Allah'a Misafir Olmak; İtikaf
Mensure Kaplan

Allah'a Misafir Olmak; İtikaf

Ne kadar güzel bir söz değil mi?.’’Allah’ın evine misafirliğe davetlisiniz’’.

Ya Rab, "Ramazan; evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennem ateşinden kurtulma ayıdır." Der Efendiler efendimiz (S.A.V)  , ilk önce bütün insanlığa rahmetin iniyor, sonra oruçlarından dolayı onları affediyor, sonra cehennem ateşinden onları koruyorsun. Bariz bir şekilde bize iletiyorsun güzelliğini. Bizler bunu kavramayacak kadar kör etme ya Rab, her daim seni bilenden, seni tanıyanlardan eyle ne olur.

Ramazanı bize bir lütuftan öte bir nur eyledin, kereminden öte bir kerem. Müslümana sunulan bir kurtuluş eyledin. Bizi kendimize getiren, irademizi benliğimizi tanımamızı sağlayan ve de şuura erdiren ve nefislerimizden feragat eylememizi sağlayan bir lütuf eyledin. Var mı daha bundan ötesi. Vardır tabi senin enginlere sığmayan hazinelerin vardır ya. Bu sadece bunlardan bir tanesi işte..

Ya Rab, bizi cehennemin kapısından dönenlerden eyler misin? Peki, kul olma bilinciyle kapındayız, eşiğindeyiz aç desem açar mısın? Engin kapılarını, yar eyle desem eyler misin? Dost bildiklerini…

Hz. Âîşe'nin rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (s.a.s) orucun farz kılınmasından ömrünün sonuna kadar Ramazan aylarının son on gününde itikâfa girmiştir. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 67, 129).

Son on günündeyiz, itikâftayız, yoluna revan olmuş bir melül’üz, kabul eder misin bu misafirleri, seninle hasbihal eder, dertlerin kapılarını kapamış , yoksulluğu-zenginliği, zoru- kolayı, sabahı,-akşamı, hırçınlığı –hırsı kapının ardına bırakmışız. Sadece sen ve bizler, secdeye giden alnımız, cürüm ile inen yaşlarımız, zikir tutan ağzımız ve duamız olacak, bir de kalbimiz var. Sana tane tane akacakta olan sevgimiz…

Hamlıktan çıkar, bizi ateşinle pişir desem şu Emmare olmuş nefsimizi latif eyler misin? İtikâftayız ya rab sana misafiriz , ‘’umduğunu değil bulduğunu yermiş misafir’’ . Ama biz seni bulma umuduyla buradayız. Yüzümüzü sana çevir.

Diyorlar ya, Bir yerleşim merkezinde bulunan Müslümanlardan birisi bu sünneti yerine getirirse, diğerleri üzerinden bu itikâf görevi düşermiş. Olur mu? Hiç, bizim kendimizle olan hesabımız böyle kapanır mı? Sorumluluklarımız var bizim rabbimize ait, yüreğimizi, vicdanımızı temizlenmeden, sorgulanmadan, başkasının yapmasıyla kapanır mı? Halis niyetlerimiz nerde peki, yükümüz ağırdır, bu dünyada himmet etmek için senden güç bekleriz.

İşte...

 ‘’Gel, gel, ne olursan ol yine gel, İster kafir, ister Mecusi, İster puta tapan ol yine gel, Bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı değildir, Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel...’’der ya,  Mevlana Celalettin’i Rumi…

Ben bu sözü naçizane olarak şöyle değiştirsem olmaz mı?

 ‘’Gel, ne olursan ol, yine gel,                                                                   İster GÜNAHKAR, ister HARİS, ister RİYAKAR,  ister UCUP 
İster NEFSİNE TAPAN ol,  yine gel, ,
Bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı değildir,
Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel.

Cürmümüz ile geldik sana, kaldırsın bizi namaz, okusun bizi dualar… Alnımız yere değdir ya Rab sana kul olmaya geldik, misafirliğe geldik, bizi kabul eder misin? İçimize inen gözyaşıyla akmaya geldik. Niyetlerimizle ümitliyiz

Dua ile…

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...