Yeni Nesildeki Tablet Köleliği…
Ümmiye Yılmaz Erçevik

Yeni Nesildeki Tablet Köleliği…

İzmir’de Konaktan Buca’ya doğru yolculuk etmeye çalışıyorum. Nitekim akşam saatlerinde toplu taşıma araçları tıklım tıklım. Nefes alacak mesafe bulunmamakta araçlarda. Allahtan çocuklu kadınlara yer vermek adetten.

Kadının kucağındaki henüz dört yaşında var yok olan bir kız çocuğu deli gibi elindeki tabletle kavga halinde. Önce gülümseyerek bakıyoruz. Çünkü hem şirin hem de şaşılası hareketler yapmakta. Sonra anlıyorum ki tablette gördüğü çizgi filmdeki hareketleri tekrarlamakla meşgul istemsizce. Bir kaç kere annesi sesini kısıyor tabletinin. Bu seferde çocuk başlıyor ağlamaya. Tabletin sesi çocuğun sesinden daha sakin bağırmakta…

Etrafa o günden sonra daha dikkatli bakmaya başladım ve hemen hemen her çocuğun elinde bu tabletlerden gördüm. Markalısı daha ucuzu hatta daha pahalısı bin bir çeşidini çocukların elinde görmek mümkün diyebilirim. Rengârenk birçoğunda kılıflar var. Oyuncaktan öte bir yer kaplamakta çocukların gözünde bu tek dişi kalmış canavarlar.

 Anneler kafasını birkaç saat dinlendirmek adına çocuklarına yaptıkları bu kötülüğün farkında bile değiller. Geleceğimiz dediğimiz çocukları adeta kendi ellerimizle sanal medyanın eline çoktan sunmuşuz bile. Ya eskiden kendisi izlemeden çocuğuna o çizgi filmi izlettirmeyen, kendisi okumadan o kitabı okutturmayan bizim annelerimize ne oldu?

Çocuklar bu tabletlerde ne görseler istemeye başladılar. Kendilerine özgü garip bir dilleri oluştu. Lol bebekler, cici biciler aileler bunların ne olduğunu bilmedikleri halde çocuk istedi diye temin etmekteler. Tüketim çılgınlığı henüz iki yaşında oluşmaya başladı. Konuşmayı öğrenmeden çocuğun eline tablet veriliyor. Çocuk çişini öğrenememiş ama tablet kullanıyor. Ayakkabısını giymeyi bilmiyor lakin tablet kullanıyor.

Maddiyatı olanın almasının belki de anlayışla karşılanabileceği bu durumun asgari ücretle çalışanların alamayacağı fiyatlarda olması ise garip bir çelişki diyebiliriz. Bu tabletlerin her kademedeki bireylerin temin etme çabası ise acınası. Çünkü evin erzakından kesiliyor lakin internet ve tabletin maliyetinden kesilmiyor kazanılan alın terinin mevzu sanal medyaysa önemi yok.

Kitaba pahalı diyen velilerin bu tabletlere ayırdıkları bütçelere de şaşırıyorum. Lakin bizim hedefimiz münakaşaya girmek değil. Doğru olanı verelim derken insanları soğutmakta niyetinde değiliz. Çocuk gelişimi ve eğitimi hakkında yıllardır makaleler yazmama rağmen halen ailelerin internete bu kadar pembe bakmalarındaki sebebi anlayamamaktayım. Kitap okuma saatlerinden defalarca bahsetmemize rağmen şimdilerde ailelerin ellerinde birer cep telefonu çocukların ellerinde birer tablet internet saati uygulamasına geçtiklerine şahit olmaktayız.

Nereye gidiyoruz sorusuna ise ben halen cevap bulamadım. Tek bildiğim bu tabletlere çocuklar hapsediliyor. Annesine soru soran çocuklar yok artık. Kendi dünyalarını bu tabletlerin eşliğinde oluşturan başına buyruk bir nesil yetişmekte. Anneler huzur dolu ne de olsa çocukları gözlerinin önünde. Peki ya çocuklara orada verilenler hakkında ne kadar bilgi sahibi bu bireyler. Biraz dikkatli bakarsanız ve çocukları dinleme nezaketinde bulunursanız hepsinin aynı şarkıları söylediklerini gözlemlersiniz. Bu şarkıyı hepsine aynı anda öğreten güç nedir? Ve bu güç ileride bu çocuklara neyi öğütlerse bu çocuklar onu yapmaktan çekinmez? Aslında bizim sormamız ve öğrenmeye çabalamamız gereken konu budur.

Fransa’da internet ve sosyal medya üniversiteye kadar yasaklandığına dair bir yazı okudum geçtiğimiz günlerde. Bizim ülkemizde de bu tarz bir uygulama olsa hiç fena olmayacağını düşünmekteyim. Liseye giden ve ellerinde telefonlarla kendinden geçen çocukların görüntüsü de bana halen normal gelmemekte. Beyinler garip bir yöntemle uyuşturulmakta. Her gün en az yirmi sayfa kitap okumak zorunda olan çocukların ruh hallerinin şimdide erken dönemine yani bebeklik dönemi dediğimiz 2-6 yaşına inmesi korkutucu. Önlem alınmazsa sonucun hiç de mutluluk vermeyecek nitelikte olduğunu düşünüyorum.

Haddim olmayarak bu köşe yazısında tablet köleliğinden bahsettim. Soran, öğrenen ve etrafına karşı dikkatli bakabilen çocuklar yetiştirmek yerine at gözlüğü gibi ellerine verilen birer tabletle dünyadan kopan çocuklar yetiştirerek kendinize ve çocuklarınıza kötülük yapmayın demek istedim. Umarım anlaşılmış ve farkındalık yaratmışımdır. Selam ve dua ile kalın…

                                                                                              

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ak Parti’li başkan makam aracını sattı, parasını öğrencilere harcadı
Ak Parti’li başkan makam aracını sattı, parasını öğrencilere harcadı
Merve Aras Yazdı: Ben Bu Sefil Dünyada Acep Ne Arıyorum?
Merve Aras Yazdı: Ben Bu Sefil Dünyada Acep Ne Arıyorum?