bodrum escort
Allah Yer Yüzünü Mabed Kılmışken......
Gül Altuntaş

Allah Yer Yüzünü Mabed Kılmışken......

Evet pak olan her yer insanlara mabetti. İstediğin her an her zeminde Rabbine ulaşabilecektin. Seni muhatap alan rabbin zaman ve zeminle sınırlamamıştı...

Önceleri kim bilir belki de pak olan yeri belirleme adına, kuru dallarla sınırı belirlenen mabetlerde, temiz toprak üzerine secde etmekten gocunulmadı. Zaten aslını toprak bilen mü'minler için, kibirden arınma vesilesi bile oluyordu, mescitlerin sade oluşu... İlerleyen dönemde, farklı coğrafi ve iklimsel gereklilik dolayısıyla, sadece etrafı çevrilerek pak olan yerin belirlenmesinden başka, hava koşullarından da korunma adına, gölgelikli, ya da yağmur rüzgar gazabından kurtulmak için, üzeri çitlerle korunaklı hale getirildi....

Bu arada, hem coğrafya hem insan kaynağı olarak genişleyen İslam, farklı kültürlerle muhatap olma, kendini, zamanın muktedir kültür ve devletlerine kabul ettirerek, varlığını hissettirmeye başlamıştı... Yeni bir heyecanla, farklı kültürlerden İslam’a gelen insanların coşkusu, ister istemez Müslümanları etkiliyordu... Mesela Selmani Farisi, kendi ülkesinin, islama aykırı olmayan gelenek ve göreneklerinden bahsetmiştir peygamberimize...

Böyle böyle , her katılan insan ve her ilerlenen coğrafyadan etkileşim oldu. Bu etkileşim, vahdet fikrine ters düşmediği müddetçe, haram-helal çizgisine zarar vermediği müddetçe , temelli, büsbütün ortadan kaldırılmaya gerek görülmeden, normal sosyolojik olgularla absorbe edilmesi beklendi. Fakat zamanının güçlü devleti Bizans ve Farslılarla sınır komşusu olmaya başlanınca sanırım, sadece kılıç ve silah gücü ile yarış değil de, ekonomik güçle yarış da kaçınılmaz oldu.

Bu günkü tabirle --itibardan tasarruf etmeme-- hastalığı Müslümanlara da bulaştı. Fethedilen yer ve ganimetlerle büyüyen hazine, mütevazılığı değil de, gösterişi gerektirir, gibi algı Müslümanlara da sirayet etti.

Ve araç amaç olmaya başladı.. Başlangıçta, her temiz toprağı ALLAHA secde etmeye layık bulan Müslümanlar, artık gösterişli camilere gerek duyar oldular.... Araç bile olmayan, mabet ihtiyacı amaç oldu. Amaç Rabbinle buluşup, dertleşmek, hasbihal etmek O'na olan teşekkürünü sunmak iken....... Artık Bizans'ın, Pers'in mabetleriyle yarışır mabet yapmayı güç bilir hale geldiler. Çoktan mabedin ruhu değil de cesedi, bedeni, direkleri, kubbesinin yüksekliği, minaresinin uzunluğu, camlarının rengi avizesinin şatafatı idi amaç.......

Selattin cami kavramının yanında, camide namaz kılacakların salatları neredeydi kim bilir? Günümüzde de iş iyice çığırından çıktı, İçi boş ve gösterişli mabetler ,hüzünlü, ama bunu gören yok...

Piyangodan çıkacak haram parayı bile cami yaptırarak temizleyeceğini sanan Müslümanlar türedi. Yani Allah’ı kandırmayı planlayan, kandırabileceğini sanan, O'nunla haram bir bahis üzerine pazarlık yapan, pazarlık hayali kuran Müslümanlar....

''Sen bana piyangodan para çıkart, ben de sana kocaman cami yaptırayım, sen de mutlu ben de mutlu'' diyecek hale gelmiş zihniyet türedi.!(?)..... Bu pazarlığı yapanlar, Müslümanların henüz parayı bulmamış fakirleri iken , zenginleri de daha ileri giderek, pazarlıktan da öte , adeta direk Allah’a rüşvet sunan , suç kabadayıları gibi,--al şu ....milyon dolarlık camiyi, mahsup edelim , falanca falanca günahla-- moduna girdiler maalesef.

Gösterişli camilerde, sesi gösterişli müezzinlerinin elinde altın mikrofonla dua etmeyi ibadet sanır oldular...... Neredeyse; kenarları altın sırmalı , bol harmani cüppelerini savurarak camiye gitmeyi, camide ön safta, müezzinin ağlamaklı ve titreşimli sesi eşliğinde dua/İBADET etmeyi ALLAH’A sundukları bir lütuf sayacaklar günümüz Müslümanları.....

Araç ,çoktan amaç olmuş. Mabetleri de tıpkı kendimiz gibi kibre bürüdük... Gösterişli, büyük, süslü, altın varak cilalı/makyajlı, bezekli...... Soğuğu sıcağı hissettirmeyecek kadar korunaklı , lüks. Ama alnını, sıcak kumların üzerine secde eden Müslümanların ruhu yok artık......

Arpa ekmeğini birbiriyle bölüşen Müslümanlar yok artık. Birbirinin halini sorup, derdine deva olan Müslümanlar yok artık. Arabistan çöllerinden Dicle kenarındaki , kuzunun uğrayacağı haksızlığın acısını çeken Müslümanlar yok artık. Kendi işini görürken, kamunun mumuna üfleyip, hak geçmesini önleyen Müslümanlar yok artık. Sırtındaki, entarisinin uzunluğundan şüphelenip, hesap soran maiyetine, izahatta bulunarak, O'nun kalbine fesat kaçmasını engelleyecek kadar, mütevazi Müslümanlar yok artık.

Fakat çok gösterişli camileri var..

Ruh gitmişse ceset ne işe yarar.....

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Türkiye’de  Atasoy Müftüoğlu’nun “Umut Ve Sorumluluk” kitabı okundu, okunuyor…
Türkiye’de Atasoy Müftüoğlu’nun “Umut Ve Sorumluluk” kitabı okundu, okunuyor…
Atasoy Müftüoğlu yazdı: Anlam Ufuklarını Kaybetmek
Atasoy Müftüoğlu yazdı: Anlam Ufuklarını Kaybetmek