Kalbim Sana Emanet
Eda Bildek

Kalbim Sana Emanet

Ey Kimsesizlerin kimsesi Rabbim; kalbim sana emanet!

Susuz bir insanın suya hasreti gibi sevmeyi bilenlerin zümresindeydi, kadın.  Gönlü âlemlerin Rabbine niyazda, adımları toprağın kalbinin kadrindeydi. Elbet eğilip de bir çiçeği dalından koparmaya da gücü yeterdi şayet bir çiçek gibi gönlü gövdesinden koparılmamış olsaydı. Bu yüzden dalındaki çiçeğe dualarla dokunandı. Hangi yıldızın kaderine denk geldi bilinmez lakin elinden kayıp gitti gün ışığı. Ruhu göğüs kafesinde inleyip durdu.

Sözünün tutulduğu noktada gözlerindeki yağmura nazaran açtı ellerini gökler âlemine. Kırılgan ve muhtaç yalvardı Rabbine. Dedi ki:

‘Ey huzurun mavisi, kurumuş çölüme yağmur ol!’

Değil mi ki, kadın kelimelerin kıyısında soluklansa da her dem kelimeleri gönlünde uyutmaya yeminliydi. Şimdi o yeminin kıyısında sözün sahibine sığınarak, gönlünü bir tütsü gibi yakıverdi. Her ne gelirse göklerden razı oldu. Değil mi ki o Rabbine yağmurlu bir gecede bütün içtenliği ile ‘narında hoş nurunda’ deyivermişti. Yine öyle deyiverdi.

Hem kalp kırmanın yasak olduğu ayın içindeydi. Kırılıp dökülen ne varsa, onlar da onundu. Yarasıydı, şimdi gönlü avuçlarında gülkurusu bir güldü. Eksik parçasını bulmuş olanlar bilir, o parçanın ağırlığı her dem fazladır. İncinen gönlünde, eksikliklerinizin varlığı da yüceler yücesinin hükmü altındadır. Kadın neticede yazmaya meyilli gönlünün yazgısında acıların dilini de çözmüştür. Ve ne vakit kanasa kalbi, dili Musa’nın dili gibi çözülmektedir.

Yine de;

Sonuç olarak sadece insan olarak kalacak göğün çardakları altında inanmış ve sevmiş gönlün sahibi. Bir pazar yerinde,

Belki yeşil parklarda,

Kitap başlarında güzel insanları belki de.

Ya da bir şiirin öbür tarafında,

Kulaklığın tekini paylaşarak belki.

Yine güzel insanlar,

Hep o güzel insanlar o şarkıları,

O asfalt çizgilerini çizerek gözlerine,

Birkaç notanın içinde el ele olacaktır.

Hafifleyerek geçecektir Baki olanın nazarında sızımız.

Geriye bir tek sevmek kalacaktır. Bu sızı çizecektir sevmelerin altını ince öpüşlerle.

Ve sen sevgili;

Bana seslen, senin sesin geceyi kelebeklerle süslüyor.

Bana bak, senin bakışın bana yuva oluyor.

Ey aydınlık! Sabahı gülümse bu upuzun gecenin ardından.

Senin gülüşünün her mucizesi beni kendime bigane (yabancı,ilgisiz) yapıyor.

Ey huzurun mavisi! Benim kurumuş çölüme yağmur ol.

Seher vakti, bahçem ağaçlarım sana yuva yapacak.

Ey peyderpey mutluluğum! Yemyeşil ovalarıma yağmur ol.

Beni mest-u harab eyle, senin harabın beni viran ediyor.

Sen kıvılcım ol bütün şiirimi ateşe ver, yak.

Ben, kadim bir aşkı efsaneye dönüştüren bir ses, bir nevayım.

Perişan ol, o fırtınalı gecelerden de daha perişan.

Meltem, benim viran şehrimden saçlarına tarak yapacak.

Ve ben perişan olayım,

Lime lime olayım ellerinde…

Ve sen Rabbim;

Dilime dolanan, gönlüme bir oyuk gibi açılan sevgimi kutsa.

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Tarık Tufan Yazdı: Kalk Kudüs’e Gidelim Sevgilim
Tarık Tufan Yazdı: Kalk Kudüs’e Gidelim Sevgilim
İşgalci İsrail, yaralılara yardım eden hemşire Rezan El Neccar'ı şehit etti...
İşgalci İsrail, yaralılara yardım eden hemşire Rezan El Neccar'ı şehit etti...