Biraz Tebessüm
Hatice ATASOY

Biraz Tebessüm

Gecenin koyu karanlığı sarıp sarmalarken yarım kalmış düşlerimi,  gelgitler sızlatırken yürek tellerimi, bir an belki son gecemdir diye her şeyden vazgeçip bırakıveriyorum kendimi sessizliğin koynuna. Ve sorular beynimi tırmalıyor.

Birlikte düşünelim mi?

Hüzünle uyandığımız bir sabaha bir dostumuz,  ne zaman, hangi takvimde  tüm içtenliğiyle, tıpkı çocuklar gibi masumca gülümsedi gözlerimizin ta içine bakarak?

Ve bir tebessüme, bu kadar aç olduğumuzun farkına varıp nemlenen gözlerimizi sakladık mı ondan?

Ve her yalnız kalışımızda, o sahne canlanıp gözümüzde aynı hazzı yaşadık mı yeniden?

Alıp götürdü mü uzak diyarlara?  Kendimizi güvende hissedip şükrettik mi doyasıya?

Peygamberimizin  “Tebessüm Sadakadır” dediğini ve yüzünden hiç eksik etmediği bu güzel sünnetini, hayatımızda ne kadar az yaşadığımızı sorguladık mı?

İnananlar olarak, bunu birbirimizden esirgemenin ne kadar saçma olduğunu bir kez düşündük mü sahi?

Sıcak bir selamla sunulduğunda, neler yapabileceğine şahitliğimiz var mı?

“Kardeşim” dediğimiz insanlarla, aramıza döşenen nifak mayınları belki de onunla son bulacaktı kim bilir?

“Kuşlar gibi uçmayı balıklar gibi yüzmeyi öğrenen” bizler kardeşler gibi yaşamayı unutalı çok olmuştu.

Bir dost serinliğinde gelsek birbirimize ve kanayan yerlerimizi sarsak, fısıldasak sevdiğimizi ve bunu yaysak tebessüm eşliğinde, ne kaybederiz?

Yağmurlu bir günde, annesiyle yürüyen küçük kızın bir an şimşek çakması sonucu durup, gökyüzüne bakarak gülümsemesi ve annesinin “Ne yapıyorsun?” sorusuna   “Melekler resim çekiyorlarmış onlara poz veriyorum.” demesi gibi, tebessümler olmalı hayatımızda.

En son ne zaman gülümseyerek ısıttık bir hüzünlü yüreği? Ne zaman güller açtı bizim gülümsememizle, bir yetimin gözlerinde? Ne zaman yıldızlar uçuştu yüreğimizde ve bu coşkuyla, ne zaman selam verdik bir arkadaşımıza?

Cuma hutbesinde tebessümün faziletinden bahseden imama “Biliyorum bunları bana söylüyorsun ama Kudüs işgal altındayken bir Müslüman nasıl gülebilir, nasıl doyuncaya kadar yemek yiyip soğuk su içebilir” diyen Selahaddin Eyyubi gibi, Kudüs ağrılarımız mı unutturdu bize tebessümü?

Yok, yok kandırmayalım birbirimizi. Her şeyin riyaya dönüşmeye başladığı bir çağda, hiç bir çaba göstermeden sadece yürek yansıması diyebileceğimiz bu güzel hasletimizi de, sahteleştirmeye başladık.

“Bir kampanya düzenlense herkes birbirine sevse” demiş bir yazar.  Yanına bir de promosyon gülümseme eklense. Zaten sahici sevgilerde gülümseme hep vardır değil mi?

Ne hipermarketlerde satılıyor, ne de eczanelerde.  Sadece yüreklerde, duygu fırtınası sonucu kendiliğinden oluşan bir şey bu! Çok mu basit geldi size?

Haydi o zaman! Bir iyilik yapın ve bu sabaha gülümseyerek başlayın. Belki akşamınız olmayacak…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...