Ümmiye Yılmaz Erçevik Ben ‘Dön!’ Desem de Sen Artık Dönme!
Ben ‘Dön!’ Desem de Sen Artık Dönme!
Ümmiye Yılmaz Erçevik

Ben ‘Dön!’ Desem de Sen Artık Dönme!

Arkana dönüp baktığında ne bir hasret ne bir intikam göremeyecek kadar buz tuttu zaman. Mevsim çoktan yapraklarını döktü bile. Güneş tüm kızıllığını kahverengiye çevirdi bu arsız bekleyişin ardından. Üstümüz başımız nispete bulandı adeta. Sanki hoşlanır gibiyiz birbirimizin canını yakmaktan…

Ben “Dön!” desem de sen artık dönme! Söylemem gerek ki biz yaşarken öldürdük birbirimizi ve bu melun sevginin esamesiyle kendi içimizde kaybolduk adeta. Benizleri solgun, mutsuz ve çaresiz cesetler gibiydik çoğu zaman. Kemikleşmiş duygulardan öteye gidemeyen bir hırsın pençesinde çırpınırken kan, ter içinde yandık utanmadan. Utanmadan diyorum evet, tutkulu bir aşkın en kesin kanıtı bu olsa gerek. Eksiklik ve yetersizliklere rağmen belki de tutkularımızdır, bizim avucumuzda şimdi geriye tek kalan…

Bir de avuçlarımızda dualar biriktirdik kabul olmamasından korkulan. Korkuldukça daha bir sımsıkı kucaklanan duaları merhem yapıp sürdük göğsümüzün üstüne sanki yaralarımız hemencik kapanacakmış yahut iyileşecekmişçesine. Hiç kabul olmayacak olsa bile dudaklarımızdan dökülmemesine özen gösterdiğimiz, umutlarımızla beslediğimiz, hayallerimizle sarıp sarmaladığımız dualarımız vardı bizim bir zamanlar. İşte o duaların hatırına dönme! Ben “Dön!” desem de sen artık dönme!

Taşıdığı yükün altında ezilen cılız kahramanlardan farkımız yoktu belki de. Ne zaman kavuşmalar biriktirsek yüreğimizde, hep bir cesaretsizlik engel oldu yolu aşkla gözlenen bekleyişlere. Vuslata bıraktığımız anlarımız oldu bizim. O nedenle ben “Dön!” desem de sen artık dönme!

Yakıp kavuran, küle çeviren bu illet bizi bir yandan bitirdi yavaş yavaş tüketerek. Diğer yandan ise beklemekten gücümüz tükendi. Zamanımız bile olmadı çaresizliğimize ağlamaya. Mecalimiz kalmayana kadar sevmiş olsak da kimsenin gücü yok bu aşkı bu saatten sonra kurtarmaya. O nedenle ben “Dön!” desem de sen artık dönme!

Kaygan bir zeminde ayakta durmak kadar zordu birlikteliğimiz. O yorgun bedenlerimiz gelmesin bir daha yan yana. Özlemekten bitap düşsek de kimi zaman. Tekrardan aynı şeyleri yaşamaya dayanamam. Volkanlar patlasa da yüreklerimizde sevgili; inan, yeniden bu acıyı yüreğimde taşıyamam. O nedenle ben “Dön!” desem de sen artık dönme!

Zamanla soluklaşır yüzümüz. Bir tebessümün altında hatırlanır anılar. Kaybettiğimiz şeyleri başka kazandıklarımızın tesellisinde avuturuz. Bakarsın daha fazla acıtmaz bundan sonra yaşananlar. Umut isimli kuşu her an başucumuzda besleriz .O nedenle ben “Dön!” desem de sen artık dönme…

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Atasoy Müftüoğlu Yazdı: Kuran’ı Kerim  muhafazakarların yoğun saldırılarına uğruyor.
Atasoy Müftüoğlu Yazdı: Kuran’ı Kerim muhafazakarların yoğun saldırılarına uğruyor.
Cevdet Işık yazdı: Silah Ve Zeytin Dalı, Ortadoğu’da Şiddetin Kökenleri
Cevdet Işık yazdı: Silah Ve Zeytin Dalı, Ortadoğu’da Şiddetin Kökenleri
pendik escort kartal escort pendik escort sex hikaye kurtkoy escort