Şiirlerle Eylül...
Mensure Kaplan

Şiirlerle Eylül...

Şiirlerle Eylül,

‘’Eylül'dü.
İzlerini çizdiği zaman ansızın gidişin,
Şimdi yoktu bir anlamı suskunluğun.
Çırılçıplak kalakaldım sessizliğin orta yerinde.
Sonra sesime yankı vermeyen uçurumlar kıyısında yürüdüm bir zaman
En çok sesini aradım.
Gözlerinse asılı bıraktığın yerdeydiler hala.
Gözlerini sildi zaman.. 

Dedim ya… 
Eylül'dü.
Savruluşu bundandı kimsesizliğimin
..  Der  Cemal Süreya Eylül’dü şiirinde 

Eylül hep hazan, yürekteki ayrılığı, duygusal kırgınlığı, nefesteki sevgisizliği temsil eden bir mevsim  olarak  bilinir kimi için. Öyle tanıtılır yüreklere, hâlbuki her mevsimin kendine ait bir hikayesi var dinlenilmesi gereken. Kimi kulakla duyulur yaprak hışırtılarından, kimi teninde hisseder yağmurun sesinden,  Kimi de Renga renk  yaprakların damarlarına işlendiğini de görürsün.

‘’Ve neylesin mevsim sonbahar işte; yaprak nasıl düşerse , gözyaşı da öyle düşer bu mevsim de’’ Der Sinan yağmur . Ama unutmamalı ki , ’’Göz yaşının bile görevi varmış, ardından gelecek gülümseme için temizlik yaparmış’’...  Eylülde böyledir. İçindeki bütün geçmişi temizler, yeni gelecek nesil için hazırlık yapar, bunu ise alıştıra alıştıra yapar, ilk önce kızılı sarı ile ve daha sonra kahverengi ile tanıştırır, bütünleştirir ki ; Her yeşil rengin  ardından bir gökkuşağının çıktığını,  bir daha ki yolculuğa kadar da unutulmayan bir yol rehberi olduğunu anlatıverir  kendi dilinde.

Peki Eylül  insana nasıl yaklaşır. Ona neyi hatırlatır. Ne anlatır? Bu soruların cevapları işte insanda başlar insanda biter. Kimine göre yaşlılığı, kimine ölümü, kimine ayrılığı, kırgınlığı, sabrı, yeniden doğuşu, yağmurdan sonraki gökkuşağını…

Oysa Eylül’e biraz kulak verirsek bir şair gibi senin duygularına, ruhundaki kristallerine göre bir şiir gibi destelenir içinde mısralar. Renklerin uyumudur , zamanın getirisidir, gelecekteki  hayallere yelken açan bir dönüm noktasıdır, umudun beklentisidir  bilenler için.

’’Eylül’le hasretle.
Diyerek bitirdi mektubunu delikanlı , zarfın içine kalbini de koyarak.
İşte bunlar hep şiir. ‘

M.Akif Baltacı

 

Hangi peyzajdan baktığın önemli, görüş açın seni nereye sürüklerse o tarafı yönetirsin, içindeki duygularını da

Şöyle der Erdem beyazıt ;

 

‘’sonbahar bahçelerinde

Çam dalları arasından sızan rüzgarın soluğu

Sürekli zikir üzre pınarın sesi

Ve sonra ezana geçilmişti

O dağların üzerinde özgürlük meşalesi gibi seyrettiğimiz

Bir kurtuluş kandili gibi idrak ettiğimiz

Tan yıldızı da doğmuştu

Bir dirilişi muştulayan horozlar

Kuzular kuşlar böcekler acıkan ve acıkmayan diğer yaratıklar

Doğan güne gülümseyen çocuklar

Ve sonra

Hepsini kuşatan

Ve kıyama duran

Kalbim

"Tabiatın içinde tabiatla birlikte."

 

 Bir yelda başlar doğada, diri kalmak için bir  vuslat gerek ve bir güç gerek bir yaprağın rengi için, o da yine şiirin devamındadır asıl anlam…

 

‘’Ürpertiler içinde soluyan tabiat

Birden her yerde her şeyde içimizde kımıldayan

Yürek vuruşları ile beliren zikir

Yeri ve göğü damarlarımızı dolduran

Ondan başka her şey yok olan yalan olan

Rahman

ve Rahim olan.’’

Her şey bir SON değildir, duygularda son değildir. Bir zaman sonra tazelenir umuda çıktıkça. İşte bir sarı rengin arkasında yeniden tazelenen yeşil cehreler biter . Köklere doğru salıverir kendisini ve orada tutuverir.  Zaman sadece bir duraktır. Beklemesini bilenler için.  

Güneysu dergisinden….

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...