Geride bırakılan bir gün
Nevzat ÖZKAYA

Geride bırakılan bir gün

Arkadaşlarla bir aradayız. Sohbet esnasında söz Yahya Kemal’in Kocamustafapaşa şiirine geliyor. Birçok İstanbullu gibi sevdalısıdır bu şehrin Yahya Kemal.

 “Koca Mustâpaşa! Ücrâ ve fakîr İstanbul!
Tâ fetihten beri mü’min, mütevekkil, yoksul,
Hüznü bir zevk edinenler yaşıyorlar burada.”

Bu şiiri hatırladıktan sonra Kocamustafapaşa’yı bir daha gezmeye karar veriyorum.

“Hüznü bir zevk edinenler”in yaşadığı yerleri, şiir tadında ve harfiyen “Kaldırımsız, daracık, iğri sokak, doğru sokak….”lardan geçerek efsununda yol alıyorum.

Ve, Yahya Kemal usulca sokuluyor yanıma…

“Yaşıyor sâde maişetlerin en sâfında;
Rûh esen kuytu mezarlıkların etrâfında.
Bu vatandaş biraz ahşapla, biraz kerpiçten
Yapabilmiş bu güzellikleri birkaç hiçten.
Türk’ün âsûde mizâciyle Bizans’ın kederi
Karışıp mağrifet iklîmi edinmiş bu yeri.”diyor.

Üstada hafifçe kafa sallıyorum, yılların hasreti  göz izlerini takip ediyorum.

“Gitme! Kal! Sen bu taraf halkına dost insansın;
Onların meşrebi, iklîmi ve ırkındansın.
Gece, her yerdeki efsunlu sükûnundan iyi,
Avutur gamlıyı, teskin eder endîşeliyi;
Ne ledünnî gecedir! Tâ ağaran vakte kadar,
Bir mücevher gibi Sünbül Sinan’ın rûhu yanar.
Ne saâdet! Bu taraflarda, her ülfetten uzak,
Vatanın fâtihi cedlerle berâber yaşamak! ...”

Beklide hiç bu kadar gezmemiştim çoktandır.

Saatler geçmiş farkına varmadan.

Ayaklarım yorulsa da gönlüme esrarengiz arılık iniyordu bir an.

Yahya Kemal’e orada veda ederek:

“Geç vakit semtime döndüm Koca Mustâpaşa’dan
Kalbim ayrılmadı bir ân o güzel rü’yâdan.”

Bir güzel gün böyle bitmek üzere iken, telefon geliyor bir dostumdan. Üsküdar’da çaya davet ediyor. Fatih’teyim, yürüyerek Yenikapı’da Marmaray istasyonuna iniyorum.

Yürüdüğüm yol boyunca; insan kalabalıkları, uğultular ve araba sesleri.

Hani daha biraz öncesine kadar Kocamustafapaşa’nın sükûnu şifasıyla terennüm ediyordum.

Şimdi kalabalıkta yalnızlaşarak ruhum daralıyor…

Yenikapı’dan beş dakika sonra Üsküdar’a vasıl oluyorum.

Yaşar kardeşim durakta beni bekliyor. Birlikte çay içeceğimiz yere geçiyoruz. Uğur kardeşim de sohbetimize katılıyor. Çaylarımızı içiyoruz.

Marmaray’ın hizmete girmesi ile birlikte, Yenikapı Üsküdar arasındaki yolculuk beş dakikaya inmiş durumda. Emeği geçenleri minnet ve şükranla anmamak mümkün değil. Bu hızlı yolculuk bazı arkadaşları pek de memnun etmiyor.

“Kardeşim, vapurla geçerken çaylarımızı yudumlar, denizin havasını alırdık. Burada ne çay var ne hava var.” Bu serzeniş onlar adına doğru olabilir. Lakin Marmaray açıldı açılalı, çay ve boğazın havasına karşılık benim terciyim hep “beş dakika” olmuştur. Bir de Yekikapı İstasyonun’da mescid var. Çoğu zaman namazımı o mescidde kılmayı tercih ediyorum.

Şehrimiz değişiyor. Yeni mekânlar ekleniyor, yeni alışkanlıklar ve yeni kültürler ediniyoruz. Kocamustafapaşa, Fatih ve Üsküdar.

Bir günde üç semt, arada Marmaray…

Tekrar dönüyorum Fatih’e. Kitap mezadı var Yunus abinin mekânında. Takılıyorum birkaç saat.  Dostlarla birkaç kelam ve sohbet…

Eve giderken, benimle birlikte Yahya Kemal’den arta kalan, “Hüznü bir zevk edinenler”in yaşanmışlığı ilave olarak üzerime sinen kitap kokusu bulunmakta.

Bu semtte, sokaklar dar olsa da insanların gönülleri bol.

Geniş sokaklar ne yazık ki inanların gönüllerine tesir etmiyor.

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...