Bir dostun ardından…
Nevzat ÖZKAYA

Bir dostun ardından…

İşten çıkıp eve giderken çoğu zaman Fatih’teki Çıra Yayınları’nda Ahmet Ağabey’e uğrardım. Ahmet Ağabey’in çayı hiç ama hiç eksik olmazdı. Çaylarımız, arkası arkasına gelirdi. Her bardak boşaldığında diğerini bir o kadar muhabbetle doldururduk tıka basa.

Bu sabah sosyal medyadan, Anadolu Yazarlar Birliği Başkanı Sayın Yusuf Tosun’un, “Sevgili Ahmet Özçelik kardeşimizi dün gece beyin kanamasından kaybettik. Mekânın cennet olsun, güzel kardeşim...” şeklinde bir paylaşımını gördüm. Kısa süreli şaşkınlığımın ardından Yusuf Başkanımızı aradım. Durum hakkında bilgi edindim. Sevgili Ahmet Ağabey’in beyin kanamasından vefat ettiğini ve cenazesinin de hastanede olduğunu bana söyledi.

Seyyah Salih Doğan ağabeyim de onun için şu cümleleri paylaşıyordu: “Sevgili kardeşimiz Ahmet Özçelik'i kaybettik; arkadaşlarımızın başı sağ olsun, mekânı cennet olsun. Mazlum geldi, mazlum gitti.”

Mazlumluk bir insana ancak bu kadar yakışırdı. Mazlum geldi, mazlum yaşadı ve öylece de gitti. Gidişi kutlu olsun, inşallah.

Ah be Ahmet Ağabey, böyle de habersiz gidilir miydi? Hani daha tatlıcı dükkânı açacaktık, taze taze tatlılar ikram edecektin bize… Hep böyle şakalaşırdık birbirimizle.

Kendisiyle sohbetimiz koyulaştırdığımızda anlatırdı. Kendisi bir zamanlar yani yayıncılığa başlamadan önce bir tatlıcıda çalışırmış.

***

Günün birinde bir vatandaş sabahleyin gelip kendisinden bir kilo tatlı istemiş.

“Şimdi işim var; benim tatlımı ayır, ben sonra gelip tatlımı alacağım” demiş.

Akşam olup da tam dükkânı kapatacakken bu adamcağız ortalarda görünmemiş. Ardından tam dükkânı kapatacakken başka bir müşteri içeri girip tatlı sormuş. Tezgâhta bir kilo tatlı var ama verelim mi, vermeyelim mi onu düşünmüşler. Tabii dükkânın temizliği de yapılmış. Tatlı bu gelen son müşteriye verilmese kalacak diye düşünüyorlar. Netice itibarıyla kalan tatlıyı bu gelen son müşteriye veriyorlar. Tam dükkânı kapatırken sabahleyin tatlıyı sipariş eden müşteri geliyor.

“Tatlımı verir misiniz?” diyor.

Tabii ki tatlı yok!

Tatlıyı son müşteriye verdiklerini söylüyorlar.

Adam silahı çekiyor ve “Bana bakın! Hemen benim tatlımı yapın” diyor.

Bundan sonra Ahmet Ağabey hamuru hazırlıyor ve adama bir kilo tatlı yapıp veriyorlar. Adam tatlıyı alıp parasını da ödedikten sonra bir daha da o dükkâna gelmiyor.

Rahmetli dedi ki: “Silahı çekince o kadar korktum ki ne yapacağımı bilemedim… Ama adam tatlısını aldı gitti.”

Ahmet Ağabey, kışın bile kısa kollu gömlek giyerdi. Hiç uzun kollu gömleğinin olmadığını söylüyordu.

Ben seni seviyordum güzel insan. Şimdi gözyaşlarıma hâkim olamıyorum.

Seni unutmayacağız; hep hayırla yâd edeceğiz. Sohbetlerin de dostlar arasında katmerleşecek. Hani o yapmış olduğun lahmacunların da tadı damağımızdan asla gitmeyecek.

Hep özleyeceğiz seni mazlum insan, aziz insan, dost insan, sevgili ağabeyim.

Mekânın cennet solsun. Rabb’imin rahmeti ve merhameti üzerine olsun, inşallah. Âmin.

 

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...