Haçlıların Ayasofya’yı Kiliseye Çevirme Niyetleri ve Mescid-i Aksa Üzerindeki Siyonist Emeller..
Recai Yurdan

Haçlıların Ayasofya’yı Kiliseye Çevirme Niyetleri ve Mescid-i Aksa Üzerindeki Siyonist Emeller..

Ayasofya Hıristiyanlığın İslamiyet’e devir ve tesliminin bir abidesidir. Bunun için kilise iken cami olmuştur. Elbette tekrar camiye çevrilecektir. Bediüzzaman Said Nursi (r.a.)

Ayasofya Camii, 1018 ile 1204 yılları arasında Doğu Ortodoks Katedrali, 1204 ile 1261 yıllarında Katolik Katedrali, 1261 ve 1453 yıllarında Doğu Ortodoks Katedrali, 1453 ile 1930 yıllarında cami ve 1935 yılından günümüze kadar da müze olarak kullanılmaktadır. İmam Ahmet b. Hambel’in Müsned’inde geçen İstanbul’un fethiyle ilgili hadis-i şerifin tam tercümesi şöyledir: “İstanbul elbette fetholunacaktır. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandan, onu fetheden asker ne güzel askerdir.” ( Ahmed, IV,335; Hakim, IV, 468/8300.)

1453’de kiliseden camiye dönüştürüldükten sonra Osmanlı sultanı Fatih Sultan Mehmet’in gösterdiği hoşgörü ile Ayasofya’daki mozaiklerde yer alan insan figürleri tahrip edilmemiştir. Ayasofya Camisi’nin 1934 yılından beri tapusu Fatih Sultan Mehmet vakfiyesine ait olmasına rağmen Türkiye Cumhuriyeti maalesef müzeye çevirmiş ve mahzunluğa terk etmiştir.

Ayasofya camisi 100 yıllar boyu ibadete açık kalmış Birinci Dünya savaşının akabinde İstanbul’u işgal eden İngilizlere rağmen yine de Cami haşmetini korumuştur. Hatta bir dönem işgal kuvvetlerinin Ayasofya’yı işgal edecekleri İstanbul halkı arasında dedikodu olarak yayılmış, bunu duyan iman sahibi yiğit insanlar Ayasofya’nın bütün etrafını dinamitlerle döşeyerek eğer işgal ederlerse hiç çekinmeden patlatacaklarını ilan etmişleridir. Bunun duyulmasından sonra bir işgal girişimi olmamıştır. En acı günlerde Müslümanlar ibadetlerine mükemmel bir şekilde, sıkıntı çekmeden devam etmişlerdir.

Ayasofya fethin simgesidir. İslam aleminde değeri büyüktür. Dünyanın değişik ülkelerinde alimlerle kanaat önderleriyle sohbet ettiğimizde, Ayasofya’nın önemini bizlere anlatmaya çalışmışlardır ve Türkiyeli Müslümanların Ayasofya’ya sahip çıkmalarını istemişlerdir. Çünkü haçlıların emelleri hiçbir zaman yok olmamış ve olmayacaktır.

Ortadoğu da gözümüzün nuru Mescidi Aksa nasıl ki bir Süleyman mabedi yapılmak isteniyor ve bizlerde Kudüs’ü şerifin elimizden çıkmaması için Allahu Teala’nın kutsal belde olarak çevirdiği Aksanın bizim canımızdan daha kıymetli olduğunu bilip kabul ediyorsak, Ayasofya’nın da ona benzer bir kutsallığı olduğunu bilmeliyiz. Batı Ayasofya’ya, Siyonistler de Mescidi Aksa’ya hiç çekinmeden pervasızca gözünü dikmiştir. Rabbim onların emellerini boşa çevirsin. Bizim Ayasofya camisine olan sevgimiz ihtimamız taş eserine değil, Allah’ın evlerinin şubelerinden biri olması ve fethin sembolü olmasından kaynaklıdır.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan seçimden öncesine kadar “Sultan Ahmet’ i doldurmadınız ki Ayasofya’yı camiye çevirelim” demişti. Seçime bir hafta kala bu söyleminden vazgeçerek “ Ayasofya için müze tabiri kaldırabilir, cami hitabını kullanabiliriz” ifadelerini kullandı.

En kısa zamanda çalışmaların başlatılmasını temenni ediyoruz. Eğer Ayasofya bu durumunu aşarsa ibadete açıldığı zaman emperyalizmin ve NATO’nun Türkiye’den bağlarının kapacağı gün olur. Kürecik, İncirlik ve NATO üstleri Allah’ın izniyle ülkemizden defolup gideceklerdir. Ayasofya bunun başlangıç ayağıdır. 70’li yıllarda  dönemin gençliği olan akıncı abiler “ zincirler kırılacak Ayasofya açılacak”  sloganları atıyorlardı. Maalesef konjonktür gereği bu sloganı atan abilerin bir kısmı şu dönemlerde Ayasofya’nın açılmasının uygun olmadığını, ekonomik dar boğaz sıkıntısını, Avrupa ve Batı’nın bize yaptırımlar uygulayabileceğinden bahsediyorlar.

Bizler samimi olursak Allah’ın izniyle onların yaptırımları hiçbir işe yaramayacağından eminim. Yeter ki samimi olalım.

Ayasofya’nın özgürlüğe kavuşmasını dilediğimiz gibi şu anda muhasara altında olan göz bebeğimiz, İslam ümmetinin merkezi davası, yol haritası olan Kudüs yolunda da birleşmeliyiz.

Mahzun olan Ayasofya’nın bir an önce özgürlüğüne kavuşması için hep birlikte ümmet vahdet ve mukavemetin yanında yer almalıyız.

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ayşe Böhürler Yazdı: “İstanbul Sözleşmesi’’ üzerinden yürüyen kampanyaları anlamakta zorlanıyorum.
Ayşe Böhürler Yazdı: “İstanbul Sözleşmesi’’ üzerinden yürüyen kampanyaları anlamakta zorlanıyorum.
Yıldız Ramazanoğlu Yazdı: Hz. Fatıma'nın Günümüze Düşen Işığı...
Yıldız Ramazanoğlu Yazdı: Hz. Fatıma'nın Günümüze Düşen Işığı...