Mensure Kaplan Sürgün Sevdalar…
Sürgün Sevdalar…
Mensure Kaplan

Sürgün Sevdalar…

Sevda, insana ilintili bir garip bir duygudur. Bir beşerde, hem şaşar, hem de pişer diyebilir miyiz bilmiyorum?

Hiç kimse yoktur ki sevda ucundan köşesinden kokusu sinmemiş olsun tüm “benliğine” Silkinmek boşunadır bu durumda. Bulaşmıştır bir kere. Yunus Emre değimiyle “beni bende demeyin bende değilem, bir ben vardır bende, benden içeru.” Benliğim var görünürde ama ben değilim, bir “ben” var ki o da, ben de var olan bir benliktir gizdir.

Sabahın erken saatlerinde, nesillerin evrim geçirmemiş, safiyane yavruların dünyalarına konuk olmak için yola çıkılmış bir menzil havasındayız… Gün karasın da, güneş saklasa da ışığını,  tepelerin ardından illa doğacaktır. Çabasızdır oyunu, sisli vadileri geçerken, birde radyonun ucundan bir ses yükselir, iç alemlerimize doğru,

‘’Gökyüzünde, yeryüzünde 
Gün doğdu mu her gün ilk gün 
Her gün aydınlıktır yoksa ümit 
Her yer loş karanlıktır’’

Bu gidişata böyle bir türkü nasıl da denk düşer, nasılda vicdana giden damarı bulmuş gibi söylüyor. İçini döke döke, kanata kanata, acısını çıkara çıkara….

Servisten bir ses çıkmaz, her birinin amelde ki seyir defteri açılmış gibidir. Yüzlerde tek tek sayfaların izleri… Anılar üzerinde gezinen göz bebeklerin uzağa takılmış bakışlarda ise bir  ab-ı hayat düşleri.. Bu türkü amacını bulmuş sanki ne dersiniz?


‘’Fırtınada ak ayazda
Sürgün her yerde hep yalnızdır 
Gül açsa da kuş uçsa da 
Görmez dargındır’’

Sürgün, yüreklere ağıt yakan bir sevda türküsü, belki de söylenilmeyen giz kalan yorgun bedenlerin de tek nidasıdır. Duyurulmak istenen duygunun kelama yansıması da bu yüzdedir belki…

Bu yüzden hiçbir sevda kalmaz dil de.. Onu konuşturacak bir bülbül bulur elbet yada rengini güle veren bir serçenin hikâyesine misafir olur. Yine sevda uğruna ölen bir duygunun kafeslenmiş salınmamış hali…

Yine aşka sevdalı yine aşka dargındır bu kalp, ama inadına her fırtınada yine dimdik ayakta, sürgün şehirlerden sürgün vadilere doğru yer bulmakta. Bu yol….

‘’Her durakta her uykuda 
Sürgün her nefeste yalnızdır 
Hem şafakta hem yurdumda 
Hasret sancıdır 

Yol olsa da ses duysa da 
Dağ aşsa da her adım son 
Her an son adımdır tek başına 
Yalnızlık bir yankıdır.’’

Değişen bir şey yok işte. Bu sancı ne kadar ağır olsa da doğacak olan tek bir şey vardır. O da “yalnızlık”tır. Duraktaki her bekleyişleri sonu elbet hüsrandır. Ama bir o kadarda umuttur seven için. Bitmeyen hikâyelerin içe dönük dünyasıdır, anılarla yolculuğudur…

Bir seyir defterine yazılan, duvar yazısıdır ’’öyle özlersin ki!.. Gel diyemezsin. Sadece beklersin …..’’ sürgün sevdaların tercümanı sanki….

Nasıl ki şu vicdana başka birilerini sığdıramıyorsan.  Zamanı da alınan bu nefese sığdıramazsın…

Menzile doğru yaklaşırken, bitiveren türkünün sonunda bir iç çekmeleri sessizce duyar gibiyim. Belki de farklı vadilerde farklı renkler vardır kim bilir... Kimisi bir doğa yeşilidir, kimisi sonbaharın rengi, kimisi de , üzerimize düşen bir kar tanesi... Ne diyebiliriz. Her ne olursa, bu durumda bize susmak ve tevekkül etmek kalıyor. Öyle işte…

Dua ile

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Atasoy Müftüoğlu Yazdı: Kuran’ı Kerim  muhafazakarların yoğun saldırılarına uğruyor.
Atasoy Müftüoğlu Yazdı: Kuran’ı Kerim muhafazakarların yoğun saldırılarına uğruyor.
Cevdet Işık yazdı: Silah Ve Zeytin Dalı, Ortadoğu’da Şiddetin Kökenleri
Cevdet Işık yazdı: Silah Ve Zeytin Dalı, Ortadoğu’da Şiddetin Kökenleri
pendik escort kartal escort pendik escort sex hikaye kurtkoy escort