Müslüman olmak sorumluluk bilincine sahip olmaktır…
İbrahim Eser

Müslüman olmak sorumluluk bilincine sahip olmaktır…

Müslüman olmak demek, sorumluluk altına girmeyi göze alıp kabul etmek demektir.

Bu çetin ve ağdalı dünya sınavını başta kabul etmeye razı olanın kaytarma adına farklı seçenekler tercih etme hakkı ve salahiyeti yoktur. Çünkü dağların, yerin ve göklerin üstlenmekten çekindiği bu ağır yükü ne yazık ki cahil, zalim ve nankör insanoğlu yüklendi. Ve insanoğlunun üstlenmekten imtina etmediği bu ulvi görevden kaytarması, kaçınması ve kaçamak yapması asla olamaz.

Dolayısıyla bugün Yemen'de, Nijerya'da ve sair yerlerde/İslam beldelerinde özellikle açlıktan çocukların ölümü gerçekleşiyorsa Müslümanların bunda büyük dahli söz konusudur. Yani Müslümanların vazifesini bihakkın yapmadığındandır.

Kimse kızmasın ve alınmasın, söylemlerin sivri, incitici ve ağır olması hakikatlerin bizatihi kendisinden kaynaklanmaktadır. Gerçekler acıdır, dolayısıyla Müslüman’ın çok bilinçli, çok duyarlı ve çok ciddi bir tarzda bu hassasiyetleri gözetip göstermesi gerekmektedir. Çünkü Müslüman’ın kardeşinin derdiyle derlenmesi gerekir.

Ahlak ve merhamet sahibi olması gereken Müslüman’ın vicdanı ve yüreği, egemen emperyalist güçlerin tahakkümüne dayanan adaletsizliklere tahammül etmez. Dolayısıyla bu anlamda Müslüman duyarsız, tepkisiz, etkisiz ve vurdumduymaz olamaz. Müslüman onur ve ahlak sahibi olması hasebiyle haksızlığa, hukuksuzluğa, zulme ve adaletsizliğe rıza göstermez.

Tarih boyunca bu bilince, hakikate ve hakkaniyete sahip olan Müslümanların, gösterdikleri şanlı mücadeleler takdire şayan hürmete layık bir medarı iftihardır. Gönül ister ki, bu çağın Müslümanları da kendinden sonra gelecek nesillere övünç kaynağı olabilecek güzel hizmetler ve çalışmalar ortaya koyabilsinler. Kendilerinden hayırla bahsedilsin ve hayırla anılsınlar.

İctihad anlamında yeterli donanıma sahip olmayan günümüz Müslüman alimlerinin, aydınlarının, akademisyen ve yazarlarının fıkhi bir çözüm üretemediklerinden ötürü ümmet bir tıkanmayla karşı karşıyadır.

Vahdetsiz bir ümmetin rahmeti olamaz ve küffara karşı da bir caydırıcı güç ortaya koyamaz. Dolayısıyla bu zaafiyetlerden ötürü dünyanın her neresinde bir Müslüman varsa haksızlığa ve zulme uğramakta olup ezilmektedir.

Artık ümmet olarak onurları çiğnenen Müslümanlar bu zilleti kaldıramamaktadırlar. Ümmet olarak Müslümanlar bundan böyle kendi tercihlerinin öznesi olma adına ciddi ve kalıcı çözümler ortaya koymanın derin çaba, çalışma ve gayretin içerisinde olmalıdırlar.

Aksi taktirde bu zillet devam edecek ve daha çok ağır bedeller ödeyeceğiz. Ve canlar daha çok yanacak ve daha çok sıkıntılar, meşakkatlerle imtihanımız sürecek.

Müslüman dünyaya çakılıp kalmaz. Dünyaya bağlanmadan dünya nimetlerinden istifade eder, diye tanımlanan bir Müslüman nasıl olur da kalkıp geçici, çekici, aldatıcı ve kısa dünya hayatını kalıcı, hayırlı, bereketli ve güzel olan ahiret hayatına tercih edebilir.

Zaten gereğinden fazla dünya sevgisine olan tutkunluğundan değil midir ki bugün ümmet adeta kan ağlamaktır. Ahlaki dejenerasyon, ailelerdeki yozlaşmalar bu kadar ayyuka çıkmışken, bu ahlaksızlıklardan hiç mi kimse rahatsız ve huzursuz değildir. Bu rezaletler karşısında Müslüman rahat duramaz, uyuyamaz, uykuları kaçmalı. Çünkü Müslüman ümmetçidir, ümmetin çocuklarını kendi çocukları bilir. Bu inanca, duygu ve düşünceye sahiptir.

Müslümanın  ahlakı tüm zorlukların, sıkıntı ve meşakkatlerin üstesinden gelebilecek tarzda donanımlıdır. Yeter ki kendisini bu inanç ve psikolojiye uygun tarzda görebilsin. Bu bilince, ahlaka, erdeme ve hikmete sahip olan ilim, irfan ve marifet ehli merhamet ordusunun tıkanmasında Yüce Allah'ın gaybi yardımlarının devreye girmesinde endişe etmemelidir.

Dolayısıyla Rabbimiz gerçekten halis olan samimi, ihlaslı kullarını ihmal etmez ve çıkmaz sokaklarda bırakmaz. Yeter ki bizler doğru, dürüst ve yürekten iman edip inanalım. Eğer gerçekten inanıyorsanız/mümin iseniz üstünsünüz ve galip gelecek olan sizsiniz.

Burada esas olan gevşeklik göstermeden, üzüntüye kapılmadan ve bütüncül bir İslami bilince sadık olarak sarılıp yaşamaktır. Fetihler/zaferler o zaman biiznillah gelecektir.

Barış, sevgi ve kardeşlik bilincinin pekiştiği bir zemine çok ihtiyacı var bu ümmetin. Rabbim bu ümmeti selam yurduna layık hale dönüştürsün.

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Semih     2018-12-22 Zihin ve ufuk açıcı yazılar gerçekten .Tebrikler
Abdullah     2018-12-22 Yazılarınız zihin açıcı nitelikte. Çok sağolunuz.
mehmet     2018-12-22 insanı kendine getiren yazılar kaleme alıyorsunuz.sizi tebrik ederim.
ali     2018-12-22 çok güzel noktalara değinmişsiniz allah razı olsun
mehmet     2018-12-22 insanı kendine getiren yazılar kaleme alıyorsun. Teşekkürler kardeşim
Salih     2018-12-22 İnsanı kendine getiren yazılar kaleme alıyorsun. Teşekkürler.
Can     2018-12-22 Begenmedim
mert     2018-12-22 yazılarınız gerçekten çok güzel. ALLAH razı olsun.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Şehadetinin 27. Yılında Bosna Şehidimiz Selami Yurdan Kudüs-Der’de anlıyor…
Şehadetinin 27. Yılında Bosna Şehidimiz Selami Yurdan Kudüs-Der’de anlıyor…
Serdar Duman, Türkiye ve ABD arasındaki ‘güvenli bölge’ uzlaşısını yazdı:
Serdar Duman, Türkiye ve ABD arasındaki ‘güvenli bölge’ uzlaşısını yazdı: