Ümmetin Yıldızları
Hatice ATASOY

Ümmetin Yıldızları

           “Onların kalplerinden, yağmur duaları döküldü günahın toprağına ve onların gözlerinden Peygamber'in sözleri okundu, merhamet mevsimini taşıyan kervanlarla. Peygamber'den bir iz gibi düştüler Asr-ı Saadet yollarına. Ondan bir haber almak ve onu anlamak isteyen bizlere, onun ulvi yolundan rahmet yüklü haberler getirdiler…”

 

 Ümmetin Yıldızları ve Peygamber okulunun öğrencileriydi onlar. Rasulullah'tan iz taşıyan ve o izin yansımasıyla bizleri aydınlatan o güzide insanları anlamak ve çağa taşımak, sorumluluk sahibi her birey için bir görev olmalıydı. Kokuşmuş cahiliyyenin göbeğinde, gözlerini dünyaya açan ve her türlü haksızlık ve zorbalığın hüküm sürdüğü Mekke sokaklarında, sorumsuzca yaşayan insanlara, Hira’dan esen tatlı bir rüzgâr ile "El Emin" ismiyle tanınan kutlu elçi "Lâ ilâhe illallah" deyin ve kurtulun diyecekti.

 

O öncü nesil birer birer kendi özgür iradeleriyle girdiler bu tevhid halkasına, acıyı bir katık bilip ekmeklerine sürerek. Anadan, yardan, serden geçtiler. Onlar nübüvvet medresesine, yük olmak için değil yük almak için dahil oldular. Peygamber'in elleriyle yetiştiler bir gül misali. Gülü soldurmamak ve kokusunu bu çağa taşımak gerekliydi.

 

Gün geldi açlıktan ağaç yaprakları yediler, karınlarına taş bağladılar ve işkencenin akıl almaz tüm sahnelerini bir bir yaşadılar. Yılmadılar,yorulmadılar, yaşanan her acı onları biraz daha biledi. Her yeni sabaha büyük umutlarla uyandılar.

 

Mekke’nin en yakışıklısı Müslüman olacak ve en önce, sahip olduğu dünya nimetleriyle başlayacaktı imtihanı. Sonrasında Medine’de Allah’ın mesajının ulaştırılmadığı hiçbir ev bırakmayacaktı bu Peygamber eliyle Medine’ye gönderilen ilk öğretmen. Evler ve gönüller, onun yüreklerde bıraktığı aşkla dolup taştı ve yanık seslerden "Taleal Bedru" lar yankılandı. Uhud toprakları annesinin evlatlıktan redettiği bu güzel şehidi, tüm sıcaklığı ile bağrına bastı.

 

Gıfar kabilesinde yol kesen olarak bilinen genç adam, Kâbe'de ilk "Kelime-i Şehadeti" haykırırken yediği dayak sonrası, "Kanlardan kırmızıya boyanmış bir heykeldim" diyerek ve insanlara yol gösteren olarak geçti tarih kitaplarına.

 

Bir anne ki Uhud’da körpecik iki evladını şehit vermiş, eşini, kardeşini kaybetmiş ama o Peygamberini arıyor “Sen iyisin ya diğer musibetler bana hafif gelir ya Rasulullah “diyerek Allah’ı ve Rasulunü her şeyden daha çok sevmenin pratiğini gösteriyordu.

 

Her şeylerini geride bırakarak çıktıkları hicret yolculukları, onları Medine İslam devletine taşıyacak ve onlar hasreti içlerine gömüp, yalnızca Allah için vazgeçmenin ve Allah'a tüm hücreleri ile teslimiyetin ne olduğunu öğreteceklerdi bizlere.

 

Onları deniz aşırı ülkelere götüren, okyanusları geçerek, mezarlarının bile olmadığı topraklara taşıyan neydi? Doksan iki yaşında ki Eyyüb el Ensari'nin ne işi vardı İstanbul surlarında?

Yıllar geçse de, sırtlarında oluşan yanık izleri, vücudunun bir çok yerinde oluşan yara oyukları, elini Rasulullah'a gelen oka siper etmiş, dişiyle Peygamber'in yanağına batan demir halkayı çıkarırken dişlerini kaybetmiş ve bunları ondan bir hatıra diye saklayan ve şehid olamadım diye gözyaşı döken bunca güzel insandan bize kalan ne?

 

Çocukluğumuzda gökyüzünden birer yıldız seçerdik kendimize, zifiri karanlıkta yollarımızı kaybetmeyelim ve tökezleyip düşmeyelim diye. Peygamberimiz de tam bu noktaya işaret etmiş “Benim ashabım yıldızlar gibidir” demiş ve "Hangisine dokunursanız sizi Allah’a ulaştırır" diyerek adeta bizlere hedefi işaret etmiştir. İstikamet belli, çizgi belli…

 

Vahiy evinin çekirdek kadrosundan bize miras kalan; samimiyet, dostluk, aşk ve teslimiyetti. İmanın insanda nasıl harekete geçtiğini onlarda gördük ve onların hayatlarına her dokunuşumuzda kendimizi yenileme gereği duyduk… Dünyevi kaygılardan sıyrılma ve tarihten yeni bir iz düşümünü yaşama adına, onları tanımak, anlamak ve yıldızlardan bir Samanyolu oluşturmak için yollara düşme vakti... Hemen... Şimdi!

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...