Adaletin Vesikası…
Mensure Kaplan

Adaletin Vesikası…

Bir vatandaşlık antlaşması olan Medîne Vesîkası,  siyâsî, iktisâdî, ictimâî ve dînî çok yönlülük arz eden bir antlaşma olarak tarihe geçmiştir. Sadece dini korumakla kalmayan, Medine şehrinde yaşayan bütün insanlar için yardımlaşma, farklı din mensuplarının arasında adâlet ve eşitliği gözeten bir vesika.

Medine vesikasına temel olan dinin koruma altına aldığı beş esas, zarurat –ı hamse yani; Canın korunması, Malın korunması,  Dinin korunması, Aklın korunması ve Neslin korunmasıdır.

20 yüzyılda modern zamanlarda, Medeni dünyanın ulus ülkeleri de BM çatısı altında bir araya gelerek kendi aralarında buna benzer sözleşmeleri kabul ettiler.

1948 imzalanan insan hakları evrensel bildirgesi gibi;

‘’ İnsan haklarını göz ardı etmenin ve hor görmenin, insanlığın vicdanında infial uyandıran barbarca eylemlere yol açtığını ve insanların korku ve yoksunluktan kurtulması, konuşma ve inanma özgürlüğüne sahip olacağı bir dünyanın ortaya çıkmasının sıradan insanların en yüksek özlemi olarak ilan edilmiş bulunduğunu, insanın zorbalık ve baskıya karşı son çare olarak başkaldırmak zorunda kalmaması için, insan haklarının hukukun egemenliğiyle korunmasının önemli olduğunu ‘’

insan hakları evrensel bildirgesi bu madde ile başlar ve maddeler halinde korunması gereken şeylerin neler olduğunu sayfalar halinde sunar bize.

Ancak modern ulus devletlerin insan hakları karnesi çokta temiz değildir. Kendi halkını ırkını koruyan batılı ülkeler üçüncü dünya halklarına hale ikinci sınıf insan muamelesi yapıyor. Bugünkü batı medeniyetinin sömürü üzerine kurulduğu bir gerçek.

İnsan hakları denilince ırkı rengi ne olursa olsun tüm insanlık için eşit uygulama söz konusu olmalı. İslam Müslümanlara düşmanlarına bile adil olmayı düşmanlarının bile tabi insan haklarını korumayı emir etmiştir. Tabi bozgunculuk var oldukça adalette olmaz.

İslam insan hayatının en önemli beş değerini güvence altına almıştır. Can, Mal, Nesil, Akıl ve Din emniyetinin sağlanması İslam dinin en önemli hedeflerinden biridir. İslam’ın güvence altına aldığı bu beş temel değerin gerçek anlamda korunması ancak adaletin ve özgürlüğün sağlanması ile mümkündür.

İslam'da adalet öncelikle hukuk önünde herkesin eşit olması kimseye makamından, parasından, soyundan dolayı bir ayrıcalığın gösterilmemesidir. Kuran-ı Kerim’de adalet kelimesi 30 ayette geçer ama şu dört ayet bizim Kuran’ın adalet anlayışını doğru anlamamız için yeterlidir.[1]

"Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adalete uygun tarzda hükmetmenizi emreder. Allah bununla, size ne de güzel öğüt verir!" (Nisa, 58)

"Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor." (Nahl, 90).

"Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz sizi adaletsizliğe itmesin. Adil olun….." (Mâide, 8).

"Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun…..." (Nisâ, 135)

 


[1] Ekran Gazetesi Ramazan Deveci Devletin Dini adalettir, dinin devleti de özgürlüktür...

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Metin Yüksel, şehadetinin 41. yılında anılıyor: 23 Şubat Pazar günü Fatih Camii'ndeyiz!
Metin Yüksel, şehadetinin 41. yılında anılıyor: 23 Şubat Pazar günü Fatih Camii'ndeyiz!
Atasoy Müftüoğlu Yazdı: Müslümanlar muhalefet ve özeleştiri kültürünü terk ettiler...
Atasoy Müftüoğlu Yazdı: Müslümanlar muhalefet ve özeleştiri kültürünü terk ettiler...