Kerbela Olmasın Vijdanlar
Mensure Kaplan

Kerbela Olmasın Vijdanlar

Kerbela’ya dönüşen vicdanlara sahip değil miyiz? Her birimiz. Gözümüzün gördüğü şeylere karşı ruhumuz alışıyor olmasın.

 

Evet alışıyor, ve alıştırılıyoruz. Sonra hayatımızın normal akışına devam ediyoruz.

 

Yeryüzünde sürekli zulmün tezahürleri ile karşılaşırken, şunca zulüm kılımızı kıpırdatmıyor. Dahası kimi mazlum kim zalim farkında da değiliz.

 

Allah resulü “Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse, kalben karşı koysun. Bu da imanın en zayıf derecesidir.”  Müslim, Îmân, 78; Ebû Dâvûd, Salât,

 

Hz. Ali’nin “ Bin kez mazlum olsan da bir kez zalim olma” sözü ile birlikte değerlendirdiğimizde zalimlere karşı mücadele ederken kesinlikle zulüm işleyen konumda olmamamız gerektiğini öğretiyor bize.

 

Elle müdahale mazluma somut yardımda bulunmak zalime karşı mücadele etmek demektir. Yoksa insanlara zorla ibadet ettirmek, günah işleyen dünyada ceza vermek demek değildir. Zalimin zulmünü sorgulayacağız mazlumun imanını değil.  Ama biz mazlumun yanında somut tavırlar ortaya koyamıyoruz, imanın zayıf noktamızdan vurulmuşuz da haberimiz yok,  sözüm kendime aslında, ey nefsim sen anla.

 

Bir kez daha kanıyor yüreğimiz ama biz elimizden geleni yapmıyoruz. Sadece şu ayete dayanıyor yüreğimiz “Sizin duanız, imanınız olmasaydı. Rabbim size değer verir miydi?" (Furkan Suresi, 77) 

 

Bizde duaya sarıyoruz serzenişlerimizi, ya rabbi sen El Mü’min’sin güven verensin, El Hafız’sın koruyansın, sana dayanıyoruz. Çünkü El Alim’sin her şeyi bilensin

 

Katılaşıyor muyuz?…

 

Başkalarına yapılan münkerlikten dolayı yüz çeviriyoruz. Hâlbuki bize yapılan, tahammül edemediğimiz şeylere karşı çok iyi tırnak törpüleyebiliriyoruz. Öyle ya!  İçimizdeki duyarsızlığın ve tutarsızlığın yerine, merhameti ve vicdanı koyamıyoruz, yerlerini değiştiremiyoruz bir türlü.

 

Şimdi bize ne oluyor? Irkların üstünlüğü savaşarak mı ortaya çıkıyor. Bu durum muharrem değil de nedir? Kültürleri aynı, ırkları aynı, düzenleri aynı, jenerasyonları aynı, daha sayalım mı?

 

Bu insanlar birileri tarafından hayalleriyle oynanıyor ve gerçekleri çalıp yerine yalanlar konularak zihinsel kaosa sürüklenmiş bir insan olarak toplumda yer alıyor. Gerisini siz düşünün artık.

 

Kerbela, yürekli vicdanların ayakta kalma savaşıydı. Nefislerden feragat etme davasıydı. Nefis ve Arzu  diyorum, bunun altında başka bir sebep yok, çünkü birbirimizle uğraşıyoruz.

 

Tıkanıyoruz…

 

Ruhsal ve bedensel olarak kendi içimizde yok oluyoruz. Bizi esir alan modernleşme cabası içindeyiz. Meşgulüz, aman ha! Sessizliğe başınızı gömün, kimse sizin vücudunuzu görmüyor nede olsa,

 

Biz kendimizi savunamadıktan sonra başkasını nasıl savunalım…

 

Kendimizi değiştirmedikten sonra da başkasını nasıl değiştirelim…

 

Bizim yapmadığımız halis niyetleri, başkalarına nasıl tavsiye edelim…

 

Savaşımız kendimizle değil mi? Biz kaybettikçe dış etmenlere, dış fikirlere maruz kalmıyor muyuz?.

 

Düşünmek lazım. Neden mi?

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...