Bir Bayram Ötesi.
Mensure Kaplan

Bir Bayram Ötesi.

Yine bir Ramazanı hasret ile uğurlarken, içimizde kopan bayram sevincini dile getirmeye çalışırız. Nerde o eski bayramlar diye…

Bayram aynı bayram da sanırım değişen biz olduğumuzu unutuyoruz galiba.

Her yaşın bir değeri vardır. Çocukluğun ayrı bir tadı, gençliğin ayrı bir heyecanı, yaşlılığında ayrı bir hüznü, yaşam denen sınırda bu dereceleri ayrı ayrı tadarız sevinci ile hüznü ile… İnsanın buna alışması lazım, her daim.

Dedik ya nerde o eski bayramlar?  İşte burada yine çocuklukta… Bayram elbisesi alırken, kapı kapı dolaşırken ki mutluluk, çocuğun yüzünde sergilenir. İşte büyüyen insanoğlu bu heyecanı içinde yaşar bastırır.

Hatırlarımda biz bayramı beklerken ablalarımızın giysilerini değilde yeni alacağımız giysinin peşine düşerdik,  dört gözle seçerdik mağazadan.  Şimdi ise yeninin heyecanı bitiyor. Değişen bu.

Geleneklerimiz de ne vardı.

Her şehrin ayrı ayrı bayramı karşılama özelliği vardı. Mesela bizim buralarda çocukları sevindirmek için,  arefe günü ikindi namazından sonra mezar ziyaretleri olur. Eş dost akrabayı selamlamak ve bayramlaşmak için, ilk  onlara koşulur, unutulmazlar. Mezarlıklarda çocukları  sevindirmek için şeker , göfrek , kurabiye dağıtılır. Ehli kabir’e Fatihalar,  Yasinler, rahmet ile okutulur. Bu gelenek başka şehirlerde de uygulanır.

Sinop farklılık yapmış.

Ramazanın 15 den sonra  'helesa' geleneğini uygularlarmış.  Bu bir efsane geleneği , ‘’kış mevsiminde Karadeniz'de yelken açan gemiler sığınacak üç liman bulurmuş. Bu limanlar, Temmuz, Ağustos ve Sinop imiş. Fakat Temmuz ve Ağustos limanları fırtınalı zamanlarda dalgaları engelleyemediği için gemiler Sinop limanına yanaşırmış. Böyle fırtınalı günlerin birinde bir gemi Sinop limanına yanaşmış. Haftalarca limanda kalmış ve gemicilerin kumanyaları bitmiş. Gemiciler de karaya çıkıp insanlardan yiyecek dilenmek istemezmiş. Kaptanın aklına bir fikir gelmiş eline feneri alıp ev ev mani söyleyerek dolaşıp yiyecek ve içecek toplamış.

Yörenin gençleri, fenerlerle, mumlarla süsledikleri kayıklarıyla kıyıya çıkıp, akşam iftardan sonra bu kayıkları dörder beşer kişi omuzlarına alıp mahalleye gelir. Kayığı her evden görülecek şekilde açık bir alana koyar ve her evin kapısının önünde helesa manisinden parçalar söyleyerek bahşiş toplar.  Bu bahşişler ise sonradan fakirlere dağıtılır.

Yine ayrı şehirlerde ise gençler bayram günü sosyalleşme adı altında buluşurlar.

Zonguldak’ın Alaplı beldesinde , Ramazan Bayramı'nın son gününün ertesi günü 'Kızlar Bayramı' adı verilen kutlamalar yapılır. Çevreden bulunan köyler Hükümet Caddesi'nde sabahın erken saatlerinde toplanarak, kalabalık içinde genç kız ve erkekler birbirlerini beğenirken, uzun zamandır görüşmeyen akrabalar da birbiriyle hasret giderir.

İşte böyle gelenekler biz olduğumuz sürece devam eder. Yeter ki nesil bunları öğrensin.

Bizde bayram eskimez, eskiyen bizim ruhumuzdur diyoruz.

Bayram, kalbinize sürur , sevdiklerinize umut olsun.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Serdar Duman, Türkiye ve ABD arasındaki ‘güvenli bölge’ uzlaşısını yazdı:
Serdar Duman, Türkiye ve ABD arasındaki ‘güvenli bölge’ uzlaşısını yazdı:
İran İslam Devrimi Rehberi Seyyid Ali Hamanei'den 2019 Yılı Hacc Mesajı
İran İslam Devrimi Rehberi Seyyid Ali Hamanei'den 2019 Yılı Hacc Mesajı