Şehr-i Güzide… Malatya
Nevzat ÖZKAYA

Şehr-i Güzide… Malatya

Basın Danışmanları Platformu olarak Malatya’nın merkez belediyelerinden Yeşilyurt Belediyesi’nin düzenlemiş olduğu Kültür ve Kiraz Festivali’ne davet edilmiştik.

 

Malatya’yı hiç görmediğim için, gittiğimizde neyle karşılaşacağımız konusunda heyecanlıydım.

 

Sıradan bir seyahat ile iki günü geçireceğimiz düşüncesi vardı artalanımda.

 

Yanılmışım dostlar.

 

Festival günü belli ve hazırlıklar tamamlanmış durumda. Basın Danışmanları Platformu Başkanı değerli meslektaşım, dostum, güzel insan Abdurrahman Cüneyt Fidancı Yeşilköy Havaalanı’ndan kalkacak uçaktaki arkadaşların listesini ve Anadolu’dan kalkacak uçaktaki arkadaşların listesini verdiğinde, işte o zaman heyecan bir kat daha arttı. Malatya seyahatine katılacak meslektaşlarımızla kendi aramızda gidiş programını konuşurken; Fatih Belediyesi Basın Danışmanı Muhterem Nurcan Albayrak Hanımefendi beni ve Boğaziçi A.Ş. Basın Danışmanı Gül Çınar Hanım’ı alabileceğini söyledi. Bizim İstanbul’dan yolculuğumuz böyle başlamış oldu.

 

13 Haziran Cumartesi günü sabah saat 05:00 civarı Fatih’te Nurcan Hanımlarla buluşuyoruz ve Sefaköy’e gidiyoruz. Gül hanımı da alıp ve havaalanına geçiyoruz. Tabi bu arada İSKİ Basın Danışmanı sevgili dostum Ömer Faruk Bey’den mesaj geliyor. Uçağın 06:10’da kalkacağı düşüncesiyle bir saat öncesinde havaalanında olduğunu söylüyor. Bu mesaj önemli lâkin, ilerde bağlantı kuracağımız konu olacak.

 

Havaalanına geldiğimizde Gaziosmanpaşa Belediyesi Basın Danışmanı güzel insan Engin Dinç’le karşılaşıyoruz. Bu seyahatte eksik bir şey kalmasın babından Engin Bey bebeğiyle geliyor. Bebek, tabii olarak bütün seyahatimiz boyunca uğurumuz oluyor.

 

Daha sonra güzel dost Arnavutköy Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürü Mutlu Bahtiyar da geliyor. İnsan ismi ile müsemma derler ya hani, hakikaten, Mutlu kardeşi tanıyan insanlar bunun bariz örneğini görmektedir.

 

Herkes toplanıyor. Esenyurt Belediyesi Basın Danışmanı Metin Karakoç ağabeyimiz de geliyor. Güzel insan Ali Yiğit, Marmara Belediyeler Birliği’nden İsmail Uluhan ve Yeşilay’dan Caner Bey de geliyorlar.

 

Kapılar açılıyor, uçuşa hazırlanıyoruz.

 

Bu arada Anadolu’dan yola çıkacak olan dostlara mesaj vermeden olmaz.

 

Ekip tamam olunca mesaj ortaya çıkmalı değil mi?

 

Bir öz çekim yapıyoruz

“Anadolu”ya el sallıyor

tebessümlerimizi de ulayarak

mesajımızı yolluyoruz

 

Metin Abi yanımda. Uçağa biniyoruz, hostese bileti gösteriyorum; “Şoför mahallinde yer var mı?” diyorum. Metin abi gülüyor. Oradan daha güzel seyir yapılır ya alemi…

 

Uçak havalanıyor. Bembeyaz pamuk tarlasını andıran tasarımı ile Cennettasa ülkemin semalarını arşınlıyoruz.

 

Gidişimiz Elazığ üzerinden olacak. Elazığ’a inip oradan Malatya’ya geçeceğiz. Dönüşte ise direkt Malatya Havaalanı’ndan döneceğiz İstanbul’a.

 

Elazığ Havaalanı’na Anadolu grubumuzla aynı sularda iniyoruz. Ve işte o an; seyahatimiz boyunca bir nazar boncuğu gibi üzerimizde duracak o güzellikle karşılaşıyoruz. Cemil Akti kardeşim, değerli üstadım, aziz meslektaşım… Allah seni her daim “Mutlu Bahtiyar” etsin.

 

Cemil kardeşimizin o sıcak sımsıcak karşılaması ile serüvenimize başlıyoruz. Bu pozitif enerji dönüşe geçene kadar bizimle birlikte oluyor. O’nun varlığında yoğun tempoda bile kendimizi bir o kadar da rahat hissediyoruz.

 

Elazığ Havaalanı’nda Üsküdar Belediyesi Basın Danışmanı sevgili ağabeyim Cüneyt Bitikçi, yine Üsküdar Belediyesi Basın’dan Tuğba hanım ve can kardeşim Ersin Çiçek’le buluşuyoruz.

 

Malatya’ya geldiğimizde Sultanbeyli Belediyesi Basın Danışmanı Birol Alpat ağabeyi fark ediyorum.

 

Malatya’da direkt etkinlik alanına geçiyoruz. Önce, bizi Malatya Yeşilyurt Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürü Lütfü İnan Bey karşılıyor. Evet, kendisiyle tanış olmaktan onur duyduğum insanlardan biri.  

 

Lütfü Hocam, güzel dost siz de unutulamayacaklar arasında yerinizi alıyorsunuz, buraya yazıyorum işte.

 

Hani Malatya’ya ilk defa geliyoruz ya. Etkinlik alanına gelene kadar meraklı gözlerle etrafı süzüyoruz bir yandan. Evet, ilk izlenimim, bu Malatya, benim kafamdaki Malatya değil. Burası farklı bir Malatya, güzel şehir, harika şehir…

 

Etkinlik alanına geldiğimizde davul zurna ile karşılanıyoruz. Yüzlerdeki tebessüm, kalp atışlarını da hızlandırıyor.

 

Orada Yeşilyurt Belediye Başkanı Hacı Uğur Polat’la karşılaşıyoruz. Şunu görmemek mümkün değil. Daha sonra başkan yardımcılarıyla da bir araya geliyoruz, herkesin yüzünde tebessüm. Gerçekten dikkat çekici.

 

Malatya’nın Yeşilyurt İlçesi’nde yemyeşil ağaçların altında serinliyoruz. Muhterem Başkanımıza nazik davetleri için teşekkür ederek, gökçen etkinliklerini takip ediyoruz. Daha sonra ise yemeğe geçiyoruz.

 

Yola çıktığımızdan itibaren bütün arkadaşlar sosyal medyayı etkin bir şekilde kullanıyor ve seyahatin her anını paylaşarak etkinliğin tanıtımına katkı sağlıyorlar. Bunun getirdiği bir sorun, telefonlara şarj dayanmıyor. Her oturduğumuz, mola verdiğimiz yerde piriz arıyoruz. Havaalanında, çay bahçelerinde, lokantalarda…

 

Etkinlik alanından yemek yiyeceğimiz yere geçiyoruz. Başkan yardımcılarımız bize eşlik ediyor. Sayın Başkan Hacı Uğur Polat Bey de yemeğe katılıyor. Yemekten sonra şehir turuna çıkıyoruz.

 

Kanal Boyu Caddesi’nde yürüyüş yapıyoruz. Kanal Boyu Caddesi muhteşem. Çok uzun olmasına rağmen burada yürümek insana zevk veriyor. Akşam Ada Park’taki çay ve sohbetimizde Sayın Başkan Hacı Uğur Polat’ın şu sözü dikkat çekiciydi. Sayın Başkan kanalların önemine vurgu yapıyordu. “Suyumuz bol, bu suyu yeraltında değil de yer üstünden, kanallarla diğer bölgelere taşıyacağız. İnsanlar suyu görmeli.” Bende bu düşünceye katılıyorum. Su hayattır ve insan zihnini rahatlatan eşsiz bir ilaçtır.

 

Mutantan bir günün belki de özeti buradan başlıyor, Değirmen ve  Kernek’te tamamlanıyordu. 

 

Kernek’te tepesinde çaylarımızı yudumluyoruz Malatya manzarasında.

 

Güneş Mezepotomya’nın asil şehrine veda ederken biz de Malatya Büyükşehir Belediyesi’nin bulunduğu alandaki Mustafa Ceceli’nin konserine gidiyoruz.  Konser sonrası ise Ata Park’a intikal ediyoruz.

 

İSKİ Basın Danışmanı dostum güzel insan hani uçak saatini tutturamayıp da bir saat önce havaalanına gelmişti ya. Günü bitirirken ancak Ömer Faruk Bey’le buluşabiliyoruz. Malatya’yı gezmişiz bitirmişiz, bizim Üstad ortada yok. Sonra diyor ki; “Cemil Bey bana, akşama kadar yat” dedi.

 

“Kardeş gezmeye mi yatmaya mı geldik” diye sorarlar insana değil mi?

 

O andan itibaren Basın Danışmanları Platformu Başkanımız Abdurrahman Cüneyt Fidancı Bey WhatsApp grubumuzun ismini de “Malatya’ya uyumaya gelmedik” diye değiştirdi.

 

Nezih bir hava ve sohbet koyu… Fatihli hemşerim Malatya Büyükşehir Belediyesi’nde Daire Başkanı olan Nurhan Demir Ağabey, Yeşilyurt Belediyesi Başkan Yardımcısı sevgili Muammer Zafer Bey, Yeşilyurt Belediyesi Basın Yayın Müdürü sevgili Lütfü İnan Bey ve Basın Danışmanları Platformu üyeleri meslektaşlarım…

 

Ata Park’ta gece ilerlerken Yeşilyurt Belediyesi’nin yüzünde tebessümü eksik olmayan muhterem Başkanı Hacı Uğur Polat Bey de sohbeti şereflendiriyor.

 

Sayın Başkan’ın verdiği bilgilerle Malatya’yı, Yeşilyurt Belediyesi’ni ve hizmetlerini daha yakından tanıma fırsatı buluyoruz.

 

Sayın Başkan, Platform üyelerini “Fahri Hemşeri” olarak kabul ettiğini ifade ediyor. Bu kabul ile ziyaretimiz taçlanmış oluyor.

 

Bu güzel ve nezih ortamdaki çay artı, kiraz artı, dondurma faslını müteakip otelimize revan oluyoruz.

 

Otelde odama çıkıyorum. Saat geç olmasına rağmen günün özetini çıkartıyorum. Ve dostlarla yaşadığımız güzellikleri paylaşıyorum.

 

İkinci gün sabah yine aynı heyecanla kalkıyoruz. Platform Başkanımız Fidancı,  otelden geç çıkana ceza kesiyor. 2 dakika geç kalana çay ısmarlama, 5 dakikaya dondurma, 8 dakikaya yemek. Daha fazlasını da söylemeye gerek yok. Bu cezadan da “çay”la nasibimizi alıyoruz elhamdülillah.

 

Su Sesi’ne gitmek üzere otelden ayrılıyoruz. Su Sesi’ndeyiz… Bu mekânda, yeriyle, havasıyla enfes, huzur ve hayat bahşeden bir kartpostalın içinde hissediyorsunuz kendinizi.

 

Herkes objektiflerine davranıyor. Bu güzellikleri anlamlı karelere yerleştirerek güne “çentik” atıyoruz. 

 

Bu arada seyahatimizi fotoğraflayan Süleyman kardeşimizi unutmayalım. Sanat eseri resimleriyle seyahatimizin anlamını daha da “teze”lendiriyor.

 

Burada da Sayın Başkan, yardımcılarıyla birlikte kahvaltıya eşlik ediyorlar.

 

Yeşilyurt Belediyesi Başkan Yardımcıları; Mehmet Çınar,  Mehmet Güner, Haydar Şahin, Rıza Murat Türksoy ve Malatya Büyükşehir Belediyesi İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanı Erol Yiğit ağabeyle birlikteyiz. Candan bir sohbetle kahvaltımızı yapıyoruz. Bu güzel insanlarla tanış olmanın mutluluğunu yaşıyorum.

 

Başkan Yardımcısı Mehmet Güner Bey ile Malatya Büyükşehir Belediyesi İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanı Erol Yiğit ağabeyin mihmandarlığında Su Sesi tesisini geziyoruz.

 

Kahvaltı sonrası dostumuz Lütfü Bey bizi kayısı bahçesine götürüyor. Oradan da Malatya’yı besleyen Kaptaj Kaynak Suyu’na gidiyoruz. Bu su kaynağı Allah’ın kudretini hatırlatıyor bize.

 

Bu kaynaktan çıkan su Malatya ve civar ilçelere yetiyor. Başkan Yardımcısı Muammer Zafer Bey’in verdiği bilgiye göre,  bu kaynağın suyu bir buçuk milyon insana yetebilecek kadar. Su, dağın dibinden, taşların arasından çıkan çıkıyor. İşte yüce yaratanın ikramı…

 

Merhum Cumhurbaşkanımız Turgut Özal’ın Malatya’ya geldiğinde kaldığı evi görüyoruz. Ve hatırasını yâd ediyoruz. Bu evde Kapraj Kaynak Suyunun çıktığı yerde bulunmaktadır.

 

Kiraz ağaçlarından ellerimizle kiraz topluyor, bir yandan da dostlara ikramlarda bulunuyoruz. Saatler ilerliyor, oradaki güzellikleri de heybemize alarak ayrılıyoruz.

 

Orduzu Pınarbaşı Göleti’ne geliyoruz. Harika bir ortam ve burada çaylarımızı yudumlayıp birkaç resim çekiliyoruz. Sonrasında tarihin kalbine yolculuk yapıyoruz.

 

 

Aslantepe Höyüğü’ne geldiğinizde Anadolu’yu Anadolu yapan o fantastik kurguya dâhil oluyoruz.

 

Aslantepe Höyüğü Malatya'nın 7 km. kuzeydoğusunda yer alan bir arkeolojik yerleşimdir. Türkiye’deki en büyük höyüklerden biri olarak ifade ediliyor. 

 

Kazı çalışmaları bu günlerde ara verilmiş. Şu an orada görevli bulunan zat bize Höyük hakkında bilgi veriyor.

 

200 x 120 metre boyutlarında yerleşim alanına sahip olan Höyük, Otuz metre yüksekliğinde ve MÖ 5 bin yıllarından MS 11. yüzyıla kadar iskân edilmiş. Bölge MS 5. ve 6. yüzyıllarda bir Roma köyü olarak, daha sonra da Bizans rekropolü olarak kullanılmıştır. 

 

Bölgedeki kazılar Louis Delaporte başkanlığında bir Fransız ekip tarafından 1932 yılında başlanmış. Geç Hitit devrine ait olan yerleşkede yapılan kazılarda, MÖ 3.600-3.500 yıllarından bir tapınak, MÖ 3.300-3.000 yıllarından bir saray, çok sayıda mühür ve ustalıkla yapılmış madeni eşyalar bulunmuştur. Tüm bu buluntular o tarihlerde yerleşimin, aristokratik siyasi, dini ve kültürel bir merkez olduğunu göstermektedir. Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenen eserler dışındaki buluntular Arslantepe Açık Hava Müzesi’nde sergilenmektedir. Mühürler, yerleşimin bir ticari merkez olduğunu göstermesi açısından dikkat çekicidir.

 

Bu yerleşke ilk bürokrasinin de vücut bulduğu yerdir. Bu bereketli topraklara sahip olan hâkim sınıf hem politik, hem ekonomik hem de dini erki elinde tutuyordu. Bu haliyle Anadolu’daki ilk şehir devleti olma özelliği taşımaktadır.

 

Kazılar sırasında çok sayıda mühürler bulunmuştur. Bu mühürler muhtemelen çeşitli malların depolanması ve nakliyesi sırasında kullanılmaktaydı ve yapı kompleksi bu haliyle bir saray ekonomisi merkezi olarak görülmektedir.

 

Bazı mühürler ise kırılmış olarak depolanmış durumda. Çalışan halka yemek almak için mühür veriliyor ve yemek aldıktan sonra ise mühürler kırılarak arşivleniyor. O yüzden arşivcilik de bu tarihi kentte gelişmiştir.

 

Bu saray kompleksinde ayrıca arsenikli bakır alaşımlı, gümüş kakmalı kesici-delici silahlar bulunmuştur. Sarayın yakınında bulunan ve MÖ 2.900 olarak tarihlenen mezarın bir kral mezarı olduğu düşünülmektedir. Mezarda değerli ölü hediyeleri bulunmuş olup ayrıca mezarı kapatan taş kapak üzerinde kurban edilmiş dört genç insan cesedi de ortaya çıkmıştır.

 

İnsanlığın hazin hikâyesin bir paragrafını dinledikten sonra yolumuza devam ediyoruz. Selçuklu Sultanı I. İzzeddin Keykubat tarafından yapılan muhteşem eser, Ulu Cami’ye geliyoruz.

 

1224 yılında Selçuklu Sultanı I. Alâeddin Keykubat tarafından, mimar Yakup Bin Ebubekir'e yaptırılan cami, Anadolu'da İran Selçukluları mimarisi geleneğini sürdüren mihrap önü kubbeli, avlulu ve eyvanlı tek eserdir. Kubbede ve eyvanda yer alan çini ve mozaikler devrin en güzel örneği,  hâlâ görkeminden bir şey kaybetmemiş. Detaylı bir ahşap işçiliğine sahip minber ise caminin dikkat çekici başka bir unsurudur.

 

Ecdadın yapmış olduğu bu şaheseri görünce onlara hayranlığım daha da artıyor. Ecdadımızla ne kadar gurur duysak azdır, diyorum. Ulu Camii Anadolu’nun en büyük Selçuklu eseridir.

 

Ulu Camii’de namazımızı eda ediyoruz. Dışarısı cayır cayır yanarken caminin içi serin mi, serin. Manevi huzuru depolayarak Kervansaray’a geçiyoruz.

 

Silahtar Mustafa Paşa Kervansaray’ı da denilen bu yapıt; 1637 yılında IV. Murat Han’ın silahtarı Mustafa Paşa tarafından yaptırılmıştır. Bu kervansaraydan Evliya Çelebi seyahatnamesinde şöyle bahsetmektedir: “En güzeli Sultan Murad Han’ın makbul veziri Silahtar Mustafa Paşa hanıdır. Yüz yetmiş odalı ve demir kapılıdır. Kubbelerle örtülmüş olup eşsiz bir handır. Kapısının üzerindeki tarihin son mısrasında; Oldu bu han-ı cedidaramgah-ı bi bedel. Dikdörtgen planlı, açık avlu ve kapalı (yazlık-kışlık) kısımlardan oluşan kervansarayın giriş kısmının üstünde merdivenle çıkılan bir mescit kısmı yer almaktadır. Üst örtü olarak sade ayaklar üstüne oturtulmuş tonozlar kullanılmıştır. Kesme taş ile örülmüş duvarların üst taraflarına pencereler açılarak hantal duvarlar hareketlendirilmiştir.” 

 

Bazı araştırmacılar kervansarayın ticari amaçtan çok askeri amaçla yapıldığını yazmaktadır. Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından 2010 yılında restorasyonu biten yapının kitabesi de Malatya Müzesi’nden alınarak yerine konulmuştur.

 

Son noktayı Şahin Tepesi’nde koyacağız gibi geliyordu bana ama, havuz başında çay keyfi ile Malatya serüvenimizi bitiriyoruz.

 

Şahin Tepesi… Muhteşem bir manzaraya sahip. Fırında tava ve lahmacun ikram ediliyor bize. Ve sonrasında yağmur damlaları alkış tutarken biz çaylarımızı yudumluyoruz.

 

Şahin Tepesi, çok güzel bir mekân. Daha önceleri halka açıkmış ama şu an halka açık değil. Sadece misafirler için kullanılmakta. Böyle bir tesisten halkın faydalanması gerektiğini söyleyince, Yeşilyurt Belediyesi Başkan Yardımcısı Muammer Zafer Bey bazı eksikliklerinin olduğunu o eksikliklerin giderilerek halka açılacağını söyledi. Evet, çok doğru bir karar, sağ olun muhterem Başkan.

 

Malatya’yı baştanbaşa gezmiş durumdayız.

Platform’da seyahate katılanların ortak kanaati:

1- Kafalardaki Malatya’dan farklı bir Malatya ile karşılaşıldı,

2- Malatya çok gelişmiş ve öz benliğine hala sahip,

3- Mordernitenin ezici gücüne meydan okumakta,

4- İnsanı da şehri de müthiş ve mükemmel.

5- İnsanlar hayatlarında en az bir kere gelip görmeli burayı.

 

Tabi bunca program ve güzel yaşanmışlıklar devam ederken bir dostumuzun sürprizini bekledik hep. İBB Medya A.Ş. Genel Müdürü aziz dostumuz Bekir Kaplan Bey… Her an bir sürpriz yapar da bize katılır mı diye ümit ettik. Bekir Başkanım değerli Genel Müdürüm sesimizi duydunuz sanırım.

 

Ve artık Malatya Havaalanı’na geliyoruz. Polis noktasından geçerken, görevli polislerden biri bana kafasıyla işaret ederek, “geri gel” dedi. İçimden, “bu polis bana taktı galiba” dedim. İyice baktım ve “Sen Doğan değil misin?” dedim. Ayağa kalktı, bir sarıldık, kucaklaştık. Evet, benim 24 yıldır görmediğim ortaokul ve lise arkadaşım Doğan. Uçak kalkana kadar eskimeyen dostumla hasret giderdik.

 

Uçaktaki öz çekimi söylemesem olmayacak. Arnavutköy Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürü sevgili dostum Mutlu Bahtiyar hepimizin de olabileceği bir öz çekim yapıyor. Allah Allah… İSKİ Basın Danışmanı Ömer Faruk dostumuzun yüzü bembeyaz. Yahu nedir bunun hikmeti diye araştırmaya başlıyoruz. Oysa farkında değiliz, üstad ışık saçarmış. Işığın bol olsun azizim.

 

Bu muhteşem gezimizde misafirperverliklerinden dolayı başta Yeşilyurt Belediye Başkanı Hacı Uğur Polat’a, Başkan Yardımcıları; Meltem Kavuk Hanımefendiye, Muammer Zafer, Mehmet Çınar,  Mehmet Güner, Haydar Şahin, Rıza Murat Türksoy beyefendilere, dostumuz arkadaşımız meslektaşımız Basın Yayın Müdürü Lütfü İnan Beyefendiye, sohbetiyle beni mest eden sevgili ağabeyim Malatya Büyükşehir Belediyesi İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanı Erol Yiğit Beyefendiye, Malatya Büyükşehir Belediyesi’nde Daire Başkanı Nurhan Demir Ağabey’e  ve Platform Başkanımız başkanım Abdurrahman Cüneyt Fidancı’ya, tabi ki kıymetli güzel insan, dostumuz, meslektaşımız, mihmandarımız Cemil Akti’ye teşekkür ediyorum.

 

Bir teşekkür de; birlikte olduğumuz müddetçe içtenlikleri, samimiyetleri ve tebessümleriyle seyahati unutulmaz kılan güzeller güzeli dost ve meslektaşlarımıza olsun:

 

Fatih Belediyesi Basın Danışmanı Nurcan Albayrak, Üsküdar Belediyesi Sosyal Medya Sorumlusu Tuba K. Dilbaz, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nden Meryem Okur, İBB Boğaziçi A.Ş. Basın Danışmanı Gül Çınar, Ülke Haber’den Rabiha hanımlar ve Arnavutköy Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürü Mutlu Bahtiyar, Üsküdar Belediyesi Basın Danışmanı Cüneyt Bitikçi, Ümraniye Belediyesi Basın Danışmanı Ersin Çiçek, Esenyurt Belediyesi Basın Danışmanı Metin Karakoç, Sultanbeyli Belediyesi Basın Danışmanı Birol Alpart, Gaziosmanpaşa Belediyesi Basın Danışmanı Engin Dinç, İSKİ Basın Danışmanı Ömer Faruk Birpınar, Ümraniye Belediye Başkanlığı Fotoğraf Sanatçısı Süleyman Aydınalp, Marmara Belediyeler Birliği Koordinatörü İsmail Uluhan, İnternet Haber Editörü Ali Yiğit, Yeşilay Marka Direktörü Caner Yıldırım, Yeni Şafak Gazetesi Muhabiri Fatih Özkanoğlu, Türkiye Gazetesi Muhabiri Murat Öztekin ve Organizatör Orhan Saat Beyefendiler...

 

İyi ki varsınız.

 

Sevilmeye layıksınız.

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...