Nisa Suresi Tevhid Adalet ve Kadın
Ramazan DEVECİ

Nisa Suresi Tevhid Adalet ve Kadın

Sure Medine’de nazil olmuştur. Muhtemelen Hicretin 5. Yılında nazil olmaya başlamış 7. Yılında tamamlanmıştır. Surenin ismi Nisa kadın manasına gelir.

Nisa suresi genel olarak değerlendirdiğimizde Kuran’ın bütününde olduğu gibi Nisa suresinin de ana mesajının tevhid, nübüvvet, ahiret ve adalet olduğunu görürüz.

Bu temel ilkeler Kuran’ın dolayısı ile İslam’ın esasını oluşturur.

İslam’ın korumaya aldığı beş temel emniyet bu surenin maksadı olarak da karşımıza çıkar. Can, mal, nesil, akıl, din emniyeti.

Sure Tevhid, nübüvvet, ahiret ve adalet esaslarını ortaya koyarken, Can, mal, nesil, akıl, din emniyetini sağlamayı amaçlamaktadır.

“Ey insanlar! Sizi bir tek canlı varlıktan yaratan, aynı özden de eşini var eden, sonra her ikisinden pek çok erkek ve kadın meydana getiren Rabb'inize karşı sorumluluklarınızın bilincinde olun. Kendisi adına birbirinizden haklarınızı talep ettiğiniz Allah'a kullukta samimi olun ve akrabalık bağını gözetin. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir.” (Nisa- 1)

 

“Yetimlere hakları olan malları verin; güzel olan şeyleri iğrenç olanlarla değiştirmeyin. Onların mallarını kendi mallarınıza katarak yemeyin. Çünkü bu büyük bir günahtır.” (Nisa-2.)

 

“İşte bunlar Allah'ın koyduğu sınırlardır. Kim Allah'a ve peygamberine itaat ederse, Allah onu, içerisinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır ve onlar orada ebediyen kalacaklarıdır. İşte asıl büyük ödül budur.” (Nisa- 13)

 

“Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hüküm vermenizi emreder. Bakın! Allah size ne güzel öğüt veriyor. Çünkü Allah her şeyi işitir, her şeyi görür.” ( Nisa- 58)

 

“Ey iman edenler! Kendinizin, ana-babanızın veya akrabalarınızın aleyhine bile olsa, - şahitlik ettiğinizde - Allah için şahitlik ederek adaleti ayakta tutun;.. “ (Nisa- 135.)

 

Ayetlerde Tevhid, Nübüvvet, Ahiret ve Adalet vurgusu açıkça görülmektedir.

 

Kuran’ın bütününde olduğu gibi Nisa suresinde de insan oğlu inançta tevhitle, ahlakta adaletle inşa edilmektedir.

 

Allah adildir, adaletin insan üzerinde ahlaka dönüşmesini ve insanoğlunun hayatına hakim olmasını istemektedir. Adaletin olduğu yerde zulüm olmaz. Adaletin olduğu yerde mazlum, zulme uğrayan olmaz.

 

İslam toplumunun en bariz vasfı adaletin hakim olmasıdır. Bir toplumda adalet yoksa o toplumda isterse şekilsel olarak İslam hukuku yürürlükte olsun, o toplum İslam toplumu olamaz.

 

Onun için öncelikle Müslümanların kendi hayatlarında adil olmaları gerekir.

 

Nisa suresi insanın yaratılışı ile başlamakta öncelikle yanlış kadın algısını düzeltmektedir.

 

İnsanoğlunun yarısını kadınlar oluşturmaktadır. İnsanlık tarihi içerisinde ne yazık ki kadınlar horlanmış aşağı görülmüş ve zulme maruz kalmıştır. Özellikle Nisa suresinin nazil olduğu dönemde kadının insan yerine konulmadığını, uğursuzluk sayıldığını her türlü zulme uğradığını biliyoruz.

 

Yanlış kadın algısı ile bir toplumda adaletin gerçekleşmesi mümkün değildir.

Nisa suresi hemen ilk ayetinde kadın ve erkeğin aynı özden yaratıldıklarını söyleyerek kadın ve erkeğin bir birlerine eşit ve denk olduklarını ilan etmiştir.

Miras ayetleri ile kadına mülkiyet hakkı vermiş. Mehir ve adalet şartları ile evliliği erkeğin tek belirleyiciliğinden alarak bir hukuka bağlamıştır.

 

“Ana-babanın ve akrabaların geride bıraktıkları mirastan erkeklerin payı vardır. Aynı şekilde ister az olsun ister çok olsun, gerek ana-babanın, gerekse akrabaların geride bıraktıkları mirasta kadınlar için de bir pay vardır. Bu, Allah'ın farz kıldığı bir paydır.” (Nisa- 7)

 

Nisa suresinde evlilikteki anlaşmazlıklar erkeğin kaba kuvvetinden kurtarılıp, erkeğe daha insanca ve Müslüman’ca tavırlar ortaya koyması emredilmiştir.

 

“……Hanımlarınızla güzel geçinin; onlardan hoşlanmıyor olsanız bile yine de böyle davranın; çünkü Allah, sizin o hoşlanmadığınız şeyi pek çok hayra vesile kılmış olabilir.” (Nisa- 19)

 

Bu ayette aile içi problemlerde yapıcı olunması tavsiye edilmekte, eşlerinizin hoşlanmadığınız kimi huylarında bile bazı hayırlar olabilmeği ifade edilmektedir. Özellikle erkeklere hanımlarına karşı hoşgörülü olmaları onlarla güzel geçinmek için gayret göstermeleri emredilmektedir. 

 

Kadın konusunda çokça tartışılan ama çok da doğru anlaşılmayan ayetlerden biride nisa suresinin otuz dördüncü ayetidir.

 

“Allah’ın bir kısmına diğerlerinden fazla lütufta bulunması ve mallarından harcamaları dolayısı ile erkekler kadınlar üzerinde koruyup- gözeticidirler. Erdemli kadınlar Allah’ın korumasını buyurduğu mahremiyetlerini, koruyan sadık ve itaatkar kadınlardır. Hanımlarınızın size tepeden bakarak adam yerine koymadıklarını görürseniz onları uyarın vazgeçmezlerse yatakta onları yalınız bırakın yine vazgeçmekte direnirlerse bu kez onları dövün/ayrılın. Şayet itaat ederlerse bundan böyle onlar aleyhine olacak bir davranışta bulunmayın. Unutmayın ki Allah çok yücedir çok büyüktür.” (Nisa-34)

Kimilerinin bu ayeti yanlış anlayarak kocasının bir çocuk gibi kadını terbiye edecek konumda değerlendirdikleri bir ayet. Ayette geçen darb sözlükte “vurmak, dövmek” anlamlarına gelmekle birlikte bir çok farklı anlamlara da gelmektedir. “Kadınları dövün” ayeti olarak bilinen bu ayet, çok evlilikle ilgili ayetinin evlilikleri giderek çoğaltılmasını değil giderek azaltılmasını amaçlaması gibi, kadını dövme olaylarının yaygın olduğu bir toplumda bunun giderek azaltılması ve nihayetinde tümden terk edilmesini hedeflemektedir. Ayette geçen darb kelimesini vurmak anlamında değerlendirirsek bu kadınların kocalarını aşağı görüp, kocalarına yukardan bakıp, kaba tabirle adam yerine koymadıkları özel şartlarda sembolik olarak başvurula bilecek bir durumdur.

Peygamberimiz kendisi eşlerini hiçbir zaman dövmediği gibi eşine vuran birine aynı şiddette eşinin de vurmasını sağlamıştır. Taberinin rivayetine göre bu ayetin iniş nedeni de sayılan bu olayda ilginç olan peygamberimizin kocasından yediği bir tokada karşılık, bir kadına kocasına tokat atma hükmünü vermiş olmasıdır.  Ve peygamberimiz  “Allah’ın hizmetkarlarını hiçbir zaman dövmeyin” diyerek kadını dövmeyi yasaklamıştır. Peygamberimiz eşleri geçimsizlik çıkardığında onları dövmeyi hiçbir zaman düşünmemiş ama Kuran’ın tavsiyesi ile gerektiğinde ayrılmayı teklif etmiştir.

Nisa suresinde hukuku savunulan hakları konusunda hassasiyetle durulan diğer bir kesim yetimlerdir.

 

“Kendileri geride korunmaya muhtaç çocuklar bıraktıklarında onların durumundan endişe edecek olanlar, aynı şekilde, kendileri de yetim çocukların hakkını yemekten sakınsınlar. Allah'tan korksunlar ve yetimlerin hakkını koruyacak şeyleri dile getirsinler. Zira haksız yere yetimlerin mallarını yiyenler karınlarına ateş doldurmuş olurlar. Zaten böyleleri çılgın bir ateşe girecektir.” (Nisa 9-10)

 

Nisa suresinde geçici dünya hayatını değil de Ahiret hayatını tercih edenlere, tevhidin ve adaletin hakim olduğu bir dünya hayal edenlere, Allah yolunda, mücadele etmeleri, bu mücadelenin sonucunda büyük bir mükafata ulaşacakları bildirilmiştir.

 

“O halde, Dünya hayatının nimetlerini ahiret hayatının nimetleri karşılığında feda edenler Allah yolunda savaşsınlar! Kim Allah yolunda savaşır da bunun sonunda öldürülür yahut zafer kazanırsa, Biz ona pek yakında büyük bir mükâfat vereceğiz.” (Nisa 74)

 

78. ayet ölümden kurtuluş olmadığını sağlam kaleler içinde bile olsak ölümün mutlaka bir gün bize ulaşacağını bildirir. 79 ayet iyiliğin Allahtan kötülüklerin nefsimizden kaynaklandığını öğretir bizlere. 95. Ayet cihad edenlerle mücadeleden kaçanların elbette bir olamayacaklarını ilan eder.

 

105 ve 106 ayetler Allah resulüne uyarı niteliğindedir. 139 ve 140. Ayetler Müslümanların kafirlerle ilişkilerinin nasıl olması gerektiğini anlatır.  Ve Müslümanlara kafirleri dost edinmemelerini Allah’ın dini ile alay edilen yerlerde oturmamaları gerektiğini söyler.

 

Ve sure tevhidi imanı rahmeti ilahiyi hatırlatan ayetlerle sona erir.

“Ey insanlar! Size Rabbinizden kesin bir "Kanıt" geldi ve Biz size apaçık bir "Nur" indirdik. Artık bundan böyle kimler Allah'a iman edip o Kitab'a sarılırsa, Allah onları vakti gelince Kendisi katından bir lütuf ve rahmete gark edecektir; ve onları dosdoğru bir yola iletecektir.” (Nisa 174-175.) 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...