Sessizliğin sessizliği…
Mensure Kaplan

Sessizliğin sessizliği…

Sokak lambaları gibiyim, bir geceyi aydınlatmasını bilirim birde kendimi yakmasını. Güneş gibi olamam ki ben yürekleri ısıtabileyim. İşte bu dünya benim dünyam, sessizlikler içinde…

Kaldırımlar, ayak izi taşır gövdelerinde, topuk seslerini işitmeden. Sadece varlığının dokunuşunu hisseder, görür ve yaşar…

Böyle bir dünyanın içinde bulundunuz mu hiç ?

Şöyle ki gözlerinizi değil de bu sefer, kulaklarınızı tıkayın, sadece bir iki dakikalığına, çevrenizdeki şeylerin seslerini manevi yönden duymaya çalışın ya da iletişim kumaya çalışın. Yapamadınız değil mi? Olmadı? İnsanlığın alışık olduğu ahenglikten kopamıyor.. Kalbin sesini, havanın esişini, yağmur damlasını, yaprağın hışırtısını, kuşların sesini  bile, duymadan bir dakikanızı bile geçiremediniz. Peki onlar ne yapsın? Alışmışlar kendi dünyalarına peyzaj açıdan olarak bakmaya… Onlarla ancak, kalemlerin inceliğinden yada duyguların sesinden iletişim kurabilirsiniz.

Nefes alışlarını bile duyamayan, sessizlik içinde, dağ gibi durduklarını gördük biz. Nasıl desem? Göremezsin ama dokunabilirsin, duyamazsın ama hissedebilirsin, bilirsin ama söyleyemezsin ya. Öyle karışık bir duygu yani. Bazen öyle ihtiyaç duyarlar ki birilerinin varlığına, buda böyle bir mesele…

Suskun kalmış devlerin uyanışı…

Diyanet İşleri Başkanlığı Özel Destekli, Din Hizmetleri Projesi kapsamında işitme engelli olan insanlara yönelik, İşitme Engellilere Kur’an Kursu açmıştır…  Bunu biliyor muyduk? Söylene bilecek sözcüklerin önünün tıkanmasını engelleyen, en güzel haberdir bizim için.

Bu kurslarda işitme engelli bireylerin, hem manevi hem de dini eğitim almaları  ve  Kur’an-ı Kerimi öğrenmeleri açısında bir fırsat olacak.

Geçen gün bir tanıtım belgeselini izledim, izlerken acaba elimizden geldiğince nasıl yardım edebiliriz düşüncesi hakim olmaya başlıyor.

Eğitmen olan Gülcan YEŞİLOVA, yaşamış olduğu zorlukları ve kolaylıkları da kısaca anlatmaya çalışmış, din konusun da ise çok çarpıcı yönlere vurgu yapıyor. Anlatmış olduğu bazı anılarıyla manevi dünyanın ne derece eksikliklerle dolu olduğunu söylüyor. İşte toplumda ki dini boşluklar doldurulmadığı müddetçe, başka saplantılara ve inançlara müptela olabiliyoruz maalesef..

Topluma baktığımızda gerçek yaşamla o kadar kendimizi özdeşleştirmişiz ki  ,Dini konulardaki hassasiyetleri kulak ardı eder olduk , ulaşamadığımız yürekler var bizim..

Bir anı ; Dünyalarında Ahiret inançlarının olmadığını, dini görevlerinin ne olduğunu hiç bilmediklerini, gelen peygamberlerin de birer ‘’melek’’ olduklarını ve melek kavramından korktuklarını  ifade ediyor, Gülcan hocam.. Çocuk ruhlu insanlar saf ve temiz olarak  anıyor onları. Buda onlara ilginin çok ehemmiyet taşıdığını söylüyor. Emeği çok , elinden geldikçe bu inanışları derinlemesine değiştirmeye çalışıyor ve becermişte.

Sadece bu değil

Belgeseli izlerken , Gülcan hocam bir anısını anlatıyor. İşte o noktada duruyorsunuz.

Bir öğrencisi soruyor ; Peygamberimiz Kur’anı kerim okunurken dikkat edilmesi gereken  hususlardan bahsediyor , ‘’Kur'an okumayı sesinizle güzelleştirin" diyor. ‘’hocam bizim sesimiz çıkmıyor ki, yoksa Allah bize günah mı yazar, biz günah mı işliyoruz.’’ Diyor.

Aynen böyle , şimdi siz bu durumda ne  düşünürsünüz , ne cevap verirsiniz.  Sizi bilmem ama çok acı ve de çok duygusal bir soru, hocamız gayet sakin bir tavırla, ‘’sizin değeriniz Allah katında daha çoktur ve  ecrinizi de  kat kat alıyorsunuz  ve Allaha teslimiyeti elden bırakmamak gerektiğini söylüyor.’’ işte budur yüreklere vuran diyalog…

Sevgiyi, sözcüklere dizemezler belki de ama gözlerindeki masumiyet pırıltılarıyla çok iyi  anlatabiliyorlar. Ellerdeki ahenkliyi de unutmamak gerek, ne varsa o parmak işaretlerinde ki hecelerde var.

İşte Kur’an ile böyle anlaşarak bütünleşebiliyorlardı, parmaklarındaki sihirle

Hayatları ve dünyaları değişen suskunlar , kur ’anla tanıştıkları andan itibaren hayatın zevkini kat be kat tatmaktalar. Öğrendikleri her bilgi onlara yeni sayfaların kapılarını açıyordu. Geçmişin pişmanlığını geride bırakarak…

Bu yolda ki eğitimcilerin özünde ki ses, kapalı kalplerin anahtarı olan duadır  :)) 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...