‘Dindar Nesil’ Söylemi Ve Başörtü Çıkarma Akımı
Muhammed Acar

‘Dindar Nesil’ Söylemi Ve Başörtü Çıkarma Akımı

Türkiye’nin 2000 öncesi yıllarını hatırlayalım. İmam hatip lisesine başörtüleriyle giremedikleri için okul kapılarına kendilerini zincirleyen kızların haber bültenlerinde döktükleri gözyaşlarını gözümüzün önüne getirelim. Birde Ak Parti’nin 2002 yılından bu yana “Yeni Türkiye” sloganı ile yönettiği Türkiye’yi  gözden geçirelim ve bu iki durumu birbiriyle karşılaştıralım.

Cumhurbaşkanı ve Ak Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir sık sık tekrarladığı, birde ara ara vurgu yaptığı iki ifade var. İlki “Yeni Türkiye” söylemi, ikincisi ise “Dindar Gençlik” söylemi. Bu iki söylem birbiriyle bağımsız değil elbette. “Yeni Türkiye” ve “Dindar Nesil” ifadeleriyle anlatılmak istenen, çalmayan, rüşvet yemeyen, faiz alıp vermeyen, dini kurallara daha fazla riayet eden ahlaklı bir gençlik oluşturulması hayaliydi. Peki, bu gerçekleştirilebildi mi?

İtiraf etmeliyiz ki, İmam hatip liselerinin kapılarına kendilerini zincirleyen başörtülü kızların yerini, başörtüsünü çıkarmakla iftihar eden, başörtülü eski halini bir utanç vesikası olarak görüp, “bakın bu başörtülü halim, buda başörtüsüz ve mini etekli halim” dercesine, kendisine ait iki farklı görüntüyü sosyal mecralarda gurur duyarak paylaşan kızlar aldı.

Burada şunu da belirtelim; burada asla başörtüsü takmayan kitleyi aşağılayıcı, tercihlerinden ötürü onları mahkum edecek tarzda bir niyet amaçlamadığımız gibi, samimi bir şekilde tesettüre riayet eden insanları da bu anlatılanların dışında tutuyoruz. Değinmek istediğimiz nokta, son 15-20 yıllık süreçte başörtüsünün, kendisini “muhafazakar” olarak tanımlayan kesimin nezdinde yaşadığı anlam kaybıdır.

Herkes duymamış olabilir ama internet üzerinde örgütlenen bir platform var. Kendilerini “Yalnız Yürümeyeceksin” sloganıyla ifade ediyorlar ve başörtüsü takan kadınlara “Yalnız Yürüme” diyerek başörtülerini çıkarma çağrısında bulunuyorlar. İş burada kalmıyor tabi. Bu oluşumun aynı zamanda ateist bir yapılanma olduğunu anlamak için çok zeki olmaya gerek yok. Yani başörtüsü ile birlikle İslam’ı da terk etmeye çağırıyorlar aslında. Hedeflerini anlatırken diyorlar ki; “hayatlarının herhangi bir diliminde başörtüsü takmış, başörtüsünü çıkarmış, başörtüsü baskısını türlü şekillerde yaşamış ve henüz bu yönde mücadele eden kadınların hikayelerini paylaşmak ve başörtünün hayatlarında yarattığı zorlukları ve mücadelelerini anlatmak...”

Görüldüğü üzere, platformun çağrısı direkt ve güçlü bir şekilde başörtüsünü çıkarmaya yönelik. Açıklamanın hiçbir yerinde “biz başörtüsünü hür iradesiyle, dini hassasiyetleri sebebiyle takan kişilere karşı değiliz” gibi bir ifade geçmiyor. Toplumun bir kısmının yaşadığı sıkıntıları gündeme taşırken, onları mağdur eden faktör ne ise oraya odaklanılır ve bu konuda mağdur olmayan, bir sıkıntı yaşamayan kitle, bu eleştirinin dışında tutulur. Bunu herkes bilir. Burada ise böyle bir ikiye ayırma durumu göremiyoruz. Buda demek oluyor ki, amaç söylendiği gibi sadece baskı ile başörtüsü takmış insanlar değil. Bunun üzerinden başörtüsüne ve taşıdığı anlama yönelik karşı bir hamle yapmak.

Sözün burasında şunu da söylememiz lazım; bir insanın tesettürü tercih etmesi veya etmemesi hür iradesi ile gerçekleştirmesi gereken bir eylemdir. İslam, bunun bir baskı sonucu gerçekleşmesini öngörmemektedir. İslam’ın tavsiye ettiği bir eylem başkalarına baskı yoluyla dayatılıyorsa, bu asla İslami bir davranış değildir. İnsani de değildir. Bunun adı zorbalıktır. Zorbalığa ise ‘gerçek İslam’da yer yoktur.

Son yirmi yılda yaşanan İslami, insani ve ahlaki çürümeye dönüp baktığımızda, şikayet ettiğimiz ne çok şey vardı değil mi? Her şeyin özünü yitirdiği, anlamından sıyrıldığı, kavramların anlaşılmaz olduğu gibi bir çok şeyden şikayet ettik. İşte şimdi bu (başörtü çıkarma akımı) gibi hareketler, bu yozlaşmanın patlama noktasına geldiğini, görünürde İslami gibi görünen, lakin taşıdıkları şeyin manasını kavrayamamış olanların dökülmesine bir sebep teşkil ediyor.

İçimizi acıtsa da, “iyi oldu” denir mi bilemiyorum ama şunu rahatlıkla söyleyebiliriz:

İslami temsil noktasında yeniden samimi bir noktaya ulaşılmak isteniyorsa, bu dökülme yaşanması gerekiyor. Şikayetlerimiz sona ersin istiyorsak, gerçek ile sahtenin birbirinden ayrılması gerekiyor. Bu yüzden, “başörtüsünü nasıl çıkarırlar” diyerek öfkelenmek, sayıp dökmek yerine bunun sebeplerini irdelememiz gerekiyor.

Dindar bir nesil yetiştireceğini iddia edenlerin bu alanda hiçbir şey yapamamış olmasını, eğitimi yapboz tahtasına çevirip öğrencilerin zihnini allak bullak etmiş olmasını, İslami hassasiyetlerin kaybolmuş olmasını, kavramlarımızın içinin boşalmış olmasını yeniden düşünmemiz gerekiyor.

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ali Bulaç Yazdı: Modern Psikolojiye Göre Rüya..
Ali Bulaç Yazdı: Modern Psikolojiye Göre Rüya..
İnsan olmak zor, ama anne insan olmak daha zor!
İnsan olmak zor, ama anne insan olmak daha zor!