Okumaya Dair Notlarım
Hatice ATASOY

Okumaya Dair Notlarım

 “Şayet biz bu Kur’an-ı bir dağın üzerine indirmiş olsaydık, andolsun onu Allah korkusundan saygı ile baş eğmiş parça parça olmuş görürdün. İşte biz belki düşünürler diye insanlara başka örnekler veririz.”

 

Bir yanım hep kırık döküktür sana dokunmayınca… Ara ara kaçamak yapıp gidiyorum ya, aslında mutlu değilim sensizlikten. Gelmeliyim sana hem de hiç gitmeyecek gibicesine. Çünkü benim için hazırlanmış gök soframsın,  hayat kaynağımsın, kılavuzum can yoldaşımsın, her şeyimsin…

 

Elime alıp bakıyorum 114 sureden oluşan bir kitap. Sayfalarını karıştırıyorum. Fatiha çıkıveriyor karşıma; “Esirgeyen ve bağışlayan Allah’ın adıyla…” Birden heyecanlanıyorum. Bu koskoca kainatı var eden kendini tanıtıyor. Bana tenezzül ediyor, yanlışların pençesinden kurtarıp vahiyle inşa etmek istiyor. Bu muhteşem atmosfer karşısında gayri ihtiyarı;  “senden başkasına asla kulluk etmem ve senden başkasından yardım dilemem.” diye mırıldanıyorum. Devam ediyorum “Bizi doğru yola ilet nimet verdiklerinin yoluna…” Nimet içerisinde nimeti unutmak ne kötü Allah’ım. Fark edememek…  Verilenleri tefekkür süzgecinden geçirememek… Nisa 69 tercih yapma noktasında yol haritamı çiziyor. “Kim Allah’a ve Resulune itaat ederse, işte onlar Allah’ın kendilerine nimet verdiği, Peygamberler, doğrular, şehitler ve salihlerle beraberdir, ne iyi arkadaştır onlar.” Arkadaşlarıma bakıyorum onlarla birlikte olmanın hazzını düşünüyor, hemen en serin gölge olan tövbeye sığınıyorum.

 

Parmaklarım sayfalar arasında dolaşıyor. “Akıp giden zamana andolsun ki, insan hüsrandadır, ziyandadır.” Yeminiyle karşılaşıyorum. ”İman/salih amel/hak/sabır”  kavramalarıyla dopdolu. Yaşadığım anın ne kadar değerli olduğunu bir kez daha anlıyor, boşa kürek salladığım zamanlarıma hayıflanıyorum. Sermayesi buz olan ben, hadi acele et, yoksa son pişmanlık asla kar etmeyecek diyorum kendime.

 

Rahmanın konağındayım şimdi. Ev sahibim Allah. Bana Kur’an-ı öğreten, beni yaratan, bana hakikatın bilgisini veren Rabbim, hiçbir nimetini inkar etmeyeceğim söz… Gökleri  süsleyen, mizana adaleti  koyan, yerleri döşeyip, içerisine envai yiyecekleri sunan Rabbim… Ağaçtan düşen yaprak yerde yürüyen karınca, denizin en ücra köşesinde yaşayan küçük canlılar, ağaç kovuklarındaki kurtçuklar… Zerreden kürreye tüm alem senin çağrına lebbeyk derken ben, nasılda unutuvermişim verdiklerini. Cehennemin acı sahneleriyle ürküyorum. Muhteşem sanatın olan iki cennet  süslüyor rüyalarımı ve ben yine haşyetle gazabından Rahmetine sığınıyorum. Biliyorum ki rahmetin gazabından her zaman üstün gelmiştir.

 

Her gün tepemize gülümseyerek doğan güneş “Tekvir” (dürüleceksin) olacaksın haa. Evrende yaratılan her şey tuzla buz olacak, cehennem kızıştırılıp yaklaştırılacak. Nereye mi gidiyorum? Rabbim ben Mü’minun’la  kalsam. Kurtuluşa erenlerin safında ya da adananların yanlarında Meryem’in iffet takvasına bürünsem tutar mı ki elimden?

 

Korkularım çoğaldı, kalp ritimlerim bozuldu, yürek sahnemde heyelanlar kopuyor bu günlerde, Yasin ile anjiyo olmalıyım, damarlarım açılmalı… Hayır! Hayır! o ölüleri değil dirileri iyileştiriyor.

 

Gönül evim biraz karışık “Yar” gelmeye pek müsait değil sanırım. Şöyle dünyalıklardan bir bir arındırmalıyım, çünkü hiç huzuru yok “Gönüller ancak Allah’ı anmakla mutmain olurlar.” Onun sevgisi tüm sevgileri geçmeli.

Yine kabardı ruhum engin denizlere dalmak ister “İnşirah” rüzgarının ılık esintisinde huzur bulurum. Acılar içerimde öbeklenir yalnızlaşırım, terk edildiğimi düşünürken “Duha” örtüm olur sarar sıkıca bedenimi teselli olurum…

 

“Oku”yla başlayıp “oku”yla bitirmeliyim. Hayatı, eşyayı, kendimi okumalıyım. Her gün yeni açan çiçeği yerde sürünen solucanı, denizleri, dağları, yıldızları, Kur’an’ı okumalıyım. Yok okumazsam, terk edersem, huzuru mahşerde;  “Rabbim gerçekten kavmim bu Kur’anı terk edilmiş olarak bıraktılar.” diye şikayet edecek Peygamberim. O zaman O’nun istediği gibi okumalıyım.  Vahiy ete kemiğe bürünmeli, içselleşmeli bende de yoksa; “Yüreğine vahyi şerhedemeyen vicdanını
şeytanının şehri kılar”

 

O “Nurdur” aydınlık saçar, “Furkandır” hakkı batıldan ayırır,”Zikirdir” öğüt verir, “Hatırlatır”, ”Kelamullahtır”.

 

Allah’ın kelamı, sözüdür,”El- Aceptir” hayrete düşürür, “El- Bahr” güzellikleriyle bitip tükenmek bilmeyen denizdir, “Ed- Dafi” sıkıntıları def eden, güzellikleri müdafaa edendir, “El- ma” su gibi bereket kaynağıdır, “El- Merfu’dur” yücelten, şanı yüce olan. Evet bildiniz bahsettiğim hayat kılavuzumuz Kur’an’dı.Bize vahyolunmayan, yüreğimize inemeyen, hayatımıza çok fazla karışamayan…

“Kur’an vahyini okuyor, sizde okumaz mısınız?”

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...