Annemin Hacc Özlemi
Hatice ATASOY

Annemin Hacc Özlemi

Tam sekiz yıllık bir hasretin ardından şimdi vuslata erme vaktiydi. Aylar öncesinden başlamıştı hazırlıklar. Anne ve babam, sonunda hacca gidecekler ve o büyük buluşmayı, o mahşerin provasını yaşayacaklardı beyaz kefenler içerisinde.

Son güne, son ana kadar tüm kardeşler bire bir yaşadık her hallerini. Anlık kızmalarını, aceleden ne yapacağını unutmalarını vs. Gece saat 00:30 olduğunda valizler hazırlanmış ,hacc kıyafetleri giyilmiş, kokular sürülmüş ve işte hazırdı kutlu yolun yolcuları. Abim önce kısa bir dua etti ardından hep birlikte tekbir ve telbiye getirerek çıktık yola. Tıpkı gelin çıkarır gibi.

İçim içime sığmıyordu. Sevinç, hüzün her şey birbirine karışmıştı. Her sene kura çekilişlerde isimleri çıkmadığında gözyaşlarına boğulan anneme “Tadını çıkar, buraları hiç düşünme olur mu?" diye sürekli nasihat ediyordum .Annem zor bir sınavdan geçiyordu çünkü. Ablamın amansız hastalığı onu endişenlendiriyordu. Buruktu annem, son kez gözlerime bakarken ona “Her zamankinden daha iyi bakacağız merak etme” dedim. Annemin heybesindeki yük ağırdı, belli etmese de babamın da.

“Ev sahipleri misafirlerine çok ikramda bulunurlar biliyorsun. Kâbe’ye varınca, dokununca, yüz sürünce örtüsüne, açınca ellerini sınırsızca iste, durmadan iste, bol bol iste dedim." Orası aşkın merkezi, orada edilen dualar boşa gitmez, belki fazla ısrarcı olmak gerekiyor, aşındırmak ve usanmadan Rahman olana yalvarmak.

Hayır duaları eşliğinde gittiğimiz havaalanında son kez sarıldık, son kez vedalaştık. Kendiliğinden boşalan gözyaşları aslında mutluluğun habercisiydi. Medine’ye, en sevgiliye doğru biriken sevgi, onlarca belki binlerce selâmın yükünü yükleyerek yüreklerine, son kez el salladık birbirimize.
Resulün ayak bastığı, on dört asır öncesinde bıraktığı misk kokusunu ciğerlerine çekmek için yollara düşmüşlerdi. Yol uzundu beklemek zordu ama “Hacc meşakkatti “bu kadar olsundu.

Beş saat kontrolün ardından babamın “Kızım biz uçağa bindik. Haydi Allah’a emanet olun" sözleri ile gökyüzüne doğru uçuşları başladı. Şubat ayında aynı heyecan ve coşkuyu biz de yaşamıştık hamdolsun.

Tüm yorgunluğun zirve yaptığı bir anda “Sana geldim ya Muhammed" ilâhisiyle tüm yorgunluklar bitmiş ve Ravzayı Mutahhara'yı gördüğümüz an, özlemin ne de ağır yük olduğunu, vuslatın nasıl da yürekleri hafiflettiğini hissetmiştik doyasıya.

Tüm yaşadıklarım, film şeridi gibi gözlerimin önüne gelmişti. Huzur ve sükûnetin şehri Medine sarıp sarmalamıştı hepimizi. Ayak bastığı yerlerde acaba izlerine karışır mı izlerimiz diye, Uhud'da çıplak ayaklarla dolaşmıştık. Yerler betonlaşsa da her akşam serinliğinde, onun yürek huzuru esintilerine tanık oluyorduk. Tüm namazlarımızı o muhteşem kıraatler eşliğinde kılarken, secde ve rükûlardaki bekleyişlerimiz, namazlarımızı bir daha gözden geçirmeyi öğretiyordu bizlere.

Ve Ravza Rasulullah'ın mezarının hemen yanı başında olmak, kalbimizin küt küt atmasına vesile olacak ve utana sıkıla "Ben de geldim Ya Rasulullah, sana dağılmış parçalanmış boynu bükük ümmetinden binlerce selâm getirdim" diye fısıltıyla başlayıp, boşaltacaktık içimizde neyimiz var neyimiz yoksa…

Annem hergün arıyor. O özlediği, rüyalarına giren şehri tüm benliğiyle yaşamaya çalışıyor. Hiç gitmiyorum otele, şimdi Ravza'nın karşısında Yeşil kubbeyi seyrediyorum diyor. Ve babamın, ablamı sabah namazında  ağlayarak arayıp "Kızım Resulullah'a selâmını söyledim, şimdi yanındayım dua ediyorum" demesi ablam için dünyalara bedel bir şifa kaynağı oluyordu. Ben de özlem tavan yapıyor. Annem anlattıkça diyorum, diyorum ki, bir de Kâbe'yi gör sen. O zaman dilin lâl olup konuşabilecek misin acaba?

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...