Bir acayip zirve,  tüm tarafları memnun etti.
Alptekin Dursunoğlu

Bir acayip zirve, tüm tarafları memnun etti.

Avrupa ülkeleri ile Astana ortakları arasındaki en yüksek düzeydeki ilk temas olması bakımından önemli olan bu zirve, tıpkı Soçi mutabakatı gibi tüm tarafları memnun etti.
 

27 Ekim’deki İstanbul zirvesi, tema bakımından şimdiye kadar Suriye konusunda yapılan uluslararası toplantılardan bariz bir şekilde farklılık gösterdi.

Daha önceki Suriye konulu uluslararası toplantıların tamamında tartışılan şey ‘Suriye krizinin’ kendisiydi. Örneğin;

İlki 30 Haziran 2012’de yapılan Cenevre konferanslarısorunu Suriye yönetimi ile muhalifler arasında yaşanan bir “kriz” olarak tanımladı. Siyasi müzakereleri ise çözüm olarak önerdi.

İlki 24 Şubat 2012’de yapılan ‘Dostlar Grubu’ toplantıları, sorunu Suriye ‘rejiminden’ kaynaklanan bir ‘kriz’, çözümü ise rejimin devrilmesi olarak tanımladı. Bu çözüm önerisi doğrultusunda vekalet savaşı başlattı. “Beşşar Esed gitmelidir” ön şartıyla da Cenevre’de siyasi çözümü engelledi.  

İlki 30 Ekim 2015’te yapılan ‘Suriye Destek Grubu’ toplantıları, ‘Dostlar Grubu’nun vekalet savaşındaki başarısızlığının sonucu olarak ortaya çıktı. 

Çünkü Dostlar Grubu tarafından Suriye’de rejim devirmek için desteklenen terörist gruplar; Irak, Suriye ve Lübnan topraklarında yüzölçümü bakımından birçok Avrupa ülkesinden daha büyük devletçikler kurdu. 

Vekalet savaşındaki başarısızlığı yüzünden ‘IŞİD karşıtı koalisyona’ dönüşen ‘Dostlar Grubu’ da kendi yarattığı terör, mülteci ve bölgesel istikrar sorununa Şam’ın müttefikleriyle birlikte çözüm aramaya başladı. 

Suriye Destek Grubu işte bu birlikteliğin sonucu olarak ortaya çıktı. “Suriye’nin egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve seküler karakterini” vurguladı[1] ve Suriye’deki sorunu ‘terör’, çözümü ise ‘ön şartsız siyasi müzakere’ olarak ortaya koydu.     

İlki 23 Ocak 2017’de yapılan Astana toplantıları Şam ve müttefiklerinin askeri sahada hakimiyet kurmalarının sonucu olarak ortaya çıktı. 

Astana süreci, bu sorunu “terör” ve “hükümet sistemi” şeklinde ayrıştırdı. Sorunun taraflarını “teröristlermuhalifler ve Suriye devleti” şeklinde tanımladı. “Teröristlerle” ilgili olarak askeri yolu, Suriye devleti ve muhaliflerle ilgili olarak ise siyasi yolu çözüm olarak gösterdi.

Astana sürecinin askeri çözüm önerisi aslında Suriye Destek Grubu’nun, siyasi çözüm önerisi ise Cenevre sürecinin çözüm önerisinin ta kendisiydi. 

Dolayısıyla Astana süreci “Suriye Arap Cumhuriyeti’nin birliğini, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü” garanti edecek bir çözüm için 2017 yılının ocak ayından itibaren çözümün askeri ve siyasi ayaklarını koordineli bir şekilde yürüttü. 

Astana süreci ile öngörülen askeri çözüm yolu sayesinde Suriye topraklarındaki ‘terörist devletçikler’ yok edildi. Tüm ‘teröristler’ İdlib’de toplandı ve yalıtıldı. Siyasi çözüm için zemin oluşturuldu.

Astana’da atılan siyasi çözüm adımları sayesinde de ‘muhalif’ diye nitelenenler, ‘teröristlerden’ ayrıştırıldı; devletle müzakere masasına oturtuldu ve tüm tarafların yer aldığı anayasa hazırlık süreci başlatıldı. 

Böylece yedi yıl sonra ilk kez Suriye’nin birliğini, ulusal egemenliğini ve toprak bütünlüğünü garanti edecek bir siyasi çözüm iklimi yaratıldı.

Suriye’ye savaş dayatanların barış kaygısı

 27 Ekim’de “Suriye Arap Cumhuriyeti’nin egemenliği, bağımsızlığı, birliği ve toprak bütünlüğü”ne “kuvvetli taahhütlerini teyit etmişlerdir”[2] ifadelerinin yer aldığı bir sonuç bildirisi imzalayan tarafların bu iklimin nasıl yaygınlaştırılacağını konuşması bekleniyordu.

Ancak eski ‘Dostlar Grubu’ üyeleri, bu zirvede Beşşar Esed’i cumhurbaşkanı seçip seçmemeyi Suriye halkının iradesine bırakma inceliğini! gösterse de Suriye krizinin çözümüyle doğru orantılı olarak artan kendi kaygılarını söz konusu etti.

Erdoğan, Macron ve Merkel, ortak basın toplantısında mülteci kaygısını vurguladı ve Soçi mutabakatı ile İdlib’de oluşturulan durumun kalıcı hale getirilmesi talebini şöyle dile getirdi:

Erdoğan“İdlib'teki mevcut ateşkesin korunması ve yeni bir insani krize mahal verilmemesi için taşıdığı öneme özellikle işaret ettik.”

Macron: “Rejimin hamilerinin desteğiyle birlikte İdlib'e yapacağı askeri saldırı kesinlikle kabul edilemez olacaktırBurada Türkiye, Avrupa ve bölgenin istikrarı söz konusu. Buradaki risk teröristlerin dağılması ve yeni sığınmacı dalgalarının ortaya çıkması anlamına gelecektir.”

Merkel:“İdlib’de ateşkes doğrultusunda verimli bir çalışma yapıldı. Sürdürülebilir bir ateşkes olması için elimizden geleni yapmayı hazırız.”[3]

Sonuç bildirisindeki “tüm ilgili tarafların muhtıra hükümlerine riayet etmesi suretiyle sağlanacak kalıcı bir ateşkesin önemini vurgulamışlardır” ifadesi, Macron, Merkel ve Erdoğan’ı memnun etmiş gözüküyor. 

Ancak Putin, basın toplantısında İdlib'deki silahsızlanmış bölgeyi “geçici bir tedbir olarak düşünüyoruz”[4] diyerek “kalıcı ateşkes”ifadesinin “kalıcı statüko”anlamına gelmediğini vurgulamış oldu.

Erdoğan, Merkel ve Macron, ‘Dostlar Grubu’ döneminden kalma alışkanlıkla Suriye devletinden ‘rejim’ diye bahsetmeye; Suriye’nin toprak bütünlüğüne yeniden kavuşmasından ve Beşşar Esed’in cumhurbaşkanlığından rahatsızlık duymaya devam ediyor. 

Ancak her üç liderin sözlerinde Suriye yenilgisini artık kabullendikleri ve bir zamanlar benzin dökmekte yarıştıkları Suriye yangınından şimdi en az zararla çıkmaktan başka bir önceliklerinin kalmadığı da açıkça gözüküyor.

 Örneğin bir zamanlar varlıklarını kabul etmedikleri ve ‘muhalif’ etiketiyle destekledikleri silahlı gruplardan ‘terörist’ diye söz edip “terörle mücadelede kararlılık” bildiriyorlar.

“Suriye Arap Cumhuriyeti’nin egemenliğine, bağımsızlığına, birliğine ve toprak bütünlüğüne” “kuvvetli taahhütlerini teyit” ediyorlar.

Suriye’ye gelecek tayin edebilecek durumda olmadıklarını kabullendikleri için de “Beşşar Esed’in Suriye’nin geleceğinde hiçbir rolü olmayacaktır” yerine “Esed bize göre muteber bir isim değildir" şeklinde cümleler kuruyorlar.

Çözümün anahtarı Astana’da

Suriye krizinin çözümü için oluşturulan uluslararası platformlardan hiçbiri ‘Astana Formatı’ kadar işlevsel olmadı. Kapanış seremonisi Cenevre’de yapılacak olsa bile Suriye krizi, Astana’da üretilen perspektif, araçlar ve ilkeler doğrultusunda çözüme kavuşacak.

Almanya ve Fransa’yı 27 Ekim’de İstanbul’da Astana ile temas kurmaya sevk eden şey, mülteci kaygısı ve bir zamanlar Suriye’ye teşvikle gönderdikleri teröristleri faiziyle geri alma korkusundan ibaret. 

Yani bu ülkeler açısından öncelik Suriye’deki savaşın kendilerine mülteci yükü getirmeyecek ve gönderdikleri teröristleri iade etmeyecek bir yöntemle sona erdirilmesi. 

Almanya ve Fransa’yı İdlib konusunda Türkiye ile müttefik kılan da zaten bu öncelik. 

 Türkiye’nin ise bunlara ilaveten bir de Amerika ve Fransa destekli ‘Kürt devletine’ komşu olma kabusu söz konusu.

Türkiye, Suriye söz konusu olduğunda ‘Arap Baharı’ günlerindeki ‘hayır kurumu devlet’ söyleminin hâlâ müşterisi olduğunu düşünüyor olsa da Suriye’yi birlikte ateşe verdikleri Dostlar Grubu ile değil, yakın zaman kadar kavgalı olduğu Rusya ve İran’la yakın durmayı tercih ediyor.

Suriye’de devrim projesine liderlik eden Amerika, Fransa ile birlikte Fırat’ın doğusunda bir proje üstlenmiş bulunuyor ve projenin finansmanını da Suudiler karşılıyor.[5]

Suudiler Yemen’e savaş başlattığında, İran’dan “Irak, Suriye ve Yemen’deki güçlerini çekmesini” isteyen ve 10 binlerce Yemenlinin öldüğü savaşta Suudilere istihbarat ve lojistik desteği vaat eden Erdoğan,[6] şimdi bir gazeteci cinayetinden dolayı Suudilerden hesap soruyor!

Tahran zirvesi sonuç bildirisinden alıntıladığı “Terörle mücadele kisvesi altında sahada yeni emrivakilerin dayatılmasını da asla kabul etmeyeceğiz”cümlesiyle hemen yanında oturan Macron’u ve Trump’ı ima ediyor.

Astana’daki rolü sayesinde Fırat’ın batısında elde ettiği kazanımları örnek göstererek Amerika ve Fransa’ya “Fırat'ın batısında olduğu gibi doğusunda da milli güvenliğimize yönelik tehditleri kaynağında bertaraf etmeyi sürdüreceğiz”diye mesaj gönderiyor.

Sonuç

Sonuç bildirisindeki Türkiye, Fransa ve Almanya’yı memnun eden “kalıcı ateşkes” ifadesi, Putin’in ortak basın toplantısında o ifadeye getirdiği açıklık ve bunun bölge basınındaki yansımaları, 27 Ekim zirvesinin Putin’in tabiriyle çok “yapıcı” geçtiğinin kanıtı oldu. 

Suriye’ninel-Vatan gazetesi bildirideki “Suriye’nin birliğine, egemenliğine ve bağımsızlığına yapılan vurguyu”“Putin’in Suriye’yi destekliyoruz” ve İdlib’deki gerginliği azaltma bölgesi geçicidir” şeklindeki açıklamalarını manşete çekti.[7] 

Suudi el-Hayat gazetesi ise zirveyle ilgili olarak siyasi çözümü ve anayasa komisyonunun hızlandırılması meselesini manşete çıkardığı haberinde bildiri metnindeki ateşkesin kalıcı hale getirilmesi ifadesini vurguladı.[8]

Avrupa ülkeleri ile Astana ortakları arasındaki en yüksek düzeydeki ilk temas olması bakımından önemli olan bu zirve, tıpkı Soçi mutabakatı gibi tüm tarafları memnun etti.

Ancak 27 Ekim’deki dörtlü zirve sonrasında Astana formatının Avrupa ülkelerinin de katılımıyla genişleyeceğini söylemek için henüz çok erken. 

 

 

[1]YDH. 30 Ekim 2015. Viyana bildirisinin metni http://www.ydh.com.tr/HD14254_viyana-bildirisinin-metni.html  

[2]NTV, 27 Ekim 2018. Dörtlü Suriye Zirvesi sonrası liderlerden ortak bildiri https://www.ntv.com.tr/turkiye/dortlu-suriye-zirvesi-sonrasi-liderlerden-ortakbildiri,jcHHk-TZpk-GVRqUGK8JBQ

[3]NTV, 27 Ekim 2018. Dörtlü Suriye Zirvesi sonrası liderler basın toplantısı düzenledi https://www.ntv.com.tr/turkiye/son-dakika-dortlu-suriye-zirvesi-sonrasi-liderler-basin-toplantisi-duzenledi,5wkbWT-eukahQOCYcN_a4A

[4]Habertürk, 27 Ekim 2018. Dörtlü zirvenin ardından liderlerden 'siyasi çözüm' ve 'yeni anayasa vurgusu' https://www.haberturk.com/son-dakika-dortlu-zirve-sonrasinda-liderlerden-aciklamalar-2195371

[5]Hürriyet. 18 Ekim 2018. Suudilerden Washington'a YPG havalesi http://www.hurriyet.com.tr/dunya/suudilerden-washingtona-ypg-havalesi-40990331

[6]BBC, 26 Mart 2015. Erdoğan: 'İran Yemen'deki güçlerini çekmeli' https://www.bbc.com/turkce/haberler/2015/03/150326_erdogan_yemen

[7]El Vatan 28 Ekim 2018. قمة اسطنبول «الرباعية» تختتم بالتأكيد على الالتزام بوحدة وسيادة واستقلال سورية … بوتين: ندعم السوريين.. ومنطقة خفض التصعيد في إدلب مؤقتة http://alwatan.sy/archives/171683

[8]El Hayat. 28 Ekim 2018. قمة إسطنبول تستعجل التسوية ولجنة الدستور  http://www.alhayat.com/article/4609355/سياسة/العالم/قمة-إسطنبول-تستعجل-التسوية-ولجنة-الدستور

YDH

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...