Gücün Esiri Olmak
Muhammed Acar

Gücün Esiri Olmak

Tarih, insanoğlunun güç karşısında yaşadığı zehirlenmenin örnekleriyle doludur. Tarihin başlangıcından bu yana, kazananın haklı görüldüğü bir sistem dayatıldı insanlığa. Bunun neticesi olarak da, başarılı olmayı aynı zamanda “haklı olmak” sanan insan tipleri türedi. Hangi yöntemle kazandığından çok ne kazandığına önem veren bu insan modeli, yöntemi sorgulamaktan vazgeçerek, çok kazanmanın zevkini hissetmeyi, pastadan fazla pay kapmayı hedefler oldu.

Geçmişe ibret nazarıyla bakmayan, sadece bugüne odaklanan bu insan tipi, güncel gelişmeler karşısında erdemli bir duruş sergileyemiyor. Madde bu insanların gözünü öylesine körleştiriyor ki, kendileri için kutsal olan şeyleri dahi bu uğurda yok sayabiliyorlar.

Geçtiğimiz hafta Amerika başkanı Donald Trump ve ortadoğudaki yaveri Netanyahu, kameraların karşısına geçerek Filistin için sözde bir çözüm planı sundular. Adına “Yüzyılın anlaşması” dedikleri bu plana göre, Kudüs tamamen İsrail’in olacak, Filistin devleti ise silahsız, güvenliksiz, izzet ve haysiyetini Siyonistlere teslim etmiş küçük bir devletçiğe dönüştürülecek. Planın finansörlerine baktığımızda ise, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirliklerinin başını çektiği körfez Arap rejimlerini görüyoruz.

Amerika ve İsrail’in Filistin için tasarladığı yok etme planına destekleri bağlamında baktığımızda, yazının başında bahsettiğimiz onursuz insan modelini Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn gibi ülkelerin yöneticilerinde rahatlıkla görebiliyoruz. Dünyevi menfaati için tüm değerlerinden vazgeçmiş, adeta gücün esiri olmuş olan bu insanlar için, kazanç olarak sadece dünyada kazandıkları vardır. Kur’an’ın deyimiyle, “ahirette onlar için bir kazanç yoktur.”

İlkeli ve erdemli şekilde hareket edenler, şartlar ne olursa olsun adaleti elden bırakmayanların ise, güç karşısındaki imtihanları elbette daha zor olacaktır. İdeallerinden ödün vermeden yürüyenlerin karşısına her zaman, hakikati hakikat olduğu için savunmak yerine güçlü olanı güçlü olduğu için savunan bir güruh çıkacaktır. Böyle bir topluluk karşısında erdemli ve ahlaklı kalabilmek ise ayrı bir imtihandır.

Hakkın yanında olmak, ilkeli bir hayat sürmek, bir değeri savunabilmek ancak karşınıza “cazip teklifler” çıktığında sınanabilir. Güçleri zirvede olduğu zaman yanlışı göstermeyenlerin, hatayı düzeltmek için uyarma cesareti göstermeyenlerin hiçbir zaman eleştiri hakları da olmayacaktır. Güç bu kişilerin ellerinden çıktığında, bu kişiler zaaf içine düştüğünde, artık söz söyleme hakkına sahip olmayacaklardır.

Şunu unutmamalıyız ki, güç elde iken haktan ayrılanlar, eleştiriyi ihmal edenler, yapılan ve yapılması muhtemel kötülüklerin de normalleşmesine destek vermiş olurlar.

“Allah'a iman ile küfür sınırında kulluk eden insanlar da vardır. Kendisine bir iyilik dokunursa, buna çok memnun olur. Eğer kendisine bir musibet dokunursa, yüzüstü döner. O, dünyasını da, ahiretini de kaybetmiştir. İşte kıyas kabul etmeyecek kayıp budur.” (Hacc Suresi 11)

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Metin Yüksel, şehadetinin 41. yılında anılıyor: 23 Şubat Pazar günü Fatih Camii'ndeyiz!
Metin Yüksel, şehadetinin 41. yılında anılıyor: 23 Şubat Pazar günü Fatih Camii'ndeyiz!
Atasoy Müftüoğlu Yazdı: Müslümanlar muhalefet ve özeleştiri kültürünü terk ettiler...
Atasoy Müftüoğlu Yazdı: Müslümanlar muhalefet ve özeleştiri kültürünü terk ettiler...