Savaşın Çocukları
Hatice ATASOY

Savaşın Çocukları

Suriye'deki iç savaşta 10 bini aşkın Suriyeli çocuk çatışmalarda hayatını kaybetti, 8 binin üzerinde çocuk ise yalnız başına sınırı geçerek çevre ülkelere sığındı: (A.A)

 

Zorunlu hicretin acı çizgileri sinmiş yüzlerine. Kara gözlerinde masumiyetin, mazlumiyetin,  acımasızlığının her karesini görmek mümkün. Savaş en önce onların küçük yüreklerini vurmuş ta can evlerinden. Uzak kalmışlar babalarından, evlerinden, okullarından,  tüm sevdiklerinden. Savaş önce onları ayırmış en sevdikleri oyuncaklarından, birlikte oynadıkları arkadaşlarından.

 

Soğuk bir şubat akşamı hiç bilmediğimiz bir mahallede adres arıyoruz arkadaşımla. Uzun uğraş sonrası ulaşıyoruz. Eski bir yapı. Uzun, karanlık bir koridor. Yerde yalnızca bir kilimin olduğu, betonun buz gibi kestiği, duvarları rutubet kokan, kocaman bir salon ve  tam dokuz tane çocuk. İsimleri Muhammed, Abdullah,  Hamza, Hatice, Esma… Yaşları birbirine çok yakın her biri ayrı bir güzellikte kır çiçekleri.

 

Önce ürkek ceylan gibi bakıyor her birisi yüzlerimize, mahmurca gülüşler saklı dudaklarında. Öpmek, sarılmak istediğimizde hemencecik sokuluveriyorlar yanımıza. Dil bilmesek de kalpten kalbe bir yol oluşuyor adı sevgi olan. Kısa sürede kaynaşıyoruz. Küçücük ağızlarından “Allah razı olsun” sözleri dökülüyor mahcup bir edayla. Veda edişimizde biz gözden kayboluncaya kadar balkondan el sallıyorlar.

 

İkinci gidişimizde merdivenlerden koşarak geldiklerine şahit olmak az bir içimizi ısıtıyor. Hele birisi var ki kapkara gözleri, dalgalı saçları, ürkek bakışlarıyla bir başka güzel. İsmini soruyoruz, “Hamza” diyor annesi. Hamza’nın babası cephedeymiş. Annesi çocuklarını almış yaralı abisiyle buralara kadar gelmiş. Halep’te çekilmiş fotoğraflarına bakıyoruz hüzünle. Belki babasını bir daha hiç göremeyecek Hamza. Annesi bomba seslerinin kulakları adeta sağır eden o gürültüsünden uzakta olduğu için şükrediyor Allah’a. Şükrediyor güvende oldukları için…

 

Onlara bakarken “hangi suçtan dolayı öldürüldükleri sorulduğunda” ya da hangi suçtan dolayı ülkelerinden ayrılmak zorunda bırakıldıkları sorulduğunu nasıl hesap vereceğimizi düşünmeye çalışıyorum.

 

Artık gündemimizde Suriye’de ölen çocuklar yok, Mısır’daki idamları konuşmuyoruz, kanıksadık sanki ölümleri, savaşları, yoksulluğu…

 

Ben nerde BM, nerde insan hakları filan demeyeceğim. Sadece daralan yüreklerimizi kardeşlik ruhuyla yeniden genişleterek bu kocaman yürekli küçük muhacirlerimiz için neler yapabiliriz onun muhasebesini yapalım istiyorum.

 

Rabbim Suriyeli kardeşlerimizi savaşla, açlıkla, evsiz/barksız kalmakla imtihan ediyor bizi de o dilimizden hiç düşürmediğimiz “ muhakkak mü’minler kardeştir” ilahi mesajıyla.

 

On bir ayın sultanı nazlı nazlı gelirken sofralarımızda Suriyeli Hamza’lara da yer açalım, çocuk cıvıltıları süslesin iftarlarımızı. Her aile bir kardeş edinse sarsa kardeşlerinin yaralarını, belki bir nebze diner acıları. Unutmayalım onlara götüreceğimiz bir tencere yemeğe değil kardeşliğimize ihtiyaçları var. Bir gün buradan ayrıldıklarında gittikleri yerlerde anlatacakları güzel anıları olsun!

 

Ensarı anlatmak güzel, ama şimdi anlatmaktan ziyade yaşamak vakti. Muhacirlere el uzatma vakti. Rabbim vakitlerimizi kendi rızasına göre ayarlayanlardan etsin bizleri. Mazlum ve mağdur Müslümanlara yardım etsin. Selam ve dua ile

  

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...