Baba Ne İşe Yarar?*
Harun Yılmaz

Baba Ne İşe Yarar?*

 “Yemen, Abyan’da yaşayan bir taksi şoförünün bana gönderdiği mesajı hâlâ unutamıyorum; mesajda Koalisyon güçleri (Suud-BAE) ya da Amerikan yönetimi tarafından düzenlenen saldırılarda ölen arkadaşları gibi ölmeyeceği hususunda kendisine garanti vermemi istiyordu. Kendisinin El-Kaide ya da başka bir gruba mensup olmadığını, “tek amacının küçük çocuklarının boğazında geçecek bir lokma yiyeceği temin etmek olduğunu”ifade ediyordu. Maalesef ki onun bu talebini karşılayamadım.” (Londra’da merkezli Re’y’ulYevm Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Abdulbari Atvan’dan bir anı)

Toplumun, milletin, devletin çelik çekirdeği, tohumu olan, ancak çözülen, çöken, çökertilen, savsatılan, eriyen “aile” birimi, hiç olmadığı kadar savunmasız.

Toplumun temel birimi olan aile, “bir çivi bir nalı, bir nal bir atı, bir at bir süvariyi, bir süvari ise bir orduyu düşürür ve ordu düşerse savaş kaybedilir” zincirlemesindeki emsalin ifade ettiği o çividir aslında.

Birçok amil var ailenin çöküyor oluşunda. Bu çöküş sürecinde, önce kurumsal teşvik düzeyinde, erkeğin varlığı, ailedeki yeri, zemini tartışmaya açılmış; 1926 tarihli, 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin152’inci maddesindeki “Koca, birliğin reisidir.” cümlesi ilga edilmiş, 2001 yılında mer’i olan 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 186’ıncı maddesiyle bunun yerine “Birliği eşler beraberce yönetirler.” maddesi getirilmiştir.

Kurumsal bir zeminin varlığı yavaş yavaş etkisini göstermiş, kendisine bir birey, özgür bir insan kimliği verildiği vehmine kapılan kadın, artık kocasına karşı saygısız ve edepsiz hâle dönüşmüştür. Kurumsal düzeyde özgürleşen (!) kadın,aile birliğinin en değerli meyveleri olan çocukları ise, kendisinin tasarrufuna, tekeline ait eşya sanmaya, babayı inkâra vardırır işi. Hâlâ kocasına karşı saygısı olan numuneler varsa ve eğer 18 yaşını ikmal etmeden evlenmişlerse, onlar da kanun kuvvetiyle buna pişman edilir, değilse, aile kurumu altı yönden cendereye alınarak, yuva olmaktan hızla uzaklaştırılıp, içinden çıkılmak istenen bir huzursuzluk çemberine dönüştürülür.

Eğer geçimsiz, saygısız bir eşiniz varsa ve siz de, tüm gücüyle aileyi çökertmeye dönük bu projelerin farkında ve karşısında olan biriyseniz,sabretmeli, tahammül göstermeli, kader tecelli edene kadar doğru yerde durmalısınız.

Saygınınesamesini dahi okumayan böyle bir eşiniz varsa bile, sabır göstererek yaptığınız şey, ferdi ve toplumsal düzeyde apaçık şahsiyetli bir fedakârlıktır aslında. Muhakkak bunda da bir hayır vardır, dersiniz ve Allah, buna bir çözüm ihsan edene kadar imtihanınız devam eder.

Aklı başında, bunların farkında bir baba, karısından bir saygı görmese bile, evladının doğru yetişmesinde sonsuz pay ve inkâr edilemez hak sahibidir ve dolayısıyla bir baba bundan yüz çeviremeyecek, bir anne buna engel olmayacak kadar sorumludur.

Her tıkırtıyı kavgaya çeviren bir eşiniz varken, bu gerçekten çok zordur…

Saygısını, edebini kirli bir giysi gibi çıkarıp kenara atmış bir eşiniz varken bile, “baba ne işe yarar” sorusunun illakiHakk katında bir değeri vardır.

Oysa olması gereken, birbirinin mahremiyetini koruyan eşlerin varlığıdır ve bu, aile içi hukuku ayakta tutar. Aksi durum, bu hukuku çiğneyenlerin vebali olacaktır.

Tabi ki, hâlâ toplumun omurgasını ayakta tutan, direnen, yıkıcı, ifsad edici oyunların farkında olmasa bile, varlığını sürdüren Anadolu aileleri vardır; belki de böyle örneklerle ayakta duruyor toplum.

İşte Ahmet Hakan Çakıcı, yok edilen, karikatüre dönüştürülen, otoritesi sarsılan, silikleştirilen “baba” figürünün ne olduğunu, https://thefatherlessgeneration.wordpress.com/statistics/sitesinde yapılan araştırmanın sonuçlarını aktararak,“baba ne işe yarar”başlığıyla paylaşmıştı. ABD’deki babasız büyüyen çocuklarla ilgili bu veriler, “orası ABD, bizde olmaz,” şeklinde asla yanıltmasın sizi. Şeytani bir projenin pilot uygulama ülkelerinden biri de Türkiye’dir ve bu projeler, özgürleşti(rildi)ğini(!) zanneden kadınların eliyle hayat bulmaya başlamıştır.

Bir başka deyişle, “emanet edilmiş olan evlatların” nazarında, hayatında, nesebinde, gelişiminde babayı inkar eden, onu babasından esirgeyen, silikleştiren kadın, bu müfsid ve müflis projenin (bilerek veya bilmeyerek, ama her hâlükârda) oyuncusu, Allah katında hesap vericisidir.

Son derece vahim bilgiler ihtiva eden bu araştırmaya göre Sayın Çakıcı’nın aktarımı aynen şöyledir;

ABD’de yaklaşık 70,6 milyon çocuk yaşıyor ve bunların % 34’ü, yani 24 milyonu biyolojik babalarının yokluğunda yaşıyor.

ABD'li çocukların % 43'ü babaları olmadan yaşıyor (ABD Nüfus Sayımı verileri) ve evsiz çocukların sayısı ise 2,5 milyon (Aile Evsizliği Ulusal Merkezinin yayımladığı Amerika'nın En Genç Kimsesizleri Raporu).

İlk evliliklerin % 43'ü on beş yıl içinde eritiliyor; boşanmış çiftlerin yaklaşık % 60'ının çocuğu var ve her yıl yaklaşık bir milyon çocuğa, anne babasının boşanması yaşatılıyor.

Baba bulunmayan evlerde çocukların yaklaşık % 40’ı babalarını geçen yıl hiç görmemişler; çocuklarından uzak tutulan babaların yüzde 26'sı farklı bir eyalette yaşıyor; babalarının yokluğunda yaşayan çocukların yüzde 50'si babalarının evine hiç ayak basmamış.

Biyolojik babalarının yokluğunda yaşayan çocukların ortalama olarak, fakir olma, ilaç kullanma, eğitimsel, sağlık, duygusal ve davranışsal problemleri yaşama, çocuk istismarı mağduru olma olasılığı en az iki ila üç kat daha fazla.

Babasız evlerde yaşayan çocukların durumu tam bir yıkım:

Genç intiharların % 63'ü babasız evlerden (ABD DHHS Sayım Bürosu, Sağlık Bakanlığı verilerine göre nüfus sayımı ortalamasının 5 katı).

İntihar eden genç kızların da % 63'ü babasız evlerden.

Evsizlerin ve evden kaçmış çocukların %90'ı babasız evlerden(ABD DHHS Sayım Bürosu verilerine göre nüfus ortalamasının 32 katı).

Davranış bozukluğu olan çocukların % 95'i babasız evlerden(ABD Hastalık Kontrol Merkezi verilerine göre ortalamanın 20 katı).

Davranış bozukluğu gösteren kızların ise % 85'i babasız evlerden.

Liseyi terk eden çocukların % 71'i babasız evlerden(Ulusal Liseler Müdürler Birliği Raporu’na göre ortalamanın 9 katı).

Sokaklarda kalan kız çocuklarının % 90'ı babasız evlerden.

Devlet korumasına alınan çocukların % 70'i babasız evlerden.

Tecavüz ve şiddet suçlusu çocukların % 80'i babasız evlerden.

Tecavüze veya şiddete maruz kalan kızların % 80'i babasız evlerden.

Çocuk yaşta hamile kalan kızların % 71'i babasız evlerden (Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı basın açıklaması, 26 Mart 1999).

Yerinden edilmiş öfkeyle motive olan, öfke problemi yaşayan tecavüzcülerin % 80'i babasız evlerden (Adalet Bakanlığı verilerine göre ortalamanın 14 katı).

Ergen/genç kundakçıların % 90'ı sadece anneleriyle yaşıyor; yani babasız evlerden (WrayHerbert, “Kindlers’in Kullanılması” Psikolojisi).

Bağımlılık yaratıcı kimyasal kullanan tüm genç hastaların % 75'i babasız evlerden (Tüm Tanrının Çocukları İçin Gökkuşağı örgütünün verilerine göre ortalamanın 10 katı).

Cezaevindeki genç suçluların % 85'i babasız evlerden(FultonCounty Georgia, 1992 yılı Teksas Düzeltme Bölümü verilerine göre ortalamanın 20 katı).

Hapishane mahkumlarının % 39'u sadece anneleriyle yaşamaktaymış (2002 yılı ABD Adalet Bakanlığı anketi).

Devlet tarafından işletilen kurumlardaki gençlerin % 70'i babasız evlerden (Eylül 1988-Özel Rapor, ABD Adalet Bakanlığı verilerine göre ortalamanın 9 katı).

Eğitimde baba faktörü: Babasız çocukların okulu bırakma ihtimali, normalin iki katı.

Çocuklarının hayatından tutan, onların hayatlarına katılan babaları olan çocukların okulda kötü bir not almaları % 40; okulu bırakma olasılıkları % 70 daha azdır.

Böyle babaları olan çocukların AA notu alma olasılığı ve okuldan hoşlanma, okul dışı etkinliklerde bulunma olasılıkları daha yüksektir.

Uyuşturucu ve alkol suiistimalinde baba faktörü: Columbia Üniversitesi'ndeki araştırmacılar, babalarıyla zayıf ilişkisi olan iki ebeveynli ailede yaşayan çocukların, iki ebeveynli ailelerdeki gençlere kıyasla sigara içme veya kullanma olasılığı % 68 daha fazla. Bekâr anne hanelerindeki gençler, anne ve babanın beraber yaşadıkları hanelere göre % 30 daha fazla risk altında.

Hapse düşmedeki baba faktörü:İyi bir geliri olsa bile, baba bulunmayan hanelerde yaşayan gençler, anne ve babanın bir arada olduğu ailelerde olduğundan daha fazla hapse düşme ihtimaline sahip. Evinde hiç baba bulunmayan gençler en yüksek orana sahip. 2002'deki hapishane mahkûmlarının yaklaşık % 46’sı daha önce hapsedilmiş bir aile üyesine sahip.

Suçtaki baba faktörü: 109 çocuk suçluya ait bir araştırma, aile yapısının suçluluğunu önemli ölçüde zorladığını göstermiştir. Ergenler, özellikle de tek ebeveynli ailelerdeki erkek çocuklar, daha yüksek statü, mülkiyet ve kişi suçları riski altında bulunmaktadır.

Hapishanede 13.986 kadın üzerinde yapılan araştırma, bunların yarısından fazlasının babaları olmadan büyüdüğünü göstermiştir. Mahkûm kadınların % 42’si baba olmayan bir ailede büyümüş ve % 16’sı ise ne annesiyle, ne babasıyla yaşamış.

Çocuk istismarında baba faktörü: Baba olmayan bir evde büyümek, çocuğun fiziksel, duygusal veya eğitimsel bir istismar yaşama riskini iki katına çıkarmaktadır. Baba olmayan hanelerde çocuk istismarı oranı bin kişide 27,3 çocuk iken, ana babanın birlikte yaşadığı hanelerde genel kötü muamele oranı binde 15,5'tir.

Babaolmayan hanelerdeki kız çocukların % 53’ünün çok genç yaşta evlenme; % 711'inin çocuk sahibi olma; % 164'ünün evlilik öncesi doğum yapma; % 92'sinin boşanma olasılığı daha yüksektir.

İlgili babaları olan iki ebeveynli evde yetişen ergen kızların cinsel olarak aktif olmaları oranı, babaları olmadan büyüyen kızlara göre daha azdır.

Babasız kız ve erkek çocuklar: Babasız bir evde büyüyen çocukların, babalarıyla yaşanlara kıyasla liseden ayrılma ihtimali iki kat; hapse girme ihtimali iki kat; duygusal veya davranışsal problemler için yardıma ihtiyaç duyması dört kat daha fazladır (ABD DHHS haber bülteni, 26 Mart 1999).

Ülkelerde kanun diliyle silikleştirilen baba faktörünün yokluğuna, bir de kendini yeterli gören özgür kadın/anne (!) faktörü eklendiğinde, Türkiye’de yaşayan ve her yönden çepeçevre sarılarak kuşatılmış ailelerin yıkılışına sebep olan annelerdir ve evlatlarını babasız bırakmanın baş failleride yine onlardır.

Neden mi?

“Yuvayı dişi kuş yapar” atasözü bunu yeterince açıklar.

(*) Ahmet Hakan Çakıcı, Twitter hesabından paylaştığı başlık, 06.05.2019

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Süleyman ünlü     2019-08-23 Çok doğru cuma gününe manidar bir yazı ile başlamak güzel
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Büyük Şeytan ABD Zindanındaki Dr. Afiye Sıddıki: Dünyada beni kurtaracak bir Müslüman yok mu?
Büyük Şeytan ABD Zindanındaki Dr. Afiye Sıddıki: Dünyada beni kurtaracak bir Müslüman yok mu?
Serdar Duman Yazdı: Suriye’de Amerika-Rusya Mutabakatı
Serdar Duman Yazdı: Suriye’de Amerika-Rusya Mutabakatı
esat escort