Yoğun bir Cumartesini geride bırakırken…
Nevzat ÖZKAYA

Yoğun bir Cumartesini geride bırakırken…

Bu haftasonu Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şube’sinde kongre heyecanı vardı. Cumartesi günlerinin yoğun programları arasına kongreyi de sıkıştırmaya çalışıyoruz. Önce Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği’nde Yazar ve Şair Bejan Matur’un konferansındayız.

Şiir Derneği Başkanı ve Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Genel Başkan Yardımcısı Sayın Nevzat Bayhan’ın açılış konuşmasında; Sayın Bejan Matur Hanımefendiye hasta olmasına rağmen programını ertelemeyerek gelip konuşmalarını yaptığı için teşekkür ediyor.

Sayın Matur’u dinliyoruz. 

Bejan Matur kendisinin hep Alevi ve Kürt kimliği üzerinden konuşulduğunu söylüyor. Bundan da yakınıyor. Bu kimliğinin onun eserlerini gölgelediği kanaatinde.

Şiir geleneğimizin sağlam temellerinin olduğundan şüphemiz yok, buna karşın günümüzde pek de hak ettiği yerde değil malesef.

Bejan Matur, “Şiiri ses olarak duyuyorum. Şiir benim için bir müziktir.”diyor. Peki şiir yazmasaydınız ne yapardınız sorusu kafamızda canlandığında onun cevabını da hemen veriyor. “Şiir yazmasaydım herhalde müzik yapardım.”diyor.

Şair, bozkırlardan çok etkilenen biri olduğunu, dağlara, bozkırlara çıkmayı çok sevdiğini, dağdaki sesleri senfoni gibi hissettiğini söylüyor.

Kendileri Maraşlı olunca, tabi ki benim gözümde de o uçsuz bucaksız Amanos dağları canlanıverdi.

Şiirin duygusal yoğunluğunun bir tuzak olduğu iddiasında olan Şair, hemen o duyguya kapılmamak gerektiğini ifade ediyor. “İnsan bir duygudur.” sözleriyle insanın kendisinin bir şiir olduğuna vurgu yapıyor.

Varoluşu dert edindiğini, “varlığımızın manası nedir?” bunun peşinden koştuğunu söylüyor.

Ve Matur, sorumluluğunun farkına vararak şiir yaptığını ifade ediyor.

“İnsan bir şey için değil, o cümleyi bulmak için doğar. Sanatta şiirde bunun için vardır.”diyor.

Şair şunları söylüyor: “Şiiri bir öğüt gibi taşıyorum. Seher vakitlerini sihirli bulurum.”diyor.

Üstad Sezai Karakoç için ise; geç okuduğunu söylüyor. “Benim şiirlerimin Sezai Karakoç’un kine benzediğini söylediklerinden sonra okudum, Karakoç’u. Bizim birbirimize benzeyişimiz; Maraş’ın ikliminden kaynaklan bir benzeyiştir” diyor.

Ünlü Şair, şiirlerimde dert olduğunu, kolay olana tamah etmediğini söylüyor.

Kendisinin dindar olmadığını, dini bilmediğini lâkin; kalbi dille oraya çok yakın olduğunu sözlerine ekliyor.

Faydalı bir söyleşi oldu. Kendilerine teşekkür ediyoruz.

Bu güzel konferanstan sonra üyesi olmakla şeref duyduğum Türkiye Yazarlar Birliği’nin İstanbul Şube Başkanlığı seçimi için sevgili dostum Yazar Yusuf Tosun Bey’le birlikte Sultanahmet’te Kızlarağası Medresesi’ne gittik.

Konuşmalar devam ediyordu…

Onursal Başkanımız Sayın Mehmet Doğan ağabeyin konuşması devem ediyorken; salondan sesler yükselmeye başladı. Ve birden ortam gerildi. Bunları yazmak doğru değil belki ama yazılmadan da düzeleceği yok ki. Evet, hiç hoşuma gitmedi oradaki tavır ve davranışlar. Yer yer gerginlik hat safhaya vardı. Bu arada namaza durmuştum ve namazımın bozulduğunu hissettim, tekrar namazımı kıldım. Gerçekten hoş olmayan görüntülere şahit olduk ister istemez. Türkiye Yazarlar Birliği ülkemizin en büyük entelektüel kuruluşu. Ne yazık ki daha alınacak çok yol var. Ahlak adına, edep adına… Bu görüntülerin taraftarlarının hepsini kınıyorum. Şunu bilin ki oradaki üyelerin, delegelerin oylarıyla seçiliyorsunuz. Oradaki üyeler olmasa siz bu şımarıklığı ve bu artistliği nasıl elde edeceksiniz? En büyük artistlik edebe sahip olmaktır.

Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği’ndeki o nezih konferanstan sonra böyle gayri ahlaki görüntülere şahit olmak beni utandırdı.

Biz kardeşiz. Kardeş kardeşe katlanmalı. Bir taraf sertleşince diğer taraf yumuşamalı. Ama karşılıklı atışmalar, ne bu düşmanlık Allah aşkına. Bakın orada onlarca insan sizin yaptıklarınızdan utanç duydu. Eski Başkan yaptıkları faaliyetleri anlatıyor. Negibi faaliyetler yapılmış? Bilmem kaç sayfalık faaliyetmiş. Onca faaliyetin içinde ahlak ve edep var mı acaba? En önemli faaliyet insanların biribirine karşı sevgi ve muhabbetidir.

Önümüzdeki iki yıl için yönetim faaliyet vizesi aldı. Hayırlısı olsun diyoruz. İlk icraatın ve ilk faaliyetin bu çatı altındaki insanların kardeşliğinin teminin sağlanması olmasını diliyorum. Birdahaki seçimde böyle kötü görüntülerin oluşmaması dileğim.

Demokratik bir ortamda muhalefet mutlaka gerekli. Yönetime talip olanlar öncelikle projelerini delegelerle paylaşmalı. Projeleri üyeleri, delegeleri heyecanlandırmalı. Dedikodu yerine projeler konuşulmalı. Bir dahaki seçimde projelerin konuşulduğu bir kongre hayal ediyorum.

Selam ve dua…

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...