalışmalara çevirdim.

Neden mi?

Çünkü özgürce yazıp eleştiremeyeceksem, yanlışlara işaret edip doğruları sunamayacaksam, topluma yazılarımla ayna olamayacaksam ne anlamı var yazmamın?

Kaldı ki siyah ve beyaza mahkûmsa yazar, yazacak neyi kalmış ki?

Geriye ne kalır ki? Kaleminiz artık ya siyahı ya beyazı yazacaksa...

Hâlbuki o kadar renk varken neden siyah ve beyaza mahkum edilir yazar?

Belki ben yeşili seviyorum.

Yeşili severken yanında düş mavisini ya da hüzün morunu...

İzin veremezdim renklerimin katledilmesine.

İçimdeki baharın, rengârenk sevincin hoyratça katledilmesine seyirci kalamazdım.

Bin bir güçlükle başı göğe değen dağlardan, rüya mutluluğu hissettiren ovalardan, şehirlerin boğuk havasına rağmen şehre nefes aldıran parklardan, bahçelerden topladığım demet demet, rengarenk çiçeklerimin kara kışa teslim olmasına razı olamazdım.

Kışa geçit veremezdim.

Düşünce dünyamın çöplüğe dönmesine, ruhumun suyu kesilmiş nehrin bataklığına ve vicdanımın örümcek ağları bağlamış, çürümeye terk edilmiş işlevsiz bir tren istasyonuna dönmesine izin veremezdim.

Kin, nefret beni esir almamalıydı.

Rüzgarın büyüsüne kapılıp yürümeyecektim.

O, bembeyaz kalem tutan, çocuk seven, çiçek okşayan ellerim gönlümün razı olmadığı sözleri alkışlamayacaktı.

Kalbimin yalan dediğine dilim doğru demeyecekti.

Bunun için bir liman bulmalıydım.

Bir aşk, bir sevgili edinmeliydim.

Beni, duygularımı, düşüncelerimı kin girdabına bulanmasına mani olacak bir aşık…

İşte onun için “Edebiyat” dedim.

Beni kin, nefret ve ayrıştırma canavarına meze olmaktan ancak edebiyat kurtarabilirdi.

Düştüm peşine edebiyatın.

Sessiz bir aşık gibi sürdüm izini.

Karanlık sokaklarımın ışığıydı.

Vurulmuştum, aşıktım.

Bir gece…

Issız…

Sessiz bir gece!

Karanlık, siyah tülden gelinliğini giymişken ben yine sokaklarda o bahar güzeli edebiyatı aramaktaydım.

Kararlıydım, bu kez yanına yaklaşıp o şiir kokan romanın aşk kokulu saçlarından tutup öykü heyecanı saçan gözlerine gözlerini dikip gül kırmızısı dudaklarından sayısız denemelerle sıkıca öpecek, tüm gücümle kimi yer yer aşk, özlem, hüzün, sevinç, matem, korku kokan narin bedenine var gücümle sarılacaktım.

Türkiyetimes

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...