Kurban
Hatice ATASOY

Kurban

İnsanlık tarihi kadar eskidir kurban. Hz Adem’in, çocuklarından Allah’a hediye sunmalarını istemesiyle başlar. Malla girdiği sınavdan yüz akıyla çıkan Habil’i daha zorlu bir sınav beklemektedir: canla imtihan! Ve ilk şehit kanı toprağın bağrına damlar. Hz. Adem’in çok sevdiği oğlu diğer bir oğlu tarafından öldürülerek biri şehid, diğeri katil olarak geçer tarihe.

Tarihte başka bir sahne. Yılladır evlat hasretiyle yanıp tutuşan, kocamış yaşına rağmen hep duada olan İbrahim(as) bir evlat ister Rabbinden. Kabul olur duası Rabb ikram eder İsmail’i ona! Bir tebessümüyle yüzünde güller açar tevhid Peygamberinin. Daha bebekken, öpmeye, koklamaya doyamamışken genç annesiyle birlikte çok uzaklara, hiçbir canlının olmadığı ıssız bile çöle bırakır. Ne yaman ayrılıktır, ne dayanılmaz hasrettir.

Daha önce canıyla sınanan İbrahim (as) ın bu kez de evlat sevgisiyle başlar sınavı. Masumiyetin ve teslimiyetin fedakar gelini Hacer anne “Bizim burada kalmamızı Allah’mı istedi? Der, “evet” cevabına “ o istemişse bizi asla yalnız bırakmaz” diyerek tevekkül zırhına bürünür.

Çölde tek başına su aramak için Safa ile Merve arasında tam yedi kez koşar. Bitkin bir halde oğlunun yanına döndüğünde İsmail’in ayağının altında zemzem olarak bulur ödülünü.

İbrahim (as) sürekli sefer halindedir. İsmail (as ) büyüdükçe babasıyla arasında sevgi ve muhabbet bağları iyice güçlenir. O bir sevgi deryasıdır İsmail’ine. Ve bir gün; “Yavrucuğum, kendimi rüyada seni kurban ederken görüyorum sen bu işe ne dersin sorusuna “babacığım sana emredileni yap beni sabredenlerden bulacaksın”. Yüreğinin ta derinliklerinden gelerek adeta evladını sarıp sarmalayan baba, şimdi sınavda ve yavrucuğum diyerek sadakat sınavını açıklamakta. Ve babacığım hitabıyla yürekleri serinleten ve teslimiyetin doruk noktasına ulaşan bir oğul “beni sabredenlerden bulacaksın” sözüyle daha ta başında imtihanı kazandığını beynimize çakarcasına söyler.

Böyle bir film konulsaydı önünüze hangi rolü oynamak isterdiniz acaba? İbrahim (as) mi olmak isterdiniz oğul kurban etmekle sınanan, daha hayatının baharındayken bıçak altına yatan İsmail’mi, ya da  İsmail (as)in annesi Hz. Hacer mi? Haydı siz karar verin, nasıl bir şeydi İbrahim ailesi olmak bir anlık empati kurun.

Hepimizin İsmailleri olmuştur hayatımızda. Yüzüne bakmaya doyamadığımız can parçalarımız, cennet ayakları altına serilen annelerimiz, babalarımız, eşlerimiz, Leyla  Mecnun misali uğruna sayfalar dolusu şiirler yazdığımız sevdiklerimiz… Bizi Allah’a ibadetten alıkoyan dünyalık meskenlerimiz, ahiretten daha sevimli gelen dünyalık zevklerimiz tıpkı İbrahim’cesine (as) sadakat sınavına tabi tutulduğumuzda çakılıp kalacağımız yığınla acizliklerimiz. Şöyle defteri amelimizi bir düşünsek var mıdır kurban ettiklerimiz? 

Dünya ve içindekiler bize sevimli kılındı. Biliyoruz ki biraz konaklayıp mola verdikten sonra asıl yurdumuza, esenlik yurduna dönüş yapacağız. En başta, doğarken biletini aldığımız yere!

Biliyoruz ki kurbanlarımızın ne etleri nede kanları Allah’a ulaşır sadece takvamız bizi Allah’a yakın kılar.

Hiç kimsenin kimse adına bir şey ödeyemediği hiç kimseden bir fidyenin kabul edilmediği günde “senin İsmal’in neydi ey kulum” sorusuna seni benden uzak tutan nefsimin şu arzularını yoluna kurban ettim Yarab diyebileceğimiz cevaplarımız olmalı.

Kurban Allaha yaklaştıran şeylerdir bayram mü’minlerin sevinçlerini acılarını paylaştıkları özel günlerdir, umuda kurşun sıkmaya çalışanlara inat çok uzaklardaki kardeşlerine kurban adıyla yüreğini göndererek umut olmaktır.

Rabbim kurbanlarımızla bizi kendine yakın eylesin. Uzak etsin bizi kendisine uzak olan her şeyden…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...