Türkiyeliler Defolsun!
Harun Yılmaz

Türkiyeliler Defolsun!

“İnsanlar sizi, sadece aynı yerden canları yandıklarında anlar...” (La Edri)

Suriyeli muhacirleri (sığınmışları) anlamak için, aynı yerden canımızı yakma Allah’ım!

Daniel Espinosa’nın yönettiği, başrolünde RyanReynolds’ın oynadığı, uzay istasyonunda geçen bir hikâyeyi anlatan “Hayat” (Life) filminden bir sahnede, aylardır uzayda olan bir astronotla, uzay istasyonuna yeni gelen astronot arasında şu diyalog geçiyordu;

  • Uzun zamandır buradasın. En çok neyi düşündün?
  • Aşağıda birbirimize yaptıklarımıza dayanamıyorum. Oysa uzaydan bakınca dünyada hiçbir çizgi görmüyorum.

 

Tarih; 6 Temmuz 2017.

Yer; Sakarya, Kaynarca

Büyük infial yaratan bir cinayet haberi.

9 aylık hamile, Türkiyeli Emani El Rahmun, önce tecavüze uğramış sonra rahmindeki bebeği ve 10 aylık oğlu Halef El Rahmun ile birlikte, ormanlık alanda canice katledilmişlerdi.

Cinayeti, ülkelerini savunmak yerine Türkiye’de ağustos böceği gibi gün çalıp, gün oynayan Birol Karacal ve Cemal Bay isimli iki Suriyeli katil işlemişlerdi.

-o-

Tarih; 11 Ağustos 2014

Yer; Gaziantep, Ünaldı Mahallesi.

62 yaşındaki Suriyeli ev sahibi Hıdır Çalar, Türkiyeli kiracısı tarafından bıçaklanarak öldürüldü. Dağdan gelip bağdakini kovan Suriyeli Hıdır Çalar, ülkesinde savaşmak yerine, Türkiye’de mülk edinip, fahiş fiyatlarla Türkiyeli ailelere kiraya veriyordu.

Oysa gerçek bambaşkaydı; meğer bu 62 yaşındaki Suriyeli ev sahibi, 1 aylık kiranın yarısını alamadığı için, gün aşırı gidip, bu Türkiyeli aileyi taciz ediyormuş. Cinayet günü, Türkiyeli kiracısına gidip tekrar kirasını istemiş. Kiracı, çalıştığı fabrikadan kalan ücretini alınca, eksik kirayı ödeyeceğini söylemiş. Ancak Suriyeli ev sahibi Hıdır Çalar, kirayı vermiyorsan, kızını götürürüm, diyerek, kiracının 14-15 yaşındaki kızının kolundan tutup sürükleyince, kendini kaybeden baba, ev sahibini bıçaklayarak öldürmüş.

-o-

Tarih; 30 Mayıs 2019

Yer; Kahramanmaraş, Onikişubat ilçesi.

Kahramanmaraş’ta Türkiyeli bir genç, yolda bulduğu 17 bin 500 lirayı, Suriyeli sahibi Gökçe Dayıoğlu'na teslim etti. Türkiyelilere karşı ön yargılı olduğundan dolayı utandığını söyleyen Dayıoğlu, "Ön yargılarımızdan ve kendimden utandım açıkçası" dedi.

-o-

Tarih: 24 Ağustos 2019

Yer: Antalya, Kepez ilçesi, Şelale Mahallesi,Varsakbey Caddesi

Antalya’da hamallık yapan 23 yaşındaki Türkiyeli Ala Hennuş, fırında taşıyacağı un çuvalı başına 80 kuruş kazanmak için çalışırken, fenalaşarak yere düştü, hastaneye götürülürken yolsa hayatını kaybetti.

23 yaşında bir iş cinayetine kurban giden Ala Hennuş, ırkçılığın hedefindeki Türkiyelilerin hangi şartlarda çalıştığını ve nasıl sömürüldüklerini gözler önüne serdi.

-o-

Örnekleri çok sayıda olan son hikâye:

Türkiyeli Ali, İstanbul Şirinevler’de ayakkabı boyacılığı yapıyor; çok acıklı bir hikâyesi var, ama şu hayatta tek başına kaldığı bu topraklarda, üç beş kuruş kazanıp, dilenmemek için çabalıyor.

Birgün, Ali sokaklarda görünmez oldu. Sonradan öğrendik ki, bir fabrikada asgari ücretle işe başlamış. Sevindik. Aradan birkaç ay geçti; bir de baktım, Ali yine sokakta, ayakkabı boyacılığı yapıyor.

Niye çıktığını sordum fabrikadan?

Meğer onu 3 ay boyunca çalıştıran Suriyeli patronu, hem birikmiş alacağını vermemiş hem de hakkını istediği için döverek dışarı atmış. Bu Suriyeli patron, hep böyle Türkiyeli işçi alıp, sonra ücretlerini vermeden atıyormuş.

-o-

Uzaydan bakınca hiçbir çizginin görülmediği mavi kürede, ırkçı şeytan ve onun ırkçılığına iman etmiş kulları, yeryüzünü bir ötekine karşı cehenneme çeviriyor.

Bugünlerde ırkçı şeytanın damarlarımıza sinip dolaştığı bir atmosferi yaşıyoruz Suriyeli kardeşlerimiz konusunda.

Kur’an’a inandıklarını söyleyenler bile bu modaya uymuş; bu zehrin zihnimizi yalayıp geçtiği hiçbirimiz ilk ırkçının şeytan olduğunu, onun âdetine uyduğumuzufark etmiyoruz.

Sayıları gittikçe artan şekilde “Suriyelileri iztemezukçu gazap çağırıcı” güruhun avami (sokak ağzıyla) dedikoduda birleştikleri birkaç şeytani klişe var;

“Gencecik adamlar, elleri silah tutabilirken, gelmiş burada refah içinde yaşıyorlar, gitsin ülkelerini savunsunlar.”(Kimse merak etmez, o refah içinde yaşadığı sanılan gencecik insanın, babalarını, abilerini kaybetmiş sekiz kişilik dul ve yetimlerden oluşan ailesini geçindirme savaşı verdiğini).

“Ben kendi ülkemde böyle eğlenemiyorum, çok rahatlar, en güzel yerlerde tatil yapıyorlar, denizin ortasına masa kurmuş nargile içiyorlar.”(Sosyal medyada paylaşılan denizin içinde nargile içen esmer kavruk adamın, aslında AlaroBeachClup’ta tatil yapan TC vatandaşı Erzin Soylu olduğu anlaşılmıştı).

“Patronlar, bizim yerimize daha ucuz işgücü olduğu için onları çalıştırıyor, onların yüzünden işsizlik yaşıyoruz, ücretlerimiz düşüyor.”

“Ev kiraları onların yüzünden arttı, ev sahipleri Suriyelilerin yüzünden daha yüksek kiralar istiyorlar.”

…bu, böyle gidiyor.

Oysa ev kiralarındaki artışın sebebi Suriyeliler değil, bunu piyasa dengesi içinde talep artışı olarak gören soyguncu TC vatandaşı ev sahipleridir.

İşgücü ücretlerinin düşmesinin asıl sebebi ise, hiçbir sosyal haklarının olmadığı, bilmediği topraklarda çalışarak ailesini geçindirmeye çalışan Suriyelileri bir TC vatandaşına kıyasla daha ucuza çalıştırarak maliyetini düşürmeye çalışan gaspçı patronlardır.

Topluma ne anlatılırsa anlatılsın, “her şerli işin potansiyel suçlusu Suriyelidir” algısı yerleşmiş durumda. İşin ilginç yanı, Kürtler de böyle düşünüyor. Oysa fazla değil, 20-25 sene evvel, terör yüzünden topraklarından kaçarak,yaklaşık 50 kişilik bir nüfusla Denizli’ye gelen Kürtler, şehre sokulmak istenmemiş, “geldiğiniz yere dönün” şeklinde tahkir edilmişlerdi. Yine 2008’de, aileleriyle fındık işçisi olmak için Ordu’ya gelen Kürtler, güvenlik (!) gerekçesiyle şehre alınmamıştı.

İnsanın “Ey Kürtler! Bari siz yapmayın böyle.” diyesi geliyor.

Şimdi gelelim asıl feci ironik soruya;

İstemezukçuluk yaygarası kopararak“ülkemizde Suriyeli istemiyoruz” diye çıngar çıkaranların, “bu vatan benim” diyenlerin içinde, soyu Urartulara, Hititlere, Sümerlere, Truvalılara, Frigyalılara, Lidyalılara, İyonyalılara dayanan, “benim büyük, büyük, büyük dedem, onlardan geliyor” diyebilen kaç kişi var?

Doğruya doğru; bu toprakların kadim ve gerçek sahipleri Urartu, Hitit, Sümer, Truva, İyon, Frig, Lidya halkları hariç, Türkler, Çerkezler, Lazlar, Rumlar, Abhazlar, Boşnaklar, Bulgarlar, Yunanlar, Kırımlılar, Tatarlar, #SuriyelilerDefolsunhastaghi paylaşmak yerine, Türkiye’den defolup gitmeliler değil mi o zaman?

Allah sormaz mı, kimi kimin mülkünden kovuyorsunuz, diye?

Sorar tabi, soracak zaten.

Kendinizi, bin beş yüz tane örgütün, on üç tane devletin savaştığı, kime karşı savaşacağınızı bile bilmeden yaşadığınız vatanınızdan, ölümün hüküm sürdüğü topraklarınızdan kaçarak, kardeşleriniz saydığınız, sandığınız insanlara sığınmış aileler olarak düşünün.

Şimdi bu haber ve hikâyelerdeki memleketleri değiştirip tekrar okuyun; Suriyeli yazan yere Türkiyeli, Türkiyeli yazan yere Suriyeli koyun. Eğer (Allah göstermesin), bu ülkede de savaş çıkarsa, çoluk çocuğumuzla, kucağımızdaki bebeğimizle sığınacağımız başka topraklarda #TürkiyelilerDefolsunhastaghi açılarak karşılanırız.

Şimdi yazının başındaki haberleri empati (duygudaşlık) kurarak tersten okuyun; uyrukların yerini değiştirince, birazcık olsun aynı yerden canımız yandı mı acaba?

Son olarak bu konuda yapılan yanlış bir kıyasa değinmek isterim;

“Türken Raus” (Türkler defolsun) pankartlarıyla karşılandığımız Almanya’ya giden hiçbir vatandaşımız canıyla imtihan olduğu için gitmedi gurbete; rızık için, kimisi zengin olmak için, yani kalsaydı memleketinde, gitmesini gerektirecek bir savaştan kaçtığından dolayı gitmediler.

“Bizim gidecek başka vatanımız yok,” dediğimiz klişenin altında, asıl demek istediğimiz şey; “Buradan başka bir yere gitmek mecburiyetiyle ülke ülke sürünmeyelim, görece rahatlığımız bozulmasın, sığıntı olmayalım başka ülkelerde…” korkusudur.

Allah göstermesin, öyle bir durumla karşılaşacak olsak, elimizde bohçamızla sığınacağımız, tel örgülerinden atlayacağımız ne çizgiler var dünyada.

Allah, bir şekilde işimize gücümüze gidip geldiğimiz vatanımızdan başka topraklarda can güvenliği arar hâle düşürülmek istenmemize izin vermesin.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Serdar Duman Yazdı: Türkiye Sekülerleşiyor mu?
Serdar Duman Yazdı: Türkiye Sekülerleşiyor mu?
Gülbeyaz Karataş Soyalp Yazdı: Kudüs İzlenimleri...
Gülbeyaz Karataş Soyalp Yazdı: Kudüs İzlenimleri...