Yokluğunun Kaçıncı Baharındayız
Hatice ATASOY

Yokluğunun Kaçıncı Baharındayız

Yokluğunun ızdırabı sararken bedenimi yine seni özledim efendim. Beyin dağarcığımdaki birçok bilgi anlamsızlaşırken sen geldin yine aklıma. Ne zaman ye’se düşsem, üzülsem giriverirsin ya yine öyle oldu. 

Yine acizleştim yine küçüldüm…Dert ettiğim şeylerin aslında” derya içre olup ta deryayı bilmeyen balık” misali olduğunu, bunca nimet içerisinde nasılda şükürsüzlüğe düştüğümü bir daha sorguladım.

Hz Ömer’e “beni ne kadar seviyorsun”demiştin ya” nefsim kadar ya Resulullah” cevabını beğenmemiştin “nefsinden de fazla sevmedikçe olmaz ya Ömer “demiştin. Bana sorsaydın hiç düşünmez anam babam sana feda olsun her şeyden, herkesten çok seviyorum derdim ama sevgimle nasıl ispatlardım bunu bilemem. Çünkü dillerimiz başka şeyler söyler oldu , yürekler başka,satırlar başka…Sevginin aslında sessiz bir yürek eylemi olduğunu unuttum …Çok sevmek sana benzemekten geçiyordu efendim. Ama benim hayatımda sana benzeyen çok fazla özelliklerim yok.

Siyerde Mekke’yi, işkenceyi okurken hep canım yanar. Çeşit çeşit yemekler içerisinde boykotu yaşarım ben…Ağaç yapraklarını,deri kırıntılarını yiyen  müslümanları anlamaya çalışırım tok midemle. Sonra hüzünlenirim Hatice’nin yokluğuyla…Himayesiz kalışın canımı yakar…Taif acıtır da acıtır bedenimi…Sana taş atan kadınların, çocukların nasıl böyle bir şey yaptıklarını aklım almaz. İnsanların en şereflisine taş atmak, merhamet ve sevgide üstün yaratılmış olan bir kadına nasıl yakışır anlayamam…Sonra bakarım sünnetine atılan taşlara sadece .Bir Hz. Zeyd kadar cesur olup siper etmem  vücudumu vahye savaş açanların önlerine.

Çalmıyorum kapıları Taif adına.. Aslında kovanda ,taşlayan da yok efendim…   İyiliği anlatıp kötülüklerden uzaklaşmak askıya alındı sanki. Belki de o yüzden Addas’lar yok etrafımızda.

Gündüzler  yol vermese İsra’larımız olacaktı ama biz uyanıkken rüya görmeye başladık efendim.. Gece gündüze karıştı gündüz geceye… Sokak lambaları bir sönse anlayacağım belki, aydınlığın ne kadar gerekli olduğunu ama yok…

Hicret yolculuğuna günahlardan kaçarak başlamamız gerekiyordu  ama ben yol arkadaşım Ebubekir yok diye hayıflanıyorum kaçmıyorum günahların  girdabından… Bahanelerim çok benim efendim…

Senin çağında yaşamanın özlemini çekenlere acaba katlanabilir miydik o sancılı hayata, demek ki Vareden bu fitne çağında bir umud olmak için yaratmış bizi diyorum, umud olabilmek  için yarınlara. Müslüman olmanın farkındalığını hissetmek ve sana benzemek için vahyi kuşanmamın zorunluluğuyla diri olmak.

 Yine hüzünlüyüm efendim yine sitemli…Bir ışık ol gel yine dünyama karanlıklar aydınlığa dönüşsün ve ben yine umutlara yelken açayım hoyratçasına….

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...