Katar’a Saldıran Arap Basınının ABD Uşaklığı Ve Çağrıştırdıkları,
Abdurrahman Kılıç

Katar’a Saldıran Arap Basınının ABD Uşaklığı Ve Çağrıştırdıkları,

Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Mısırlı bazı yazarlar Katar Emirinin Türkiye ziyaretini ve büyük şeytan ABD dayatmalarına karşı Türkiye’ye yardım ve yatırım yapma kararını eleştirdi.

Eleştiri üslubunu karakterlerini yansıtmaya en uygun kelimelerle ifade etmeye de oldukça önem verdiler.   

Bu üç yazarın tepkisi sanki ülke yönetimlerinin tepkisi gibi algılandı. Böyle algılanması herhalde bu ülkelerin yönetim şekli ile beraber bu ülke yönetimlerinin son zamanlarda Türkiye ile ilgili tasarruflarından kaynaklanıyor. Bu sesler tamamen sahiplerinin seslerinin yankısı. Atmosfer böyle bir algı için oldukça müsait. En azından bu yazarların açıklamaları cirimlerinden fazla yer yaktı. *

Sisi’nin kendi başına özgül ağırlığı olmadığını herkes bilir. O diğerlerinin atadığı ve şimdilik kullandığı bir piyon.

Bu ülkelerin arasında gözler gayri ihtiyari siyonist İsrail’ i de aradı. Bölge ile ilgili konular gündeme geldiğinde bu ülkelerin adı hep beraber duyulur hale geldi. Bu ülkeler Siyonist İsrail’in toplum mühendisliğinin taşeronu gibi hareket ediyorlar. Her siyonist İsrail projesinde hemen rollerini ve mevzilerini alıyorlar. Bu nedenlerle olsa gerek Katar ile ilgili siyonist İsrail’in suskunluğu, şer ittifakının üyelerini hep bir arada görmeye alışkın bizlere biraz tuhaf geldi doğrusu. Ama akıldaneleri siyonist İsrail hem büyük şeytan ABD’nin hem de bu ülkelerin gayretlerinden dolayı dört köşe olduğundan suskunluğunu bozmaya gerek duymadı şeklinde yorumlanabilir bu durum.

Bu açıklama, bu ülke yönetimlerinin Türkiye aleyhine ilk tepkileri de değil. 15 Temmuz darbe girişiminde de darbenin başarısız olmasına bayağı hayıflanmışlardı.

Bölgede dört ülkeden toprak alarak kendilerinin maşası aktörlerle bir Kürt devleti kurma planlanırken de bu ittifakın marifetleri duyuluyordu. Ki keşke bölge ülkeleri kendi aralarında anlaşıp anlamsız sınırları kaldırıp coğrafi bölgeleri ümmet bakış açısıyla isimlendirip, cisimlendirip bölgesel sorunların çözümünde bu fitne- fesat odaklarına fırsat vermese idi.

Bu şer odağı, büyük şeytan ve siyonist İsrail planı ile Türkiye’de büyük bir fesat çıkardı.

Bu şer ittifakını Mısır’da Mursi iktidarına karşı sisi darbesini organize ederken aynı karede görmüştük. Mursi’nin, Mısır’da iktidarı ile büyük şeytan ve siyonist İsrail’in genelde Filistin özelde Gazze projesi büyük bir tehditle karşı karşıya kalmıştı. Siyonist İsrail, Gazze ablukasını uygulayamayacaktı artık. Dahası Gazze’ye bir saldırı durumunda Gazzeliler daha önceki yöneticilerin yaptığı gibi sınırlar kapatılarak siyonist katliama terk edilmeyecekti. Mısır, Lübnan’ın Suriye’si gibi olacaktı.

Bu siyonist İsrail için katlanılacak bir durum değildi.

İhvan ve bölgesel türevlerinin bölgede sistem, iktidar ve sermaye değişimini öngören söylemlerinin de bölge şeyhlerinin, krallarının uykusunu kaçırdığına şüphe yoktu.

Bu şer odağı, büyük şeytan ve siyonist İsrail planı ile Mısır’da Türkiye’dekinden de daha büyük bir fesat çıkardı.

Yemen’de on yıllarca süren iç savaş Abdurabbih Mansur Hadi, Husiler ve diğer taraflarca Barış ve Ulasal Ortaklık Anlaşması ile tam çözülme aşamasında iken başbakanı ve cumhurbaşkanını istifa ettirip Suudi Arabistan’a kaçırdılar. - Daha sonra aynı senaryoyu Lübnan’da Hariri ile de gerçekleştirmek istediler- Mısır’da Mursi’ye karşı sisi darbesini tezgâhlayan bu güruh, Yemen’de meşru yönetimi savunma adına katliamlara başladı.

Suudi Arabistan hep Yemen’e egemen olmak istemişti. İçinde bulunduğumuz dönemde Mendeb Boğazı bölge ve dünya ticareti için önemli bir işleve sahip olacaktı. Yemen, Yemenlilere bırakılamayacak kadar önemliydi.

Bu şer odağı, büyük şeytan ve siyonist İsrail planı ile Yemen’de, Mısır ve Türkiye’dekinden de daha büyük bir fesat çıkardı.

Suriye’deki olayları bu odaktan bağımsız düşünmek safdillik olur elbet.

Gazze’de de direniş gruplarını yıldırmak, Filistin’de yüzyılın anlaşması etiketi ile siyonist İsrail’i tahkim etmek ve Kudüs’ü İsrail’e teslim etmek, Arap  NATO’su kurmak... Bu odağın siyonist İsrail’in akıldaneliğinde ürettikleri ve uygulamaya koymayı düşündüğü yeni projelerden.

Bu odak elbette fitne ve fesatları için uygun bahaneler üretmekte oldukça mahir. Bazen aşırılık, bazen mezhep, bazen meşruiyet, bazen kendilerine kurtarıcı rolü kazandıracak acımasız, akılsız terör örgütleri…

Bunlarla beraber hareket eden FETÖ, DEAŞ ve, el kaide zaten bunların uzantısı da Mısır’daki selefi nur partisi ile Yemen’de ihvan türevlerinden Islah Partisi ise ayrı hikâye.

Ancak bu odağın fitne ve fesatları tarihin akışını değiştirecek güçten yoksun.

Güneş direnenler için doğuyor artık.

 

http://www.haber7.com/guncel/haber/2693044-bae-misir-ve-s-arabistanin-turkiye-hazimsizligi

https://www.haberler.com/katar-in-yatirim-karari-sonrasi-bae-misir-ve-s-11154931-haberi/

http://www.haksozhaber.net/katarinturkiyeye-destegi-bae-misir-ve-suudi-arabistani-kizdirdi-107742h.htm

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Heniyye: “Direnişin yolu Kudüs’e giden en kestirme yoldur.”
Heniyye: “Direnişin yolu Kudüs’e giden en kestirme yoldur.”
Ramazan Deveci  Yazdı: Ölümü Hissetmek, Öleceğiz Ey Dostlar....
Ramazan Deveci Yazdı: Ölümü Hissetmek, Öleceğiz Ey Dostlar....