Mensure Kaplan Aşura Günü
Aşura Günü
Mensure Kaplan

Aşura Günü

İki yüreğimiz, iki farklı çetref ile çarpmakta. Biri müjde biri de hüzne gark olmuş, bir zaman dilimidir muharrem ayı.

En çok canımızın yanması da Hz. Hüseyin (a.s) den yanadır. Susuzluktan çatlayan gönüllerimize bir damla girse bile, lal olur şu dilimiz. Hatırlandıkça insan, Peygamber torununa  böyle bir zamanda yapılan bu zalimliğe ne diyeceğini bilemez oluyor. Çünkü sözün anlamını yitirdiği bir durumdur bu. Hüseyin’in bedenine yapılanlar karşısında,  kendi bedenlerimizde yaşamak bir nevi kederdir, hüzündür, bencilliktir, nefistir bizim için.

Biz Kerbela’nın içinde değiliz ki ‘’O’’nu anlayabilelim, var olmak lazım içimizde, bütünlük lazım his lazım, bela lazım ki Hz Hüseyin gibi acı nedir, kırgınlık nedir, hüzün nedir,  bilebilelim...

Öz nokta..

Aşura ile aşureyi birbirinden ayırmak lazım, yürekten hem de bilerek, aşina olarak, içimize sinerek, bilmek gerek

Nedir Aşura? Kelime olarak “onuncu” demektir. Yani Muharrem ayının 10. günü demek. Bu gün, İmam Hüseyin ve dostlarının Kerbela denilen sahrada şehit edildiği gündür. Yani bu bir kutlama değil yastır. Caferiler bu günde aşure dağıtmazlar, yas olduğu için helva dağıtırlar.

Aşüre ise, Bazı tarihçilere göre, Nuh’un gemisinin karaya oturduğu gün de Muharrem ayının onuncu günüdür. O yokluk ve açlık günlerinde Nuh’un gemisinde, bu onuncu günde gemide kaynatılan gıda da “aşüre’dir. Muharrem’in onuncu gününde aşure yapılması bu nedenledir.

Tarihi rivayetlerde,  Aşûre günü adı verilen 10 Muharrem gününde meydana geldiği söylenen diğer bazı önemli olayları da kısaca şöyle sıralamak mümkündür:

‘’Hz. Nuh’un gemisi Tufandan kurtulup, Cûdî dağına Aşûre günü oturmuştur. Bilindiği üzere, Hz.Nuh, Allah’ın emri üzerine kendine inananları yaptığı bir gemiye bindirmiş, tufan gerçekleşince, inanmayanlar suda boğularak helak olmuşlardı. (Hûd, 25-43)

 Hz. Âdem’in tövbesinin kabul edilmesi,

 Hz. İbrahim’in, Nemrut’un ateşinden kurtulması,

 Hz. Yakup’un oğlu Yusuf’a kavuşması,

 Hz. Musa ve İsrail oğullarının Firavunun zulmünden kurtulmaları, 10 Muharrem (Aşûre) günü gerçekleştiği rivayet edilen olaylar arasındadır.’’  

Yine hadis kaynaklarımızda  İbni Abbas’ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Hz. Peygamber Medine’ye geldiğinde, Yahudilerin Aşûre günü oruç tuttuklarını gördü. “Bu nedir?” diye sordu. “Bu hayırlı bir gündür. Bu, Allah’ın İsrail oğullarını  firavunun zulmünden kurtardığı, bu sebeple de Musa’nın oruç tuttuğu gündür” dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.s.), “Ben Musa’ya sizden daha lâyığım.” buyurdu ve hem kendisi bu günde oruç tuttu, hem de başkalarına oruç tutmalarını emretti.” (Buhârî,Savm, 69; II, 251; Müslim, Savm, 127; I, 795)’’

Hatta Resûl-i Ekrem’in de peygamberlik öncesi ve sonrası dönemde, bir süre bu günde oruç tuttuğuna dair rivayetlere de rastlanır. Medine döneminde bu orucu Müslümanlara tavsiye ettiği bilinen bir husustur. (Buhârî, Savm, 69; II, 250; Tirmizi, Savm, 50; III, 128)

Ama benzerlik konusunda ihtilaf olmaması için efendimiz muharrem ayının 9.10 ve 11 günün tutmaları daha efdal olduğuna vurgu yapmaktadır. Buda isteye bağlıdır.

Rabbim bu günün hürmetine duaları, zikirleri, halis va salih ile tutulan oruçları kabul eylesin inşallah.   Dua ile.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Atasoy Müftüoğlu Yazdı: Kuran’ı Kerim  muhafazakarların yoğun saldırılarına uğruyor.
Atasoy Müftüoğlu Yazdı: Kuran’ı Kerim muhafazakarların yoğun saldırılarına uğruyor.
Cevdet Işık yazdı: Silah Ve Zeytin Dalı, Ortadoğu’da Şiddetin Kökenleri
Cevdet Işık yazdı: Silah Ve Zeytin Dalı, Ortadoğu’da Şiddetin Kökenleri
pendik escort kartal escort pendik escort sex hikaye kurtkoy escort