Ney’im  ney oldum….
Mensure Kaplan

Ney’im ney oldum….

Karanlık bir o kadarda zift kokan bir sakak. Nereye gittiğini bilmeden yürüyen ayaklar, iki kaşının arasında belirsiz duran bir ifade. Alnındaki damarın sureti, öfkeli bir o kadar acı dolu itirafların yazıldığı alın yazısı.

Göz kamaştıran bir sokak lambasının önünde durdu. Bir an yüzünü yerden kaldırdı. Bir fısıltı vardı kulaklarında, ışığın girmediği sokağa baktı kısık gözlerle. Oraya doğru meraklı adımlarla ilerlemeye başladı. Başında bir ince sarık, içinde Pirehene düğmesiz bir gömlek, sırtını kaplayan ve yere kadar abanan bir ferace. Üzerinde anlam veremediğim bir gölge var sanki. Sordum o an içimden geçen huzmeleri… Bir cevap bekler gibi , ‘’ben kimim? Yüzüme bakmadan. ‘’…Can konağını aramadaysan, cansın; Bir lokma ekmek arıyorsan ekmeksin, Bir damla su arıyorsan susun, Zulmün peşindeysen zalimsin, Aşkı arıyorsan aşıksın, Gönlün neye kapılmışsa O’sun sen. Şu nükteyi biliyorsan, işi biliyorsun demektir: Neyi arıyorsan O’sun sen.’’(Mevlana)

Seyyah gibi bir yüz gördüm sinesinde. Elinde ise tanıyamadığım bir alet 7 delikli bir gariplik masiva-i derya sanki. Öyle bir derya ki, insanı bir nefeslik alır kendinden, huzur-u aşk yani. Şimdi sesin nerden geldiğini anladım. Ben ne idim, neden burada idim, bilmeden… Sokak ruhlu bir yola düşmüşüm. Beni buraya çeken ‘’ben’’ değilim. Kulaklarımdaki sesti. İşitmek böyle miydi? .Böylesi bir sese yürür müydü ayaklar. Yürürdü tabi, çünkü içinde ruh vardı. Ya da her şey geceye takılmış bir üryan…

Dedim ki ‘’sen kimsin’’?  Dedi ki  ‘’Uzleti kendimize varis eylediğimiz bir hicran’’ Deyip dizer mihveri satırlara…

‘’Ben kimim! Beni söylediklerimde arama! 
Ben söylemediklerimde gizliyim!
O görmediğin koskoca derya gönlümdür. 
Gördüğün sahil ise dilim. 
Kıyılarıma vuran dalgalarıma şaşma.! 
Onlar aşk'tan gel-git'im. 
Beni Mecnundan Leyla’dan sorma.! 
Ben yalnız Mevladan bir izim.! ’’(Tebrizli Şems)

 

O sesten öyle etkilenmiştim ki, adamın kim olduğunu bile sormadan şu sözler döküldü ağzımdan. Duyduğum o ses ney’di? Peki.  Yüzüme baktı ve… ‘’Evet, o ses Ney’in sesiydi’’... Garip bir tebessüm ile aldı elin aleti.  ’’ Bak bu senin teslimiyetindir’’ dedi.  ‘‘Ney bir insandır bilir misin?’’ …Anlamadım.? ‘’Gözlerin aynası, senin ruhunun aynasıdır, kulaklarındaki ses, dilindeki sözdür. Var olmanın ötesinde benliğinde ki o gizli sırdır’’.  Gözlerime bakarak

‘’Aşk kime benzer’’. Cevap veremedim. ‘’Aşk bir ney’zene benzer’’ Dedi .’’ Aşk bir neyzene benzerse biz neyiz’’ Dedim .‘’Evet dedi çok doğru. Aşk bir neyzene, benzerse biz ney ' iz’’ Dedi.

Peki dedim RUH neyi arasın ."Ne Arıyorsan Kendinde Ara".

Sonra sustu. Dudağına götürdü Ney’i, iliştim yanı başına. Öz ile özlem olmak dedim kendime, öz ile özlem olmak. Durmak boşuna yanmak gerek dedim, gayri ihtiyari sokağın ortasında durdum. Sağ ayağımla yükseldim göye, sol ayağımla indim yere, çevremdeki o alemi görmedim bile, döndüm, döndükçe alem döndü çevremde, döndükçe ben döndüm kendi alemimde.

‘’Aşk odu yürekte yanar, Beni gören mecnun sanar, gökyüzünde ay gün döner, ya ben nice dönmeyeyim…’’( Seyyid Nizamoğlu )

 

Bir sokak lambasının başında bir inilti duyar gibiyim ama gözlerimde öyle bir acı var ki açamıyorum. ’’Kalk ey oğul! Sabah ezanı okunmak üzere. Yolcu yolunda gerek’’. Dedi seyyah.. Bu bir hayal miydi? Hayır olamazdı. Gördüklerim hepsi gerçekti.

Gözlerim yanı başımda uzanan kamışı gördü. İşlenmemiş, saf… Anladım o an… Bir uyanmışlık olması gerek ben/likte…

‘’Ney olup ağlamaktır en güzel duamız’’…Mevlana…

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ali Bulaç Yazdı: Yükselen Milliyetçilik Ve Aşınan Kimlikler
Ali Bulaç Yazdı: Yükselen Milliyetçilik Ve Aşınan Kimlikler
Türkiye’de Edward W. Said’in “Kültür ve Emperyalizm” kitabı okundu, okunuyor…
Türkiye’de Edward W. Said’in “Kültür ve Emperyalizm” kitabı okundu, okunuyor…