Toplumsal Cinsiyet Eşitliği - STK'lar Uyanıyor mu?
Harun Yılmaz

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği - STK'lar Uyanıyor mu?

Ülkemiz, adına “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projesi” (TCEP)adı verilen ve esasen pedofiliyi (çocuklarla seks), zoofiliyi (hayvanlarla seks), nekrofiliyi (ölülerle seks) verobofiliyi (robotlarla seks) ifade eden “nötr cinsiyet” kavramıyla sapkın bir ağa düşürülme bornova escort sürecinden geçiyor.

Bu sürecin kanıksatılması, kabulü ve meşruiyeti için toplumsal bir uzlaşı oluşmasını amaçlayan, kısa adı İstanbul Sözleşmesi olan “Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi,” aile kurumunu çözmek, karı-koca arasındaki çankaya escort çatışmayı artırmak ve kadınları iş yaşamında ucuz işgücü olarak konumlandırmak gibi niyetleri de içeriyor.

TCEP’nin kaynağı, Türkiye’nin 11 Mayıs 2011’de imzaladığı, 14 Mart 2011’de TBMM’nin itirazsız onayladığı ve 1 Ağustos 2014’te de yürürlüğe giren İstanbul Sözleşmesi’dir.

Bazı ülkelerin feraset ve basiret ceyhan escort sahibi idarecileri, bu sözleşmenin kendi ülkelerinde uygulanmasına izin vermediler.

Macaristan Başbakanı Victor Urban,“Her ülke kendi geleneksel aile modelini ve her çocuğun bir anne ile bir babaya sahip olma hakkını savunma hakkına sahiptir.” diyerek sözleşmeyi imzalamayı reddetmişti.

Bulgaristan Gençlik ve Spor Bakanı SlavçoAtanasov da İstanbul Sözleşmesi hakkında “İlke olarak, kadınları şiddetten korumak taraftarıyız. Bunu tartışmıyoruz. Fakat bu sözleşme zehirli meyve içeren güzel bir şeker gibi; içinde tehlikeli metinler var.” diyerek sözleşmeyi imzalamayı reddetmişti.

Bulgaristan Anayasa Mahkemesi (AYM), Temmuz 2018’de İstanbul Sözleşmesi’nin Bulgaristan Cumhuriyeti Anayasası’na aykırı olduğuna karar verdi.Mahkeme heyetine göre İstanbul Sözleşmesi,insan cinsiyetini biyolojik ve sosyal boyutundan ayırarak insan türünün iki cinsli olduğu anlayışının dışına çıkıyor; kadın-erkek, kadın-kadın, erkek-erkek, insan ve başka her şey. AYM üyelerine göre belgenin onaylanması ile ülkede biyolojik cinsiyetten farklı bir cinsiyetin hukuken tanınmasını sağlayan prosedürlerin getirilmesi gerekecek.Oysa Bulgaristan Anayasası ve Bulgar mevzuatı, insan türünün iki cinsli (kadın ve erkek) olduğu fikrine dayanıyor.

Bulgaristan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı EkaterinaZaharieva, “Bulgaristan’ın kararının, Avrupa Birliği’nin (AB) tümünde İstanbul Sözleşmesi’nin uygulamamasına neden olacağı söylenebilir.”dedi.Böylece AYM’nin ve Bulgar Hükümeti’nin kararı, AB’nin tamamının bu Sözleşme’ye katılımının önünde bir engel teşkil etmiş oldu.

Aynı şekilde bu menfur Sözleşme’yekarşı Hırvatistan'da da muhafazakar parti ve milletvekillerinden ciddi bir tepki söz konusu. Hırvatistan Parlamentosu'nda “aileyi zayıflatacağı” ve “kadını koruma kisvesi altında cinsiyetçi ideolojiyi” teşvik edeceği gibi düşüncelerle Sözleşme eleştiriliyor.

Türkiye’de ise durum çok feci;İslami görünümlü muhafazakar bir hükümet var iktidarda, ancak halk,Sözleşme’nin amaçlarından bihaber; çünkü TCEP’yi, kendilerine anlatıldığı gibi kadın ve erkek arasındaki eşitliğinin sağlanması, kadına yönelik şiddetin önlenmesi çalışması sanıyor.

Halkın bu konuda bilinçsiz olması gayet normal. Çünkü TCEP, bir organize devlet politikası olarak uygulanıyor ve asıl niyet ustaca kelimelerle, söz dizimleriyle, bilerek yapılan tercüme yanlışlarıyla onlardan saklanıyor. Oysa bu sapkın proje, kanıksatılması sağlanmadan ve geç kalınmadan anlatılması şartıyla, ancak halkın topyekün ve bilinçli bir karşı duruşuyla önlenebilir. Halkı bilgilendirmenin ve bilinçlendirmenin en önemli ve en doğru aracı ise STK’ların (Sivil Toplum Kuruluşları) organize devlet gücüne karşı (yine) organize olarak çalışmasıdır.

Dönemin AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli’nin “Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’nin hazırlanmasında ve sonuçlandırılmasında öncülük eden 13 ülkeden biridir. Parlamentosunda onaylayan ilk ülkedir.”diyerek övündüğü* bu sözleşmeye, yaniTCEP’yekarşı mücadele, ataları Lut Peygamber’in yolundan giden bir avuç insanla başladı; Yrd. Doç. Dr. Mücahit Gültekin, Av. Muharrem Balcı, Prof. Dr. Burhanettin Can, Ümit Şimşek, Ahmet Hakan Çakıcı, Sema Maraşlı gibi bir avuç insan…**

1 çekimser oya karşın, 246 oyla TBMM’de kabul edilen İstanbul Sözleşmesi’nin uygun bulunması tasarısı üzerinde“tüm siyasi partilerin uzlaşma tablosundan duyduğu memnuniyetini” dile getiren Nurettin Canikli, o gün neyi savunduğunun farkında mıydı, bilinmez, ancak bugün STK’larda bir farkındalık oluştuğunu görmek son derece umut verici. Umudum o ki, tehlikeyi fark edenlerin, onunla savaşacak olan bir avuç insanın sayısı artacak ve inşallah toplumsal bir baskı oluşacak. İnşallah böyle olur; çünküLut kavmini helak eden gazabın tepemize inmemesi için Allah katında bir ayrıcalığımız bulunmuyor.

Sevindirici bir gelişme olarak kaydedelim; Cihannüma’nın ittihadı altında 33 STK***Gaziantep Gönüllü Kuruluşları Platformu adıyla, 18 Mayıs 2019, Cumartesi günü GaziantepYeşilsu Şehitler Anıtı’nda, saat 13.00’te biraraya gelerek basın duyurusu gerçekleştirdi.Yine bundan önce de 24 şehirde 777 cemiyetten teşekkül ettirilen “Türkiye Aile Meclisi” platformu tarafından 8 Mart 2019’da Cuma namazından sonra 14 camide “İnsana, aileye şiddeti ve cinayetleri engellemek için aileyi yıkan yasalar kalksın,İstanbul Sözleşmesi iptal olsun, 6284 sayılı yasa kalksın, toplumsal cinsiyet eşitliği ve eşcinsellik terörü insanlık suçudur!” sloganıyla basın duyurusu yapılmış, duyurunun sonunda bu çalışmaların 25 Nisan, 15 Mayıs ve 1 Ağustos’ta da tekrarlanacağı bildirilmişti.

33 STK’nın ortaklaşa açıkladığı basın duyurusunda “İslam dünyasına yönelik bir tehdit olduğu bildirilen TCEP’ye yönelik tüm çalışmaların ve aile yapısını dinamitleyen İstanbul Sözleşmesi ile buna dayanılarak çıkarılan 6284 sayılı kanunun iptali” talep edildi. Bu mevzuata dayanılarak üretilen TCE projeleriyle “kadın sömürüsü” icat edilmektedir, denilen basın açıklamasında vurgulanan maddeler şöyleydi:

  • İstanbul Sözleşmesi’ni; 18 yaşın altında örf ve âdetleri gereği evlenen çiftleri cezalandırmak için, kocayı sekiz-on yıl tecavüzcüler koğuşuna, eşini ve çocuklarını cezaevi kapılarına mahkûm eden bir sözleşme olduğu için reddediyoruz.
  • İstanbul Sözleşmesi’ni; arabuluculuğu ve uzlaşmayı yasakladığı için reddediyoruz.
  • İstanbul Sözleşmesi’ni; her türlü sapkın; kadın kadına, erkek erkeğe, toplu gayri ahlaki ortamları meşrulaştıran, sadece birkaç gün evli kalan erkekleri bile ömür boyu nafaka cezası ile cezalandıran bir sözleşme olduğu için reddediyoruz.
  • İstanbul Sözleşmesini; boşanan babalara kendi çocuklarını haczettiren, defalarca kendi çocuğunu görmek için harç ödettiren, “ebeveyn yabancılaştırmaları“ ile çocukları babalarına düşman ettiren sürece kaynaklık eden bir sözleşme olduğu için reddediyoruz.
  • İstanbul Sözleşmesi’ni; her türlü sapkın, nikâhsız beraberliği, “normal, sağlıklı birliktelik“ olarak tanımlayıp anlayışla karşılayan, ancak evli erkeğin sapkın, tehlikeli, kötülüğe meyilli bir sadist olarak gören 6284 no.lu yasa gibi yasalarıiçinde barındıran, üstelik bunu, hukukun en temel ilkesi olan “suçu ispat edilene kadar kişi masumdur karinesini“ iptal ederek yapan bir sözleşme olduğu için reddediyoruz.

Bu çerçevede 1 Ağustos 2019’da, inşallah tüm Türkiye sathında daha geniş çaplı bir basın duyurusu yapılacağı müjdesini de vereyim. İnşallah bu çalışmalar mutad hâle dönüşür, gelenekleşir ve halk ölçeğinde büyük bir baskı oluşturarak bu sözleşmeyi, dayanak olduğu mevzuatları ve projeleri iptal ettirir. Gazab-ı ilahiden kurtuluşumuz bu çalışmaların muvaffakiyetine bağlıdır.

Her Müslüman, Allah’ın tasarımlarına (sünnetullaha) karşı, kendi sapkın tasarımlarıyla, genetiği, karakteri, özü (Nisa 119) değiştirmek, dünyayı ifsad etmek isteyen yeryüzü şeytanlarına, Âdem’e secde emrini reddeden İblis’in torunları ve bu tür ifsad edici tüm projelerin asıl mimarı,insanlığın asıl düşmanı olan Rockfeller, Rotschild gibi ailelere karşı mücadele etmekle mükelleftir.

Çünkü bu sözleşmeye karşı durmak, iptali için mücadele etmek, tüm etkileriyle hukuk, toplum, fert hayatından söküp atmak, ortadan kaldırmak, “her çocuğun bir anne ve bir babaya sahip olma hakkını savunma mücadelesidir.”

Yeryüzünün bu müfsid, müsrif, müflis şeytanlarına karşı hep birlikte haykırmalıyız; “Haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur’an ile uyarmaktan vaz mı geçelim?”(Zuhruf 5)

 

(*) Hürriyet, 25.11.2011 - http://www.hurriyet.com.tr/gundem/kadina-siddet-sozlesmesini-ilk-turkiye-imzaladi-19322067

(**)TCEP’yi savunan, masum gösteren tüm resmî ve gayrıresmî zevata ve masallarına karşı ne olduğu, ne yapılmak istendiği, ülkemizi nereye götürme niyeti taşındığına dair tüm detaylı, derli toplu çalışmalara aşağıdaki linkten ulaşılabilir: http://www.muharrembalci.com/toplumsalcinsiyetesitligi.php

(***) Gaziantep Gönüllü Kuruluşlar Platformu Üyeleri:

  1. Anadolu Gençlik Derneği
  2. Anadolu Tevhid Vakfı
  3. Anharas derneği
  4. AYDER, Davet ve Kardeşlik Derneği
  5. Bülbülzade Vakfı
  6. Cihan-Der,  Hayrat Vakfı
  7. Ensar Vakfı
  8. ÖNDER İmam Hatipliler Derneği
  9. Gaziantep Darulhadis Cemiyeti
  10. Gaziantep Eğitim Hizmet Vakfı
  11. Gaziantep İ.H.H.
  12. Hasan Hoca İlim Yayma Vakfı
  13. Hoşgör Fatih İlim Araştırma Vakfı
  14. İlim ve Hikmet Derneği
  15. İlim Yayma Cemiyeti
  16. Kalem-Der,  Zehra Vakfı
  17. Köprü-Der
  18. Medeniyet Vakfı
  19. Memur-Sen
  20. Semerkand
  21. Suffa-Der
  22. Vahdet Vakfı
  23. Veren-el, Safa Vakfı
  24. Yeni Dünya Vakfı
  25. Erdemli Yöneticiler Akademisi
  26. Cihannüma Derneği
  27. İnsan ve Medeniyet Hareketi
  28. Elif Derneği
  29. Yedi Hilal Derneği
  30. Birlik Vakfı
  31. Türkiye Gençlik Vakfı
  32. Uşşaki Vakfı
  33. Milli Birlik Cemiyeti
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Serdar Duman Yazdı: Türkiye Sekülerleşiyor mu?
Serdar Duman Yazdı: Türkiye Sekülerleşiyor mu?
Gülbeyaz Karataş Soyalp Yazdı: Kudüs İzlenimleri...
Gülbeyaz Karataş Soyalp Yazdı: Kudüs İzlenimleri...