Rabbim Bizi Terk etmesin. Bel Bağladığımız Herkes Terk edebilir.!
Gül Altuntaş

Rabbim Bizi Terk etmesin. Bel Bağladığımız Herkes Terk edebilir.!

Henüz üç yaşında babasını kaybetmiş. Zeki bir çocuk, ama neyin ne olduğunun farkında değil. Anneyi kardeşleri alıp götürüyor köyüne. Kalıyor nene-dede ile birlikte.

''Halamlar da vardı yanımızda, canı istedikçe, ara sıra yardım ederlerdi bize,yokluk içindeydik ama ben hiç farkedemedim o yokluğumuzu. Zannedersem bolca sevgi aldığımdan olsa gerek. Hiç kendime ait önlüğüm olmadı mesela. Hep benden üst sınıftaki halamın kızının, kara önlüğü ile okudum. Fakat bunu hiç yadırgamadım, hayatın olağanı bu sandım. Önlükleri önce küçük hala giyer, sonra küçük halaya yeni önlük alınır ve sen de o halanın önlüğünü giyersin. Çünkü küçük hala büyüdükçe, ona olmayan önlüğü de artık sana olur, senin olur.! Böyle geçti okul hayatım. Ama derslerim ve öğretmenlerim, hayat iksirim oldu. Zaten garibanlıktan ne televizyonumuz ne de başka bişeyimiz yoktu...

Muhtemelen hayata açılan penceremdi okulum. O yüzden okulu çok sevdim.... O yüzden kitap kokusuna bayılırdım, defterler benim en güzel oyuncakalarımdı, silgi ve kalemdi sanki harçlığım. Hiç dert etmezdim paramın olmadığını, kitabım , silgim kalemim varsa herşeyim vardı.....

Ve karar verdim , ben de öğretmen olmalıydım ! Işık olmalıydım, pencere olmalıydım! Hayat iksiri olmalıydım......

İşte böyle böyle bitti lise, her kayıt döneminde bir öğretmenim velimmiş gibi imza atarak , bir üst okula kaydoldum...... Çok düşündüm derslerim de bayağı iyi idi. Tıp, ya da genetik mühendistliği idi okumak istediğim. Gel gör ki, benim borcum vardı, bu ülkenin penceresiz yavrucaklarına.. Önlüğü ağarmış ama, kalbi sımsıcak yüreklere. ihtiyacım vardı. İhtiyacım vardı ülkemin en ücra köşesindeki o minik ellere. Muhtaçtım o masumiyete... Onun için sadece eğitim fakültesi yazdım. Postacı getirdi sınav sonuç belgemi, Hiç bilmediğim bir şehre gidecektim. Artık önlüğünü verecek küçük hala da olmayacaktı, sevgisiyle yokluğu örtbas eden dede ve nene de... Bir komşunun yardımıyla alındı biletim, bir küçük valiz hazırlandı, gideceğimiz yerden bir tanıdık adresi, bir kaç kuruşta para idi cebimde olan. Devlet yurdu da çıkmıştı ya, daha ne isterdim.(?). Sora sora bulundu ilk durak adresimiz. Ertesi gün Kredi ve Yurtlar Kurumunun kayıt bürosu.

Hani adında devlet olunca , babamız biliriz ya... Babanın yurduna kayıta gidiyorum. Sanıyorum ekmek devletten su devletten ... Fakat devlet de istiyormuş meğer suya ekmeğe para.. Kayıt için depozito, yediğin içtiğin için para gerek... Para , varlığında en tatlı şey , yokluğunda en soğuk , kordan ateş...... Üstelik de kayıt için son gün ve mesai bitimine saatler var..... Sağ elimin tırnakları ağzımda benden önce sıradakiler kayıt yaptırıyorken ben de valizimi toplayıp , gideceğim adresi toparlamaya çalışıyorum zihnimde..... Sevgiden başka verecek hiç bir şeyi olmayan nenem ve dedem aklımda.. Hadi ben kabullenirim yokluğun acısını da onlara nasıl anlatırım , param olmadığı için kayıt olamadım da döndüm geldim diye....!?

Birazdan da sıra bana gelecek. Tam o esnada kan ter içinde bir bey, yanında benim gibi kayıt olması gereken bir öğrenci girdiler. Çok korkmuşlar kayıt bitti yetişemedik diye. Daha yeni inmişler hava alanına, hemen taksi ile yetişmeye çalışmışlar. Belli ki saat mevhumları ters... Nefes nefeseler .. Görevli teskin etmeye çalıştı, ''acele etmeyin gelen tüm kayıtları alırız, mesai bitse de gitmeyiz buradaki herkesi kaydetmeden'''...

Tam o esnada da ben girdim söze: ''benim sıramı siz alın, ben galiba kaydolamayacağım, depozitoyu karşılayacak kadar param kalmamış ki.''( sanki daha öncesinde vardı ya.?)... Onların kaydı oldu, görevli beni de çağırdı, ''gel söyle kayıt bilgilerini ver evraklarını''.. ''Ama benim depozito yatıracak kadar param yok.. Üstelik de bu gün son günse, galiba kayıt olamayacağım..'' ''Senin depozitoyu Hızır yatırdı bil.''

Kaydı olduk, yukarıya odama gidiyorum, az önce kaydolanla aynı odaya düştük.. Valizlerimizi bıraktık ranzaların başına.

-Benimle aşağı babamı yolcu etmeye gelir misin?

-Eh geleyim ama bahçe dışına çıkamam haberin ola.

İndik birlikte aşağı. Babası tekrar uçakla yetişmeli işine. Almanya'dan gelmişler, tıp okuyacak, üç hafta önce annesini kaybetmiş.. İki kardeşler, hem babadan ayrılmak hem annenin acısı, hem kardeş ve baba özlemi belli ki O'na zor gelecek...

Teskin etmeye çalıştım: ''Bak benim acı daha da beter, ne dedem ne nenem olacak yanımda ... Üstelik artık buralarda sevgi değil para geçiyormuş.... Hadi babanı aslanlar gibi yolcu et. Gözü arkada kalmasın. Hem tıp okuyacaksın, kaç tane anneyi kurtaracak, kaç tane yavrunun anne kokusuna doymasına sebep olacaksın... Bak dağlar gibi baban da var, korkma tatilde Almanya'ya gidemezsen bile biz senle bizim köye gideriz. Nenem bazlama pişirmede pek beceriklidir.....''

Babasına sarıldı, baba ikimize bir cesaret cümleleri dizerek, bizi önce ALLAHA sonra birbirimize teslim etti.

-Bak gözüm arkada kalmayacak arkadaşını tanıdım , sanki bizim köyden , ve hiç te gözüm arkada kalmayacak , ikiniz de bu vatan için çok güzel işler yapacaksınız. Bunu görüyorum. Hadi emanetiniz ALLAHA , ikiniz de sıkıntınız olduğunda beni arayacaksınız....

Oysa daha tanışalı yarım saat bile olmamıştı ki arkadaş olalım.! Ama Rabbim benim kayıt paramı onların eliyle yetiştirmişti . Hem de saati saatine..... Ayşe'nin de ihtiyacı olan dost ben miydim? Kim bilir ? Sonrasında bir şekilde okudum... Ayşe iyi bir jinekolog doktor oldu. Zaman zaman ararız birbirimizi. Ben de öğretmen... Bildiğiniz öğretmen işte.......

VE ANLADIM Kİ: Sizi herkes terkedebilir.! Bel bağladığınız herkes bir gün öyle ya da böyle gidecektir. Rabbim terketmesin yeter..

Yeter ki; O terk etmesin.Ta Almanya dan kayıt paranı uçağa bindirip gönderir....

Kim bilir ta Cezayir'de senin hakkın olanı bekletir....!

''O anlattı ben yazdım.......

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...