Daha özgür dünya için faşist zihniyetin izi silinsin
Nevzat ÖZKAYA

Daha özgür dünya için faşist zihniyetin izi silinsin


Son Galatasaray Fenerbahçe maçında yaşanan faşizan olaydan sonra ülkemiz insanına yaşattığı o kadar acı ve sızılardan sonra Şükrü Saraçoğlu isminin o stattan kaldırılması gerekiyor.

O yaşanan olaylar o adamın isminin uğursuzluğundan vuku bulmuştur.

Sayın Başbakanımız bir Fenerbahçeli olarak buna suskun kalmamalı. Fenerbahçe Stadı'ndan Şükrü Saraçoğlu gibi faşist bir zihniyetin izlerinin silinmesi lazım. Şükrü Saraçoğlu şunu demiş zamanında: "Biz Türk'üz, Türkçüyüz ve daima Türkçü kalacağız. Bizim için Türkçülük bir kan meselesi olduğu kadar bir vicdan ve kültür meselesidir. Biz azalan veya azaltan Türkçü değil, çoğalan ve çoğaltan Türkçüyüz. Ve her vakit bu istikamette çalışacağız." Bu sözleri sarf eden bir insan ülkenin ali menfaatine ne yapabilir ki?

Allah aşkına bakın resmi olarak yazılan özgeçmişinde neler yazıyor. İnönü’nün bile arka planında kimin olduğu açık açık ortada.

Camiler mi kapatılmış, arkasında kim var?

Varlık vergisi mi, arkasında kim var?

Zulüm, işkence, idamlar… arkasında kim var?

Mehmet Şükrü Saracoğlu

1923’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne İzmir Mebusu olarak giriyor. Fethi Okyar hükümetinde Milli Eğitim Bakanlığı yapan Saraçoğlu, 1926’da Yunanlılarla kurulan Mübadele Komisyonu’na başkanlık ediyor.

Başbakanlığına kadar kurulan bütün hükümetlerde görev alıyor, ya da kendisine görev veriliyor.

Bu hükümetlerde Maliye, Adliye ve Hariciye vekilliklerinde bulunuyor.

Varlık Vergisinin uygulanmasında öncülük ediyor. 1932 yılında Paris’te Osmanlı borçlarının ödeme koşullarının saptanması görüşlerini Türkiye adına yürütürken görüyoruz. Genç Cumhuriyet’in devlet organlarının kurumlaşmasında da emeğini göz ardı etmemeliyiz.

Bakanlıkları sırasında avukatlık, hâkimlik İcra İflas Kanunları’nı hazırlıyor ve çıkartmış iş esasına dayalı cezaevlerinin oluşmasını ve ilk örnek olarak İmralı’nın kuruluşunu sağlıyor.

Rejim ve Emeklilik kanunları da Saraçoğlu’nun zamanında oluşturuluyor. Fethi Okyar kabinesinde Maarif Vekili, İnönü’nün 3 ve 4. hükümetlerinde Adliye Vekili ve 12’nci Refik Saydam hükümetinde Hariciye Vekili ve 1942 yılında Refik Saydam’ın ölümü üzerine İnönü tarafından 9 Temmuz 1942 günü başkanlığa atanarak hükumeti kurmakla görevlendiriliyor. İşte 5 Ağustos 1942'de hükümet programını okurken: "Biz Türk'üz, Türkçüyüz ve daima Türkçü kalacağız. Bizim için Türkçülük bir kan meselesi olduğu kadar bir vicdan ve kültür meselesidir. Biz azalan veya azaltan Türkçü değil, çoğalan ve çoğaltan Türkçüyüz. Ve her vakit bu istikamette çalışacağız.”diyor.

Refik Saydam’ın ölümü sonrasında 1942 yılında Başbakan olan Saraçoğlu, bu döneminde de Cumhuriyet döneminin bütünsellik taşıyan seçim yasasını iki dereceli olarak hazırladı ve çıkartıyor.

Saraçoğlu, Nazi Almanyası'nın savaş yıllarındaki Ankara elçisi Von Papen ve onunla yakın ilişkide olan Türk hükümetinde yetkili ekipteydi. Refik Saydam, Şükrü Saracoğlu ve Numan Menemencioğlu'nun da dahil olduğu bu ekip Nazi Almanyasını desteklemekte, Almanya ile dış ticareti Alman para birimi "Reichsmark" ile yapmakta, T.C. banknotlarını Almanya'da bastırmakta, Almanya'ya paslanmaz çeliğin hammaddesi olan krom sevkiyatı yapmakta ve Sovyetler Birliği'nin işgal ettiği Kırım ve Kafkasyadaki Türk topraklarında askeri harekat yapmakta olan Nazi Ordusunu cephede takip etmek için komutanlar yollamaktaydı. İkinci Dünya Savaşı'nın "Milli Şef"likle idare edilen Almanya ve İtalya tarafından kaybedilmesi ve Sovyetler Birliği'nin Türkiye'den Kars, Ardahan, Artvin ve Sarıkamış'ı istemesinden sonra1946'da Saraçoğlu istifa ederek Başbakanlığı Recep Peker’e devretti.

Buraya dikkat edelim. İnönü Milli Şef. Almanya, İtalya’da “milli şef”likle yönetiliyor.

Bu adam faşist ve Nazi Almanyasıyla nasıl sıkı fıkı. Bu samimiyeti görünce o günkü insanlarımızın, atalarımızın, dedelerimizin bu adamdan neler çektiğini daha iyi anlamaktayız.

Bu adam işte 1 Kasım 1948 ve 22 Mayıs 1950 yılları arasında Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı da yapıyor. Daha sonra yapılan seçimde de insanlarımızın tokadını yiyor ve meclis dışı kalıyor.

Evet şu sözü unutulmamalı ve bu adamı tanımamıza vesile olacak en önemli delil: "Biz Türk'üz, Türkçüyüz ve daima Türkçü kalacağız. Bizim için Türkçülük bir kan meselesi olduğu kadar bir vicdan ve kültür meselesidir. Biz azalan veya azaltan Türkçü değil, çoğalan ve çoğaltan Türkçüyüz. Ve her vakit bu istikamette çalışacağız."

Velhasıl kelam, önce Fenerbahçe taraftarı bu stadın isminin değiştirilmesi için girişimlere başlamalılar. Bu, hem atalarımıza vefa hem de çağdaş, daha demokratik ve özgürlükçü günlerin var olması için bu faşist ismin silinmesi gerekliliktir.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...