Sevgili Dost...
Hatice ATASOY

Sevgili Dost...

Bu satırları, acı ve gözyaşının içimi titrettiği bir sabah vaktinde yazıyorum. Duvağı açılmamış umutlarımı seher vakti sessizliğiyle paylaşırken, sana olan özlemimi kalbimin derinliklerinde bir iç sızısı olarak bastırıyorum. Sonbahar geldi bak, yakında ağaçlar yaprakla vedalaşacak. Hazana dönecek dünya, hüzne bürünerek sararıp solacak kâinat, bir başka baharda yeniden filizlenmek üzere.

Her ölüm, bir dirilişe gebedir derler anladım ki bizim bir daha baharımız olmayacak. Her güneş batımı bir şeyleri daha alıp götürüyor benden, ne seher yelleri getiriyor kokunu ne posta güvercinleri mektubunu. Selâmsız kaldım, sensiz kaldım be dost!...

Gittiğin günden beri öksüz kaldı yüreğim, geceleri her karanlık çöküşünde seninle konuşuyorum. Yıldızlara anlatıyorum acımasızca gidişini. Dostluğa dair içi boş hayallerimin içinde, artık ne sen varsın ne de ben .Anladım ki insanın sevdikleriyle sınavı hiç bitmezmiş zaten, bize de hüznün olmadığı bir hayat sevdirilmemiş işte. Her iç çekişimde "Yürü be kalbim, dayandığın yere kadar" diyorum!

Biliyor musun “Yaşadıkça düzelmiyor hayat, tıpkı yaşlanmakla büyümediği gibi kişinin”. Ve dayanılmaz sandığı bir çok şeye zamanla alışıyor insan. Sensizliğe de alışıyorum merak etme, çocukça yanlarımı örtbas ediyorum. Benim senden isteğim, yalnızca dostluğa sadakatti ama sen ilk fırsatta ve sana göre ilk yanlışımda beni bırakıp gittin. Kavlimiz öyle değildi be dost!. Yakışmadı bu bize, hem de hiç yakışmadı. Sanki en baştan beri, mola verip gidecek gibiydi gelişin. Geldin ve biraz kalıp gittin. Neydi seni bir veda bile etmeden benden alıp götüren, halâ aklım almıyor. 

Buluşmalar mahşere kaldı biliyorum. Hesap günü defterler bir bir açıldığında ve yalnızca Allah için birbirini sevenler sıraya dizilsin denildiğinde, ben "O gitti" diyeceğim Allah’a. Beni beraber çıktığımız yolda yalnız bıraktığını söyleyeceğim. Hani demiştin ya, cennete girersem kapıda bekleyeceğim seni diye. Peki ne oldu şimdi? Dünyalık ihtiraslarımızın kurbanı mı olduk yoksa? Neyimizi paylaşamadık bu kadar temiz severken? Hayatımızda ve anılarımız da neler eskidi ve eksildi? Neden bu kadar uzak olduk birbirimize, herkesten yakınken? Ve bu sebepsiz gidişini neye yormalıyım şimdi ben? Sormak istediğim ve cevaplamanı beklediğim tonlarca soru var yüreğimde, haberin bile yok senin.

Gitme demeyeceğim sana ya da kal diye ısrar etmeyeceğim. Sen zaten ezelden hazırmışsın benden kopup gitmelere. Hep telâşlımıydın acaba bu kadar, ben mi fark edemedim bir gün gideceğini. Yoksa her gün, her daim vedalara gebeydi de, ben mi konduramadım bize? Yirmi yılı bir kalemde silemem ben. Kalbimdeki yerin hep aynı kalacak emin ol. Olur da bir gün yalnız kalırsan, hep pencerede gelişini bekliyor olacağım her şeye inat.

Benim dualarım tek kişilik değil can dost!. Bireyselleşme rüzgârıyla savrulmadım ben  hamdolsun. Ödemem gereken bedeli ödüyorum hepsi bu . Ne seni unutacak kadar ömrüm olacak ne de sana sırtımı dönecek bir gidişim. Vefasız olmayacağım ölünceye dek.

Seni bana sevdiren Rabbim, muhakkak bir çıkış yolu nasip edecek. Bana düşen güzelce sabretmek. Ve beklemek. Allah’a emanet ol!
  

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...