İçimdeki Bahar
Hatice ATASOY

İçimdeki Bahar

Şimdi yüreğimin elleri üşüyor kış mevsiminin bastıran boranında… Ansızın geçip giden sonbahar; bir kez daha ağaçlarını yapraklarından ayırıp, bahardaki vuslat için beklemeyi öğretirken, ben tefekkür öğretilerinden ne kadar nasip aldım ki?…

 

“Akletmez misiniz, fikretmez misiniz, yere göğe bakıp ibret almaz mısınız” der ya Kur’an… Mevsimler ardı arkasınca geçip gider… İnsan hep erteler yarınlara… Ama bir türlü gelmez o yarınlar… Zerrece yapılan iyilikler de, zerrece işlenen kötülükler de kaydediciler tarafından sessizce defterlere işlenir…

 

Heybeler doldurulur uzun yolculuk için... Lâkin içindeki, yüzlerin sevinçten apaydınlık olması için mi ya da elem ve ızdırap içinde ” keşke toprak olsaydım” diyecek kadar mahzunlaşacak bir acının hikayesi ile mi dolu?… Aslında hikâyeyi baştan onarmak gibi bir imkanı da var insanın ama yine   ” daha sonra, şimdi zamanı değil “ diyerek fısıltılara kucak açar…

 

Ben yine de seviyorum sonbaharı, hasat mevsimi ya… Korksam da, kaygılarım çok olsa da umut çiçeğim henüz yapraklarını dökmedi… O hep ilkbaharı yaşıyor… Bazen savruluyor, fırtınayla eğiliyor ama kışın ayazında ayakta kalmayı öğreniyor.

 

Mevsimlerden sonbahar kışa göz kırptı bile… Saat, yorulmamacasına tik taklarla devam ediyor… Her gün kaç kişinin yaşam sahnesindeki son perdesi kapanıyor,kaç kişi ebedi aleme yolcu oluyor… Kaçı umutlu, kaçı sancılı… Kaçı dimdik kalabilmeyi başarmış, kaç tanesi karanlığın girdabında boğulmuş

Aslında hiç yaşanmamışlığın hikayesi bu… Sanki birkaç saatimizi geçirdiğimiz bu gölgelikten ahirete doğru bir gemi kalkıyor… Yolcular sımsıkı tuttukları heybelerindeki adayışlarını sunacaklar birazdan…

 

Yüreğim, şimdi avuçlarımın arasında titriyor, adayanlardan olamamaktan, sınanmışlıklarını kaybetmekten ,infak terazisinde hafif kalmaktan, iffet sınavında eksi almaktan, riya hastalığından maraza uğramaktan…

 

Mevsimlerden kış… Döküldü yapraklar ve kış gülümsüyor kapıdan... Bir daha bahara çıkar mıyız, böyle bir imkan verilir mi, bilinmez… Yüreğimizdeki sevgi tomurcuklarına izin vermeli ki, patlayıp yaşasınlar baharı, o zaman “dikenler bile gül kokar”…

 

Hep pencerede, hep bekliyor olmak… Var olanı, özlediğinle doldurmak, çok mu zordur acaba?… Gönül sarayında olması gereken padişahların hası varsa ne gam, hep olacak beklediklerin, dünya bu, her isteğin olsaydı imtihanın ne anlamı olurdu? …

 

Tüm sevdiklerin yanında olsaydı nereden bilirdin özlemeyi, hasreti?… Dünya zaten inanan için, bir gurbet diyarı değil midir ki?

Ben yinede seviyorum mevsimleri... Bana dirilişi, bana umutların yok oluşunu, bana ölümün sessizliğini hatırlatıyorlar… Ben sınav gereği yıpransam, dökülsem , eğilsem de tekrar doğrulmayı öğreniyorum ve umuda dair açan çiçeklerim hiç solmuyor…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...