Şehrin temiz nefesi
Nevzat ÖZKAYA

Şehrin temiz nefesi

Geçen gün bir program vesilesiyle Fatih’te Doç. Dr. Erdal Üzen ile bir araya geliyoruz. Erdal Hocam, beni botanik bahçesine davet ediyor.

Erdal Hocam’ı kırmıyorum, Vefa’dan Süleymaniye’ye çıkıyoruz. İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi'ne ait ve 1932 yılında Türkiye’ye sığınan bilim adamları, Botanikçi Prof. Dr. Alfred Heilbronn, Prof. Dr. Leo Brauner, Zoolog Prof. Dr. Andre Naville tarafından kurulan Cumhuriyet Türkiye’sinin ilk botanik bahçesi. Fen Fakültesi’nin botanik dersleri bu bahçede veriliyor. Hocamın ifadesidir; o günkü bahçe düzenlemesi bugün de aynı şekilde muhafaza edilmektedir.

Fakülteye girerken kapılar dikkatimi çekiyor. Evet, kapılar asırları devirmiş; yaşlı olmasına rağmen yorgunluğundan eser yok. İlk günkü gibi sağlam ve hizmetine devam etmekte.

İşin enteresan tarafı sahilden yürürken Süleymaniye Camii’nin altında bulunan bu yeşil alanı hep merak ederdim. Oranın Botanik Bahçesi olduğunu öğreniyordum. Bahçe, gerçekten de müthiş bir Boğaz manzarasına sahip. İnsan burada hakikaten bol oksijenli temiz nefesin ciğerlerine dolduğunu ziyadesiyle hissedebiliyor.

Erdal Hocam önce binayı gezdiriyor. Bina hakkında bilgi veriyor. Botanik bahçesinin tarihi ile başlıyor sohbete. Osmanlı’da ilk kez Galatasaray’da bir botanik bahçesi kurulmuş olduğunu söylüyor. Daha sonra Haydarpaşa’da, Gülhane Parkı’nda (Demirkapı botanik bahçesi) ve Kadırga’da botanik bahçelerinin kurulmuş olduğunu ifade ediyor.

Burası, Tabii Bilimler Nebatat Enstitüsü olarak kuruluyor. O zamanlar burada; zooloji, botanik, yer bilimleri, eczacılık fakültesi ile diş hekimliği fakültesi öğrencilerine dersler veriliyor. Zamanında 4 katlı olan binaların her bir katında bir bilim dalı bulunup, YÖK kuruluncaya kadar burada birçok fakültenin öğrencilerine botanik dersleri burada veriliyor. Hocanın dediğine göre, canlı bilimle uğraşan tüm eğitim kurumları burada botanik eğitimi almışlar. Daha sonra YÖK kanunuyla birlikte burası Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü’ne bağlı olarak Botanik Ana Bilim Dalı olarak eğitim vermeye devam ediyor.

Süleymaniye Camii’nin sahil tarafında bulunan 19 dönümlük yemyeşil bir arazi burası. Bahçeyi gezmeye devam ediyoruz. Envai çeşit bitkinin arasında mutluluktan bir tablo yansıyor hafızama.

Büyük bir havuzun yanına geliyoruz ve havuzun içindeki balıklar dikkatimi çekiyor. Yani o kadar bitki türünün içinde balıklar… Hocam, bu havuzun o bölgede meydana gelen yangınlarda itfaiyenin su ihtiyacını karşıladığını söylüyor.

Erdal Hocam, ilk tohum katalogunda 172 tane bitki çeşidimiz varken bugün 600’ün üzerine bitki çeşidimizin olduğunu söylüyor. Bugün 187 botanik bahçesinden kendilerine tohum katalogu geldiğini, bu bahçelere de kendi çıkarmış oldukları katalogu gönderdiklerini ve seralarımızda çeşit olarak binin üzerinde bitki çeşidinin olduğunu söylüyor.

Seralara geçiyoruz. Dış ülkelerden gelen tropik bitkileri yakından görme imkânı buluyorum. Zehirli bitkiler bölümüne geçiyoruz. Canlı hayvanla beslenen bitkiler, topraksız yetişen bitkiler ve rengârenk nilüferleri yakından görüyoruz.

Sera dışında bizim ülkemizde bulunan bitkilerle soğuk ülke bitkilerini yakından tanıyoruz. Bu bitkiler sistematik parseller hâlinde bulunmakta ve bitkilerin familyalarının belirlendiği parsellerde bakımları yapılmaktadır.

Bahçenin muazzam bir seyir terası bulunmaktadır. Bu seyir terasına geçiyoruz. Hocam burada şu bilgileri aktarıyor:

Peter Davis adlı bir İskoçyalı bilim adamı Türkiye’de 11.000’e yakın bitki türünün olduğunu söylüyor. Tüm Avrupa'da 13.000 bitki türünün olduğu dikkate alınırsa ne kadar zengin bir floraya sahip olduğumuz ortaya çıkıyor. Üstelik bu çeşitlerin 3.500 tanesi endemik bitkidir. Yani sadece bu topraklarda yetişen bitkilerdir.

Erdal Hocam, kimsenin burayı pek bilmediğini, insanlarımıza burayı tanıtmamız gerektiğini söylüyor. Gerçekten şehrin merkezinde bulunan bu güzel bahçeyi keşfetmek gerekiyor. Tüm dostlarımıza burayı anlatmalıyız ve tanıtmayı vazife edinmeliyiz. Yeşile hasret kaldığımız bugünlerde burası bu hasretimizi giderecek harikulade bir mekân. Misafirperverliği için Erdal Hocam’a çok teşekkür ediyorum.

 

***

 

Birkaç not…

Cumartesi akşamı 44. Geleneksel Dostlar Meclisi programı, Fatih Belediyesi Kaleiçi Sosyal Tesisleri’nde gerçekleşti. Bu program dâhilinde Anayasa Profesörü Servet Armağan hocamızı dinledik. Çok keyifli ve faydalı bir konuşmaydı.

 

***

 

Hafta sonu 212 AVM’de çok güzel bir kültürel program vardı. 22 Kasım – 21 Aralık tarihleri arasında gerçekleşen “Askıda Kitap” sosyal sorumluluk projesi kapsamında birçok ünlü yazar kitapseverlerle buluşturdu. Ünlü yazarlar, ziyaretçileri ile buluşup kitaplarını imzalarken imzalanan her kitap karşılığında yüz temel eserden bir kitap da Anadolu’daki okullara bağışlandı. Yazar Nilgün Ilgaz ile başlayan program Aydın Ilgaz, Nilüfer Açıkalın, Ebru Cündübeyoğlu, Uğur Koşar, Kahraman Tazeoğlu ve Kemal Siyahhan ile devam etti.

Finalde ise Gazeteci-Yazar Yaşar İliksiz kitaplarını imzaladı ve okurları ile sohbet etti. Kurtlar Vadisi dizisinden tanıdığımız Deli Hüsnü abi de kitap imzalatmak için gelenler arasındaydı. Bir küçük çocuğun yazar olmak istediğini söylemesi ise programdan kalan enstantanelerdendi. Başta Tuğba Kılıç Almalı hanımefendi olmak üzere emeği geçenlere teşekkürler. AVM’ler değişen yaşantımızın bir parçası. Bu yeni yaşam alanlarımızı da uyarlamamak gerekmektedir.  Tek dileğimiz, bu tür kültürel faaliyetlerin daha da yaygınlaşması.

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...