Gül Altuntaş Hocam Büyüktür Ama Hakikat Ondan Daha Büyüktür.
Hocam Büyüktür Ama Hakikat Ondan Daha Büyüktür.
Gül Altuntaş

Hocam Büyüktür Ama Hakikat Ondan Daha Büyüktür.

 “Hocam Büyüktür Ama Hakikat Ondan Daha Büyüktür” demiş Eflatun.

Memleketin birinde birbirine rakip ve de düşman iki köy varmış. Karşıdan karşıya birbirlerine baktıkça, içlerinden; ''eninde sonunda benim olacaksın, elbet seni bir gün istila edeceğim'' diye geçirirlermiş.

İki köyde orta halli, kendine yetebilen, aşını ekmeğini çalışarak kazanan, yazın ekip biçip kışın ambarından yiyen insanlar... Adamlar bağda bahçede, tarlada tapanda; kadınlar aşta ekmekte, beşikte eşikte; çocuklar köy meydanında bazen çelik-çomak bazen körebede....

Derken köyden birinin içinde yaşayan bir kurnazın aklına bir fikir gelmiş. Ey köylüler; şimdi siz karıları çocukları köyde bırakıp bağa bostana çıkıyorsunuz, karşı köy tetikte bekliyor, sizler bağda tarlada iken bunlar gelip saldırsa, siz gelene kadar, çol çomalak kırıp geçirse ne yaparız? Size en iyi ihtimalle, anında haber uçurursak bile, tarladan, tahrayı, keseri kapıp geleyim deyinceye kadar iş işten geçti olmaz mı?

Köylüler az biraz düşününce haklı bulmuşlar... Doğru söylüyorsun, madem bunu düşünecek kadar akıllısın hadi bize çözümü de söyle. Elbet ki söylerim, bildiklerimi siz yoldaşlarımdan saklayacak kadar vicdansız mıyım, ama bunun da bir maliyeti var, yanlış anlamayın o maliyet bana değil bu çözümü ifa edecek adamadır...

Hele sen çözümü söyle , içimize düşürdüğün kurttan bizi kurtar da , maliyetine de bakarız demişler. Bence köye bir bekçi tutalım, siz tarlaya tapana çıkınca köyde kalanları gözetir, kollar, ayrıca karşı köyü de keşifler, yapıp ettiklerinden önceden haberdar olursanız ona göre önlem almayı da bilirsiniz. Bu öneri tüm köyün aklına yatmış. Sağa sola bakınıp, bu bekçilik işi için uygun adamcağız bulalım derken, akıldane gene söze girmiş. Görüyorum ki, hepinizin bostan, tarla, bağ bahçe var, hiç birinizin bu işleri bırakıp bekçilik edecek hali yok. Öyleyse , hadi iyilik kısmı gene benden olsun, kabul ederseniz, bendeniz bu işi üstleneyim... Dediğim gibi, hem köydekilere göz kulak olmaya çalışırım, hem karşı köyü radarlarım ki, önden tedbirimizi alalım. Siz de bu arada , tarladan tapandan kazandıklarınızdan üçer, beşer bana maliyet olarak bırakırsınız.......

Eh bu iş de yatmış köylülerin aklına. Tuttukları akıl dane, onlar işinde gücündeyken, köyü ve içindekileri koruyup kolaçan edecek, karşı köyü gözetleyip ön önlem alacak. Köylüler de kazandıklarından verecek ki , bekçimizin de iaşesi karşılanmış olsun....

Köylüler işleri rayına oturttuk, artık gönül rahatlığı ile çalışalım rahatlığı ile, tarlaya gidip gelirken, bekçi tekrar haber salmış köye...

''Falanca gün köy meydanında toplanacağız..'' diye. O gün gelmiş köylüler ve akıldane meydanda.. Bizimkinin surat üç karış, sanırsın tüm gün bağı kazıyor, çolçocuğa o bakıyor, aşı ekmeği bütün o pişirip veriyor, tüm bunları da babasının hayrına yapıyor.

Hemen söze girmiş. Biliyorsunuz siz tarlanızda rahat huzurla çalışırken ben tüm gün köyü gözetliyorum, köyü koruyorum, karşı köyü radarlıyorum, tüm gün çok yoruluyorum. Karşı köydekiler saldıracak olsa neler yapabiliriz diye kafa yorup, düşünüyorum... Bunca işi yapmak cidden zor, kimse kolay kolay bu işleri yapmaz/yapamaz. Bilirsiniz ben sizleri sevdiğim için katlandım bunca işe..... Kısa ve net diyeceğim o ki; vallaha verdiğiniz maaş , tüm bu işleri karşılamaz, bir miktar haraca, pardon maaşıma artış isterim, tarladan bağdan bostandan her ne geçiyorsa elinize, ondan benim payıma düşeni bir miktar daha artırmanızı istiyorum. Bir de valla tüm gün düşündükçe aklım çıkıyor, karşı köyden siz tarladayken saldıracak olsalar, ben köyü mü koruyacağım, size haber mi vereceğim, ne yapabiliriz diye strateji mi geliştireceğim..... Onun için, size tavsiyem, bir tane bekçi, bir tane de ulak ayarlayalım.... Çok bir şey değil, tarladan tapandan gelenlerle bir miktar da onlara ayarlarız, ben de bunları koordine eder, işleri rayına oturturum. Sizler de gönül rahatlığı ile işinize gücünüze bakarsınız.......

Eh bu da yatmış köylülerin aklına. Zaten gariplerimin yorgunluktan düşünmeye mecalleri bile kalmıyormuş ki.... Hem başlarında böyle akıllı, böyle iş bilir varken düşünme gereği bile duymuyorlar..... Bekçiyi, ulağı da, kulağından tutup vermişler emre...... İnşallah bundan sonra yeni icat çıkmaz umuduyla dönmüşler evlerine.  Ama hiç de umdukları gibi olmamış. Ulakla gene çağrılmışlar köy meydanına. Gene toplanmışlar, bakalım sorun bu sefer nedir merakı ile... Hemencecik söze başlamış gene akıl daneleri..

Bakınız çok çalışıp, çok yoruluyorsunuz. Sizi anlamaya çalışıyorum, bunun için de tüm gün çok çalışıp çok yoruluyorum sizin için... Düşündüm taşındım, onca emeğiniz var,  tarlada tapanda. Yarın bir gün hasat edeceksiniz. Bu hasatları mazallah, karşı köy saldırıp elimizden alacak olsa ne yapabiliriz ki? Hiç bir şey.! Şimdi bunun için bir önerim var. Bu hasatları hep bir yerde toplayalım, kapısına koca bir kilit yaptıralım, nasıl olsa emrime bekçi verdiniz bu bekçi ambarın etrafında kolaçan olup ambarı beklerken ben de kilide mukayyet olurum, sizler zaten , tarlada , bağda bostandasınız, o esnada ambarla ben ilgilenirim, kilidi kuşağıma bağlar, hasada da göz kulak olurum......

Buna da razı olmuşlar, ya da razı olur gibi olmuşlar. Görünen o ki, her bir şeyi zaten kendileri için düşünen bu efendi, pek de yerinde düşünüyormuş her bişeyi..... Ambarı ve kilidi de teslim etmişler. Sonra efendinin aklına birey , birşey ,birşey... çok şey daha gelmiş . Ve hep de aklına zaten harika şeyler geliyormuş... O bişey düşünüyor ve istiyor, köylüler olur deyip veriyor.. O istiyor köylüler olur deyip veriyor ..........

Ambarın kilidi, pınarın gözesi, köy odası, köy camisi, köy kahvesi, köy peyniri, köy tarhanası, köy ördeği, köy kazı, köyün yumurtası civcivi.  

Oh be rahatlamışlar, her bir şey yükmüş meğer de haberleri yokmuş. Vermişler rahatlamışlar. Tüm kilitler efendi hazretlerinin elinde. Köylü çalışmasında, hatta çalışmaya öyle alışmışlar ki, neredeyse evrim geçirecekler, işçi arılar ve karıncalar gibi, sadece ana arıyı beslemeye odaklı bir yaşam formuna dönüşecekler....

Tüm yük üzerlerinden kalkmış... Tüm kilitleri efendi hazretlerine verince yükleri hafiflemiş.  Artık efendi hazretleri düşünsünmüş her birşeyi.

Tüm yük O'nun omuzlarında.. Bütün kilitler O'na ağırlık yapsın.  Karşı köy mü? O salaklar demokrasi diye bir şey bulmuşlar. Tüm kararları meclis diye bir şey de alıyorlarmış. Haliyle de tüm yük hala omuzlarındaymış... Teslim etselermiş Onlar da tüm kilitleri rahatlasalarmış.. Ama maalesef Onlarda bu kadar zeka yokmuş... Bir de öte köy aslında çoktandır umurlarında bile değilmiş. Öte köydekiler meğer boşuna gelin-güvey oluyorlarmış...

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Atasoy Müftüoğlu Yazdı: Kuran’ı Kerim  muhafazakarların yoğun saldırılarına uğruyor.
Atasoy Müftüoğlu Yazdı: Kuran’ı Kerim muhafazakarların yoğun saldırılarına uğruyor.
Cevdet Işık yazdı: Silah Ve Zeytin Dalı, Ortadoğu’da Şiddetin Kökenleri
Cevdet Işık yazdı: Silah Ve Zeytin Dalı, Ortadoğu’da Şiddetin Kökenleri
pendik escort kartal escort pendik escort sex hikaye kurtkoy escort