İşte en güzel reçete…
Nevzat ÖZKAYA

İşte en güzel reçete…

Ne kadar da şikâyetçiyiz…

Ne de çok şikâyetimiz var.

Öte taraftan “mutluluk” bir amaç olarak dayatılmış bize. Hayır, canım ne münasebet, mutlu olmak zorunda değiliz. Her şeyimiz tam olmak zorunda da değil. Eksiklerimizle yaşamayı bilmeliyiz. Öncelikle bunu kabul ederek şikâyetlerimizi eksiltebiliriz.

Sevgili dostlar gelin kendimize biraz çekidüzen verelim. Bunu sizden değil de kendimden başlıyorum öncelikle.İşte ben buna iyi yaşam iksiri diyorum.

Öncelikle erzakınızı Kur'an okunan yere koyalım. Suya şifâ ayetleri okuyup içelim veKur'an okuyalım.

Büyüklerimiz suya“Bismillah” deyip üzerine üfleyerek içerdi. Bu sıradan bir adet miydi yoksa. Kesinlikle hayır.

Bu bir doğal antibiyotik.

Sevgili dostlar kişi iman gücünü yükselttikçe, manevî mizacı tüm hücrelerine galip olmaya başlar. Manevî hâliniz güçlendikçe;  geçmişiniz,sıkıntılarınız, bunalımlarınız silinir.

Kaygılarınıza,vesveselerinize takılıp kaldıkçaya da"O niye öyle dedi, bu niye böyle yaptı?”diye düşündükçe,farkında olmasak da önce ruhumuz, bedenimiz ve beynimiz hasta oluyor.

Davamızla dertlenemiyor, dertlerimizi dava haline getiriyoruz.

Aynı inancı paylaştığımız, aynı kültürel kodlardan beslendiğimiz dostlarımız bir yana, ailemizde dâhi doğru iletişimde olamıyoruz.

İnsanlar her anlarında Antidepresan tüketir hâle geldi.

Neden?

Rabbimizle aramızı açtığımızdan, duâ etmeyi unuttuğumuzdan, Allahımızla dertlenmeyi bilmediğimizden ve de tevbemizi azalttığımızdan...

Hangi birimiz su içerken “Besmele” çekerek üzerine üfleyip içiyoruz?

Hangi birimizavuçlarımızın içine duâlar, Felâk-Nas'lar okuyup gözlerimizi, bedenimizi mesh ediyoruz?

Bunu çocuklarımıza da yapıyor muyuz?

Manevî “doyum”u kaybettiğimiz an, ruh ve beden sağlığımızı da kaybetmeye başladık.

Allah’ın peygamberi Hz. Yakub (as) Yusuf'unu kaybettiğinde ne yaptı?

Kaygılandı, vesveselendi sonrasında buhranlara duçar oldu.

Streslendi, düşüne düşüne, ağlaya ağlaya sonunda “hâli” onu hasta etti ve gözleri görmez oldu!..

Ama ne zaman vazgeçti,manevî unsurunu kuvvetlendirdi,Allah (cc)'a tam bir teslimiyet gösterdi, işte o zaman Allah (cc) Yusuf'unu ona geri verdi.

Kaygısı çok iken, evinin yakınındaki Kenan kuyusundaki Yusuf'unu görmüyor, hissetmiyordu. 

Kaygılarını atınca, on günlük mesafeden Yusuf'unun kokusunu almaya başladı.

Allah’ın peygamberi Yunus (as) da aynı değil miydi?

Kaydılandı denize düştü. Kaydısından emin oldu balık onu kurtardı.

İçine düştüğümüz buhranlardan dolayı;sağlıklı düşünemiyor, neticesinde de sağlıklı kararlar alamıyor ve ruh ve beden sağlığımızı kaybediyoruz.

Sonrasında;Antidepresan ağına düşüyor, kendi ellerimizle kendimizi delirtiyoruz.

Oysa Allah (cc),bize bir susam tanesini bile şifa olsun diye göndermedi mi?

Neden Yahudi'nin Kortizon ilâcına inandık da İslâm'ın her derde devâ Çörekotunu şifadan saymadık?!..

Biz, iyileşmek için şifayı temiz yollardan aramadık ki!..

Keyfimize göre, “zarurettir, zarurettir” dedik ve her türlü şeyi nefsimize helâl saydık.

Oysa Allah (cc), haram kıldığı hiçbir şeyin içine şifâ koymamıştır.

Gelin, evvelâ manevî olarak İslâm mizacımızı kuvvetlendirelim!

Herkes bu günlerde pervane gibi dönmekte. Rüzgar ne yönden eserse o tarafa dönmekte. Biz Müslümanız ve bunu dön de bu şekilde söylerdik şimdi de aynı şekilde söylemeteyiz.

Dostlar en güzel reçetemiz işte şudur:

Vaktinde kılınan namaz,

Allah'a yalvarırcasına okunan bir cüz Kur'an,

İçine Kur'an'dan duâ okunup, besmele çekilerek üzerien üflenerek içilen bir bardak su,

Gözyaşlarıyla ıslanmış bir seccade ve elbise; emin olun ki, ruh ve beden sağlığımız için en şifalı ilâçtır.

Hem de hiç yan etkisi ve komplikasyonu yok.

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ak Parti’li başkan makam aracını sattı, parasını öğrencilere harcadı
Ak Parti’li başkan makam aracını sattı, parasını öğrencilere harcadı
Merve Aras Yazdı: Ben Bu Sefil Dünyada Acep Ne Arıyorum?
Merve Aras Yazdı: Ben Bu Sefil Dünyada Acep Ne Arıyorum?