Yokluğunda Üşüyorum
Hatice ATASOY

Yokluğunda Üşüyorum

Can dost!... Dostlukların saman alevi gibi uçup gittiği bir dünyadan yazıyorum sana. Bir yenilmişlik var üzerimde. Oysa biz çok emek vermiştik sevgimize; solmasın, kurumasın diye. Şimdi malûm dünyanın otantik havasına bizde katıldık öyle mi?

 

Sevgili dost, bazen susarak konuşur ya insan, ben senin sessizliğinden anladım gidişini. Yorgunluğundan hissettim kırılmışlıklarını, asla bir araya getiremeyeceğim dağılmış hallerin karşısındaki acziyetimi bir kez daha gözden geçirdim. Biliyorum ben anlatamadım bazı şeyleri, o yüzden anlamsızlaştı her şey.

 

Yarına dair hayallerimiz umutlarımız vardı, şimdi bir bir yok olup giden. Ben düşbazların çocuğu ve sen ara sıra rüyalarıma gelip,  sıcacık sevginle üşümelerime son veren  dost. Ve bir gün ilâhi yardımla buluştuğumuzda, yarım kalmış bir duanın tamamlanışına şahit edecektin beni.

 

Biliyor musun?  Sen üzgün olduğunda,  yüreğime karlar yağardı hep.  Ne zaman iyiyim desen,  rengârenk bahar çiçekleri açıverirdi. Kocaman bir sessizlikti çoğu zaman yaşadıklarımız, fırtınalar içerisinde çer çöp misali savrulup giden…

 

Gece karanlık ve ben üşüyorum yokluğunda. Artık ellerini ellerimde hissetmiyorum. İçime sığdıramadığım o kocaman sevgini,  hapsettim yüreğimin en karanlık dehlizlerine.  Hiç kopmayacak sandığım dostluğumuzun, tuz buz olması var olan umutlarımı bir bir tüketti artık. Yaşanmamışlıklara adanacak satırları savurdum rüzgârlara. Yarım kalmış hikâyelerim boynu bükük öylece kalakaldılar.

 

Bir damla gözyaşına dünyayı ters çevirecek kadar gözü karayken şimdi sana Kaf dağı kadar uzak kalmakta varmış. Oysa onca kilometrelere rağmen hemen yanı başımdaydın. Gözlerine bakmaya kıyamasam da ağlarken başım hep omzundaydı. İlkin sen yüreğinden sürgün ettin beni, ilk sen vurdun amansızca. Şiir kitaplarına konu olan destansı bir dostluktu sana beslediğim ve sen dile getirmiştin ama şimdi o sayfaları yırtıp atıyorsun…

 

Seninle bir dünya kurmuştum bizi cennete taşıyacak. Salih amellerle süslenecek güzellikler vardı içerisinde. Onların yeşermesini sabırla bekledim, seni bekledim işte.  Ama gelmedin,  hep bahanelerin vardı. Şimdi giden benmiş gibi gözüksem de sen aslında benden gideli çok oldu…

 

Bazen istemesen de zorunlu olur gidişler,  çaresizlikten olur.  Sen ne dersen de buna,  artık ben kabullendim ve anladım ki dünya denilen bu garip yaşamı yalnız yaşayacaksın. Bir gün ayrılacağını bile bile yaslanmayacaksın hiçbir omuza. Dostluklar adına hayal kurmayacaksın. 

 

Can dost!.  Sana kırgın değilim,  fiziki ayrılıklara çokta inanmam bilirsin.  Benden hiç bir şey istemediğini biliyorum ve etrafının yokluğumu aratmayacak bir sürü insanlarla çevrili olduğunu da… Yalnız kaldığını her hissettiğinde seher vakitlerinde ettiğim dualar çıkacak karşına her daim,  ak ak güvercinler selamımı fısıldayacak emin ol kulağına…

 

Seninle yaşadığım o çocukluk yıllarımı,  hayallerini kurduğum kar beyaz düşlerimi hiç ama hiç unutmayacağım. Seninle konuştuğumuz,  yaşadığımız her anı aziz bir hatıra gibi saklayacağım. Sen, içinde ne yaşadın bilmiyorum ama ben kocaman bir sevda seline kapılıp hiçte korkmadan yürüdüm sarp yokuşlarda…

 

Can dost,  biliyorum kurbağaların Allah’ı zikrettiği o göl kenarında güneşin batışını seyretmeyeceğiz. O ılık meltem esintisi,  yüzümüzü okşamayacak. Çocukluğumuzda merdiven kurarak çıktığımız bulutlara ait hatıralarımızı bir daha konuşmayacağız. Varsın olmasın!.  Sen olmasan da,  ben varmışsın ve her an yanındaymışsın gibi yaşayacağım bundan sonra da... 

 

Kendine iyi bak can dostum!... Rabbim hep yanında olsun ve ellerini hiç bırakmasın!

 

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...